LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ahlan ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

çal-at

  • Hareketli, yerinde duramayıp şahlanan at.

canperver

  • Kalbi ferahlandıran. Ruha hoş gelen. (Farsça)

dahl

  • (Çoğulu: Dihâl-Edhâl-Dahlân) Pencere.
  • Çukur yer.

hulle

  • Ağır, pahalı.
  • Belden aşağı ve belden yukarı olan iki parçadan ibâret olan elbise.
  • Cennet elbisesi.
  • Fık: Üç defa kocasının boşadığı bir kadının dördüncü defa eski kocasına nikâh düşebilmesi için başka birine nikâhlanması. Müslim bir erkek karısını üç talak ile boşarsa,
  • İslâmî nikâh hükümlerine göre üç defâ boşanmış bir kadının, tekrar aynı adam tarafından alınabilmesi için; başka bir erkek tarafından nikâhlanıp, düğün ve vaty olduktan sonra boşanması.

hurremgah / hurremgâh

  • Kalbi ferahlandıran yer. (Farsça)

ifrah

  • Ferahlandırmak. Memnun etmek.

ihtizaz / ihtizâz

  • Haz duymak, ferahlanmak.
  • Titreşim.

infirah

  • Ferahlanma. Ferahlık duyma.

inşat / inşât

  • Ferahlandırma. Neş'elendirme. Sürurlandırma.
  • Ferahlandırma.

insilah

  • Silâhlanma. Silâh ile techiz olma.

inşirah / inşirâh

  • Ferahlanmak, mesrur olmak.
  • Ferahlanma, sevinme.
  • Ferahlanma, açılma.

isvidad

  • Kararma, kara olma, esmerleşme. Siyahlanma.

martulos

  • (Martoloz) Osmanlı Devletinin teşekkülü sıralarında ve yeniçeri teşkilâtından önce, Hristiyanlardan, ordunun geri hizmetlerinde çalışmış olan teşekküllerden biridir. Silâhlanmış kişi mânasında Rumca bir kelimedir.
  • Eskiden Tuna gemicileri, korsanı mânasında da kullanılmıştır.

menkuha

  • Nikâhlı karı. Nikâhlanmış olan kadın.

müferrah / مُفَرَّحْ

  • Ferahlanmış. Sıkıntıdan, üzüntüden kurtulmuş.
  • Ferahlanmış.
  • Ferahlanan.

müferric

  • Ferahlandıran. Ferah veren. İç açıcı.
  • Kurtarıcı. Ferec veren.

müferrih

  • Ferahlık veren. Ferahlandıran. Ferahlandırıcı, iç açıcı.

muharremat / muharremât

  • Yapılması dînen yasaklanmış, haram olan işler, haramlar.
  • Nikâhlanılması (evlenilmesi) dînen haram kimseler. Nikâh düşmeyenler.

münakeha

  • (Çoğulu: Münâkehât) (Nikâh. dan) Nikâhlanma. Nikâh kıyışma.

münakehat

  • Nikâhlanmalar.
  • Fık: Nikâhla alâkalı olan bahisler.

müsellah

  • (Silâh. dan) Silâhlı, silâhlanmış.

müteferrih

  • (Ferah. dan) İçi açılan, ferahlanan.

mütenakih

  • Nikâhlanan.

müteşehhi

  • İştahlanan.
  • Sevip meyletmiş olan.

mütesellih

  • (Çoğulu: Mütesellihîn) Silâhlanan, silâh kuşanan.

mütesellihin / mütesellihîn

  • (Tekili: Mütesellih) Silâhlananlar, silâh kuşanan kişiler.

nafis

  • (Nefs. den) Gözü nazar değer olan kimse.
  • Açan ve ferahlandıran.

nezia

  • (Çoğulu: Nezâyı') Aşiretinden başkasına nikâhlanmış olan kadın.

saadet-bahş / saâdet-bahş

  • Saâdet veren, sevindiren, ferahlandıran. (Farsça)

şehiy

  • (Şehvet. den) İştahlandırıcı. İsteklendiren, istek uyandıran.

seyran

  • (Aslı: Seyeran) Gezme, gezinme. Bakıp görme.
  • Hareket etme.
  • Açılma, ferahlanma, teferrüc.

tedeccüc

  • Silâhlanmak.

teferruc

  • (Ferec. den) Ferahlanmak. İç açılmak.
  • Gezintiye çıkmak. Seyr.

teferruh

  • (Ferah. dan) İçi açılma, ferahlanma.

teferrüh

  • Ferahlanma.

tefrih / tefrîh

  • Ferahlandırma, gönül açma.
  • Ferahlandırma.

tenaküh

  • Nikâhlanmak.

teneşşut

  • (Neşat. dan) Ferahlanma, keyiflenme.

tenfis

  • (Çoğulu: Tenfisât) (Nefes. den) Nefeslendirme, soluklandırma, ferahlandırma.

tenkih

  • Nikâh etmek, nikâhlanmak.

terfih

  • Ferahlandırma. Refaha erdirme. Rahat ve bollukla yaşamasına sebeb olma.

teşehhi / teşehhî

  • Hırsla istemek. İştahlanmak.
  • Hırsla istemek, iştahlanmak.

teselli

  • Avunma. Kederli ve gamlı olan bir kimseyi söz ve nasihatle ferahlandırma.

teselluh

  • (Silâh. dan) Silâhlanma, silâh kuşanma.

teslih / teslîh / تسليح

  • Silâhlandırma. Silâh ile donatma.
  • Silahlandırma.
  • Silahlandırma. (Arapça)
  • Silahlandırılma. (Arapça)
  • Teslîh edilmek: Silahlandırılmak. (Arapça)
  • Teslîh etmek: Silahlandırmak. (Arapça)

teslih etme

  • Silahlandırma.

teslihat-ı askeriye / teslihât-ı askeriye

  • Askerin silâhlandırılması.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın