LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te akşam ifadesini içeren 74 kelime bulundu...

işa-i rabbani / işâ-i rabbânî

  • Hıristiyanların, dinlerinin temel inançlarından biri gibi kabûl ettikleri akşam yemeğinde güyâ Îsâ aleyhisselâmın etini yiyip, kanını içerek onunla birleşeceklerine ve böylece günâhlarının döküleceğine inanmaları.

arıza / ârıza

  • Aksama.
  • Aksama, aksaklık, engebe.

aşa

  • (Çoğulu: A'şiye) Akşam yemeği.

asal

  • (Tekili: Asil) İkindi ve akşam arası mânasına, öğleden geceye kadar olan müddet.
  • Zamanlar ve vakitler.

aşaya

  • (Tekili: Aşi) Akşamlar, mağribler.

aşevi / aşevî

  • Akşam, akşam vaktine dair.

aşi

  • Akşam.
  • Akşam yemeği.
  • Tavuk karasına tutulan kimse.

asil

  • Esas. Yedek olmayan.
  • Köklü.
  • Edebli, soylu.
  • Fık: Muamelâtta kendi nâmına hareket eden.
  • Akşam vakti.
  • Ölüm, mevt.

asile

  • (Çoğulu: Asâil) Bir şeyin tamamı, bütünü.
  • Öğleden sonranın son kısmı, akşam üzeri.
  • Ölüm, mevt.

aşiyy

  • Akşam, akşam üzeri.

aşve

  • Akşam karanlığı.
  • Akşam yemeği.

aşy

  • Akşam yemeği.

aşyan

  • Akşam yemeği yiyen kişi.

ateme

  • Gecenin ilk üçte bir bölümü. Yatsı namazı vakti.
  • İşsizlik, tembellik, atalet, üşengeçlik.
  • Akşam vaktine kadar hayvanın memesinde bâki kalan süt.

atum / atûm

  • Akşam vaktinin dışında sütünü vermeyen deve.

bil-guduvv-i ve-l-asal / bil-guduvv-i ve-l-âsâl

  • Sabah ve akşam.

bila-tevakkuf / bilâ-tevakkuf

  • Duraksamadan, durmaksızın.

bilatevakkuf / bilâtevakkuf

  • Duraksamadan.

cem'

  • Birleştirme, bir araya getirme.
  • İkindi namazını öğle namazıyla, yatsı namazını akşam namazıyla birlikte kılma.
  • Tasavvufta bir makam. Fenâ ve sekr (mânevî sarhoşluk) makâmı da denir.

dek

  • Edat olup zaman ve mekân için kullanılır. "Hatta, tâ, kadar" mânalarına gelir. Meselâ: Akşama dek çalıştım. (Türkçe)

edbar-üs sücud

  • Akşam namazından sonra kılınan iki rek'at nafile namaz.

ekasim

  • (Tekili: Aksam) Aksamlar, paylar, kısmetler.

emsiye

  • (Tekili: Mesâ) Akşamlar, akşam vakitleri. Günün son zamanları.

esil

  • (Çoğulu: Asal-Esail-Usul) İkindi sonrasından akşama kadar olan vakit.
  • Kavi, muhkem, sağlam.

esmar

  • (Tekili: Semer) Masallar. Akşam sohbetleri.

evkat-ı hamse

  • Beş vakit. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının kılındığı vakitler.

evvabin namazı / evvâbîn namazı

  • Akşam namazının farzından sonra kılınan altı rek'atlik namaz.

feylule / feylûle

  • İkindiden akşama kadar olan ve mekruh addedilen uyku.
  • İkindiden akşama kadarki zaman dilimi.
  • İkindiden akşama kadar olan mekruh uyku.

fidye

  • Herhangi bir farzından birini yerine getirmeye gücü olmayan bir kimsenin Cenâb-ı Hak'tan özür dilemek kasdı ile, verdiği para veya sadaka.
  • Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para.
  • Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği.

gabibe / gabîbe

  • Sabah sağılan koyun sütünün üzerine akşam yine sağıp, ertesi güne bekletilip ekşiyen süt.

hilal-i id / hilâl-i îd

  • Bayram hilâli; Ramazan'nın son günü akşamı görülen Şevval ayı hilâli.

hukeşan

  • Tar: Hacı Bektaş şeyhinin Yeniçeri Ocağı nezdindeki vekiline mahsus doksandokuzuncu ortaya 1591 senesinde tâyin olunan Bektaşi müritleri hakkında kullanılır bir tâbirdi. Yeniçeri ocağından yiyip içen ve yeniçeri odalarında yatıp kalkan bu duacıların vazifeleri sabah akşam ordunun selâmet ve muvaffak (Farsça)

i'şa'

  • Akşam yemeği verme.

i'tişa'

  • Akşam vakti yola çıkma.

ıdfe

  • Ondan elliye varana kadar olan erkekler.
  • Kıt'a.
  • Akşam vakti.

iftar / iftâr / افطار

  • Oruçlunun, akşam namazı vakti girdikten, yâni güneşin battığı iyice anlaşıldıktan sonra, yiyerek veya içerek orucunu açması.
  • Oruç tutmama, yime.
  • Oruç açma. (Arapça)
  • Ramazan ayında verilen akşam yemeği. (Arapça)
  • İftâr etmek: Oruç açmak. (Arapça)

igtibak

  • Akşam vaktinde şarap içmek.

ikindi namazı

  • İslâm'ın şartlarından biri olan beş vakit namazın üçüncüsü, öğle vakti ile akşam vakti arasında kılınan namaz.Gökten yere iner kamû (bütün) melekler, Meleklere müştâk olur (can atar) felekler, Kabûl olur anda bütün dilekler, İkindi namâzın kıldığın zaman.

imsa

  • Akşama kalma.
  • Bozma.

ışa' / ışâ'

  • Yatsı zamanı. Akşam ile yatsı namazı arasındaki vakit.
  • Güneş batmasından ertesi günü fecre kadar olan zaman.

ışaan / ışâân

  • Akşam ile yatsı.

ışaeyn

  • Akşam ile yatsı zamanı.

ışaya

  • (Tekili: Işâ) Akşam ezanından yatsı ezanına kadar geçen zamanlar.

istimrar-ı ahlak / istimrar-ı ahlâk

  • Ahlakî özelliklerin aksamadan varlığını sürdürmesi.

kasr

  • Kısa olmak. Kısa kesmek.
  • Birisini bir hususa, bir işe tahsis etmek.
  • Bir işte tembellik etmek.
  • Akşamlamak.
  • Hapseylemek.
  • Yekpâre taş.
  • Beyazlatmak.
  • Gevşetmek.
  • Noksanlaştırmak.

keffaret-i yemin

  • Yaptığı bir yemine sadık kalmayıp bozan bir müslümana lâzım gelen keffâret demektir ki: Muktedir ise, müslim veya gayr-i müslim bir köle veya câriye azad etmekten; muktedir değil ise, on fakiri akşamlı sabahlı doyurmaktan veya on fakire birer parça libas giydirmekten; bu üç şeyden birine muktedir ol

kerretan

  • Sabah ve akşam.

magarib

  • (Tekili: Magrib) Batılar, magribler, garplar.
  • Akşamlar.

magrib

  • (Mağrib) Batı taraf. Garb. Güneşin battığı cihet. Akşam vakti. Afrikanın şimâl tarafı. Türkiye'ye nisbetle garbda bulunan Fas, Tunus, Cezayir ve İspanya tarafı.

mağrib / مغرب / مَغْرِبْ

  • Batı, akşam.
  • Akşam.
  • Batı. (Arapça)
  • Akşam namazı. (Arapça)
  • Kuzeybatı Afrika. (Arapça)
  • Fas. (Arapça)
  • Akşam vakti.

mağrip

  • Akşam namazı.

mekanik

  • Lât. Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hâdiseleri inceleyen ilim. Mihanikiyetten bahseden kitap.
  • Makina. Makina aksamının hey'et-i mecmuası.
  • Kafa yormaksızın el veya makina ile yapılan.

mesa / mesâ / مسا

  • Akşam. Akşam vakti. Akşam olmak.
  • Gamlı olmak.
  • Öğleden güneş batıncaya kadarki vakit.
  • Akşam. (Arapça)

mu'teşi / mu'teşî

  • Akşam vakti yola çıkan.

muhtac / muhtâc

  • İhtiyacı olan. Akşam evinde yiyeceğini bulamayacak derecede fakir olan. Bir şey kendine lâzım olan kimse. Bir eksiğini tamamlamak isteyen. Fakir.
  • İhtiyâc sâhibi. Akşam evinde yiyecek bulamayacak derecede fakîr kimse.

müsy

  • Akşam.

nehar-ı şer'i / nehâr-ı şer'î

  • İmsâktan, akşam namazının vaktinin girmesine kadar olan zaman.

nısf-ül-leyl

  • Gece yarısı yâni Akşam namazının girişi ile, sabah namazının girişi arasındaki vaktin ortası.

regaib gecesi

  • Receb ayının ilk perşembe gününün akşamı (Cuma gecesi).

revah

  • Öğleden akşama kadar olan vakit.
  • Bir şeyin tahsilinden dolayı gelen sürur ve şâdlık, neş'e.

revhat

  • Öğlen vaktinden akşama kadar gitmek.

salat-ül mağrib / salât-ül mağrib

  • Akşam namazı.

şam / şâm / شام

  • Akşam. Akşam yemeği. "Şe'm, şâm" Arapçada "sol" mânâsına gelir. "Yemen" sağ demek olduğundan Hicaz'a nisbetle sol taraftaki memleketlere Şam, sağ tarafdaki beldeye de Yemen ismi verilmiştir.
  • Suriye ve Lübnan memleketlerine de Şam denilmiştir.
  • Arabların Dımışk dedikleri şehrin
  • Akşam.
  • Akşam. (Farsça)

şam u seher

  • Akşam sabah.

şamgah / şamgâh / şâmgâh / شامگاه

  • Akşam vakti. (Farsça)
  • Akşam vakti, akşamüstü. (Farsça)

savm

  • Oruç. Fecrin (tan yerinin) ağarmasının evvelki vaktinden (imsaktan) akşam namazı vakti girinceye kadar, yemeği, içmeği ve cimâ'ı terk etmek.

simer

  • (Çoğulu: Esmâr) Kıssa, hikâye.
  • Akşamdan sonra olan.

subh ü mesa / subh ü mesâ / صبح و مسا

  • Sabah akşam.

ta'şiye

  • Akşam yemeğini yemek.

takdim tehir

  • Öne alma-sonraya bırakma; yolculukta öğleyi ikindi vaktinde, akşamı yatsı vaktinde kılmaya tehir denilir. Bunun zıttı ise takdimdir.

takdim ve te'hir / takdîm ve te'hîr

  • İkindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak.

te'vib

  • Tesbih etmek.
  • Sabahtan akşama kadar seyretmek.

teenni / teennî / تأنى

  • Yavaşlama, duraksama. (Arapça)
  • Dikkat gösterme. (Arapça)

temsiye

  • Akşamlık.
  • Akşamleyin bir nesne getirmek.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR