LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ahl kelimesini içeren 57 kelime bulundu...

ahlak-ı vahşiyane / ahlâk-ı vahşiyâne

  • Ahlâkî yapı açısından son derece vahşi olma.

ahlaken / ahlâken / اخلاقا

  • Ahlâkça.
  • Ahlakça. (Arapça)

ahlaki / ahlâkî

  • Ahlâkla ilgili, ahlâka ait.
  • Ahlâkla ilgili, ahlâka uygun.
  • Ahlâkla ilgili, ahlâka uygun.

ahlakiyat / ahlâkiyat / اخلاقيات

  • Ahlâk ilmi.
  • Ahlak bilgisi. (Arapça)

ahlakiyun / ahlâkiyûn / اخلاقيون

  • Ahlakçılar. (Arapça)

ahlakıyyun / ahlâkıyyun

  • Ahlâk ilmi ile uğraşan âlimler; bunlar iki kısımdır. Bir kısmı ahlâk-ı hasene olan İslam ahlâkını telkin eder, diğer kısmı ise, dine tâbi olmayan ve hakiki ahlâkı bulamamış olanlardır.

ahlakiyyun / ahlâkiyyun

  • Ahlâk âlimleri.
  • Ahlâk bilimciler.

bed-ahlak

  • Ahlâkı ve huyu kötü olan kimse. (Farsça)

bed-siyret

  • Ahlâksız. Ahlâkı ve huyu kötü olan. (Farsça)

bedahlak / bedahlâk / بداخلاق

  • Ahlaksız. (Farsça - Arapça)

bedsiret / bedsîret / بدسيرت

  • Ahlaksız. (Farsça - Arapça)

cafcaf

  • Ahlâksız, iffetsiz kadın. (Farsça)

denaset-i ahlak / denaset-i ahlâk

  • Ahlâk kirliliği, ahlâksızlık.

ehasin-i ahlak / ehasin-i ahlâk

  • Ahlâkın en iyisi, en güzeli. Hz. Peygamberimizin (A.S.M.) ahlâkı gibi olan ahlâk.

evamir-i ahlakiye / evamir-i ahlâkiye

  • Ahlâkla ilgili emirler.

fahiş / fâhiş

  • Ahlâksız, aşırı.

fasid-ül mizac / fâsid-ül mizac

  • Ahlâkı ve iyi huyları ifsad eden.

fazail-i ahlak / fazail-i ahlâk

  • Ahlâk faziletleri.

fenn-i adab / fenn-i âdâb

  • Ahlâk ilmi.

fesad-ı ahlak / fesad-ı ahlâk

  • Ahlâk bozukluğu.

fezaze

  • Ahlâkı kaba ve kerih olmak.

fitne-i azime / fitne-i azîme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

fitne-i mühimme

  • Ahlâkta ve toplum düzeninde büyük çaplı azgınlık ve bozgunculuğun çıkması.

gayr-ı ahlaki / gayr-ı ahlâkî

  • Ahlâk dışı, ahlâka uygun olmayan.

gayr-i ahlaki / gayr-i ahlâkî / غَيْرِ اَخْلَاق۪ي

  • Ahlâk kurallarına uymayan.
  • Ahlakî olmayan.

huluk / hulûk

  • Ahlâklar, ahlakî özellikler.

hüsn-ü ahlak / hüsn-ü ahlâk

  • Ahlâk güzelliği.

hüsn-ü siret / hüsn-ü sîret / حُسْنِ س۪يرَتْ

  • Ahlâktaki güzellik.
  • Ahlâk güzelliği.

ilm-i ahlak / ilm-i ahlâk

  • Ahlâk bilgisi.

istimrar-ı ahlak / istimrar-ı ahlâk

  • Ahlakî özelliklerin aksamadan varlığını sürdürmesi.

kemalat-ı ahlakiye / kemâlât-ı ahlâkiye

  • Ahlâkî mükemmellikler, üstün özellikler.

laahlaki / laahlâkî

  • Ahlâk dışı. Terbiye hârici.

lahz

  • Ahlâkı yaramaz kimse.

maali-i ahlak / maâlî-i ahlâk

  • Ahlâkî yücelik, yüce ahlâklar.

mahasin-i ahlak / mahasin-i ahlâk

  • Ahlâk ve huy güzelliği.

mefasid / mefâsid

  • Ahlâkı bozan şeyler.

mehasin-i ahlak / mehâsin-i ahlâk

  • Ahlâk güzellikleri.

mehasin-i ahlakiye / mehâsin-i ahlâkiye

  • Ahlâk güzellikleri.

meleke-i tadil-i ahlak / meleke-i tâdil-i ahlâk

  • Ahlâken ölçü ve kurallara uyma melekesi, pratiği.

metanet-i ahlakiye / metanet-i ahlâkiye

  • Ahlâkî sağlamlık, dayanıklılık.

mukaddesat-ı ahlakiye / mukaddesat-ı ahlâkiye

  • Ahlâka dayanan mukaddes şeyler.

nisvan-ı zelil

  • Ahlâken ve dinen düşmüş, zelil olmuş kadınlar.

seciyye

  • Ahlâk, tabiat, huy.

şeks

  • Ahlâksız, yaramaz kimse.

şemayil

  • Ahlâk.

siret / sîret

  • Ahlâk, karakter.
  • Ahlâk, gidişât, hal, hareket, tavır, yaşayış.

su-i ahlak / su-i ahlâk

  • Ahlâk kötülüğü. Allah'ın, peygamberin râzı olmayacağı işleri yapanın ahlâkı.

sukut-u ahlak / sukut-u ahlâk

  • Ahlâkî alçalış, çöküntü.

tahalluk / tahallûk

  • Ahlâklanmak. İyi huy edinmek. Yüksek İslâmi ahlâkla ahlâklanmak.
  • Ahlâklanma.
  • Ahlâklanma.

talim-i ahlak / tâlim-i ahlâk

  • Ahlâk dersi, eğitimi.

tasavvuf

  • Ahlâk ve kalb ilmi. Kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak. Kalbde îmânın vicdânileşmesi, yâni Ehl-i sünnet îtikâdının kalbde sağlamlaşması ve şüphe getirici te'sirlerle sarsılmaması, nefs-i emmâreden doğan tenbelliklerin ve sıkıntıl arın giderilip, ibâdetlerde kolaylık ve lezzet hâ

teali-i ahlak / teâli-i ahlâk

  • Ahlâk yüceliği, yüksek ahlâk.

tefahhuş / تَفَحُّشْ

  • Ahlâksızlaşma.

tehzib-i ahlak / tehzib-i ahlâk

  • Ahlâkı güzelleştirme, kötü huyları giderme.

terbiye-i ahlakiye / terbiye-i ahlâkiye

  • Ahlâk terbiyesi.

zabıta-i ahlakıye / zâbıta-i ahlâkıye

  • Ahlâk zâbıtası.

zabıta-i ahlakiye / zâbıta-i ahlâkiye

  • Ahlâk zabıtası, ahlâk polisi.