LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te af kelimesini içeren 56 kelime bulundu...

adem-i af

  • Affedilmeme.

afat / âfât / آفات / اٰفَاتْ

  • Afetler.
  • Afetler, musibetler.
  • Âfetin çoğulu, musibetler, büyük felaketler.
  • Afetler, belâlar.
  • Afetler, belalar. (Arapça)
  • Âfetler, belâlar.

afat ve bela / âfât ve belâ

  • Afetler ve musibetler.

afetengiz / âfetengîz / آفت انگيز

  • Afet getiren. (Arapça - Farsça)

afgan

  • Afganistan. Afgan krallığı, Afganistan milleti.

afin

  • Affedenler.

afiyetbahş / آفيت بخش

  • Afiyet verici.

afrika / افریقا

  • Afrika kıtası. (Arapça)

afüvkar / afüvkâr

  • Affedici.

afüvkarane / afüvkârâne

  • Affedici bir şekilde.

afüvv

  • Affeden, merhametli.
  • Affeden.

afv

  • Affetme, bağışlama.
  • Affetme, suçu bağışlama.

afv-cu

  • Afv isteyen. Afv arayan.

afv-cuyem / afv-cûyem

  • Af diliyorum.

afvcuyem / afvcûyem

  • Af diliyorum.

afyon müddeiumumiliği / afyon müddeiumumîliği

  • Afyon savcılığı.

afyon müddeiumumisi / afyon müddeiumumîsi

  • Afyon Savcısı.

afyon polishanesi

  • Afyon karakolu.

agfer-ül-gafirin / agfer-ül-gafirîn

  • Afvedenlerin en çok afvedeni. (Allah).

ah

  • Aferin, bravo! manasına kullanılır. (Farsça)

alamescid köyü

  • Afyon'un Sandıklı ilçesine bağlı bir köy.

amürz

  • Afveden, bağışlayıcı. (Farsça)

amürzgar / amürzgâr

  • Affeden, bağışlayan. Günahları bağışlayan Allah. (Farsça)

beyun / beyûn

  • Afyon. (Farsça)

delail-i afakiye / delail-i âfâkiye

  • Afaka âit deliller. Kâinattaki deliller.

efsun / افسون

  • Afsun, büyü. (Farsça)

efyun / efyûn / افيون

  • Afyon. (Farsça)

efyun-keş

  • Afyon kullanmaya alışmış olan. Afyon tiryakisi. (Farsça)

füsun / füsûn / فسون

  • Afsun, büyü. (Farsça)

gufran / gufrân

  • Af.

habeş

  • Afrikada bir ülke.

henienleküm / henîenleküm

  • Afiyet olsun, helâl olsun, tebrik ederim.

istiğfar / istiğfâr

  • Af dileme, tevbe.
  • Af talep etme.

istiğfar etme

  • Af dileme, tevbe etme.

istiğfar etmek

  • Af dilemek.

keffaret / keffâret / كَفَّارَتْ

  • Affa vesîle olan bedel.

ma'fuv

  • Affedilen, bağışlanan.

mağfiret / مغفرت / مَغْفِرَتْ

  • Affetme.
  • Affetme.

mağfur / mağfûr

  • Affedilen.

mev'üf

  • Afete uğramış nesne.

mihnetzede

  • Afet ve belâya uğramış. Keder, mihnet ve musibete giriftar olmuş. (Farsça)

muaf / muâf

  • Afvolunmuş. İstisna edilmiş, ayrı tutulmuş. Bağışlanmış. Serbest.
  • Affolunmuş, ayrı tutulmuş.

muafname

  • Afv kâğıdı. Bir şeyin muaf tutulup afvedildiğini gösteren kâğıt. (Farsça)

musibet / musîbet

  • Âfet, belâ, felâket, hastalık, dert.
  • Âfet, belâ, sıkıntı.
  • Afet. Belâ. Felâket. Hastalık. Dert.

müsta'tib

  • Afv talep eden, afvını isteyen.

nazar-ı af

  • Affetme gözüyle bakma.

rukye

  • Afsun, büyücü ve üfürükçülerin okuduğu şeyler, nefes, üfürük, okuyup üfleme.

sale

  • Âfet, belâ, musibet, dâhiye.

şayan-ı af ve müsamaha

  • Affa ve hoşgörüye lâyık.

şefaat / şefâat / شفاعت / شَفَاعَتْ

  • Af için vasıta olmak.
  • Affa vesile olma.
  • Af için aracılık etme. (Arapça)
  • Af için vesile olma.

şefaatçi / şefâatçi

  • Af için aracılık eden.
  • Af için vesile olan.

şefi' / şefî' / شَف۪يعْ

  • Af için vesîle olan, şefâatçi.

serasime / serâsîme / سراسيمه

  • Afallamış, sersemleşmiş. (Farsça)

tahsinhan / tahsinhân

  • Aferin diyen. Beğenip alkışlayan. (Farsça)

üçüncü medrese-i yusufiye

  • Afyon hapsi.

vareste / vâreste

  • Affedilmiş, kurtulmuş.
  • Afvedilmiş, halâs bulmuş, kurtulmuş, rahat, serbest.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın