LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ade kelimesini içeren 57 kelime bulundu...

adat / âdat / âdât / عادات / عَادَاتْ

  • Âdetler.
  • Adetler, kurallar.
  • Âdetler, alışkanlıklar.
  • Âdetler, alışkanlıklar. (Arapça)
  • Âdetler.

adatın harıkı / âdâtın hârıkı

  • Âdetlerin, kanunların olağanüstünü, bir mu'cize olarak gerçekleşmiş olanı.

ade / âde

  • Âdet kelimesinin arabca terkiblerdeki kısalmış şekli. Meselâ: Harikulâde, alelâde, fevkalâde.

adem / âdem

  • Âdem (a.s.).

adeta / adetâ

  • Âdet olduğu üzere, her vakitki gibi, alelâde. Bayağı surette, âdi bir suretle. Düpedüz.

adeten / âdeten / عدتا

  • Âdetlere göre.
  • Âdet olarak, geleneklere göre. (Arapça)

an'ane / عَنْعَنَه

  • Âdet, örf.
  • Âdet, gelenek.

ayise / âyise

  • Âdet yâni hayz görmekten ümidini kesmiş yaşlı kadın.

ayn-ı adl

  • Adeletin ta kendisi.

beni adem / benî âdem

  • Âdem oğlu. İnsan. Âdem oğulları.

beni-adem / benî-âdem / بَن۪ي آدَمْ

  • Âdemoğlu, insanlık.
  • Âdem oğulları.

beniadem / benîâdem

  • Ademoğulları, insanlar.

ber-vech-i mutad / ber-vech-i mûtad

  • Adet olduğu gibi. (Farsça)

berveçh-i mutad

  • Âdet olduğu gibi.

bihaseb-il ade / bihaseb-il âde

  • Âdet kabilinden, âdet kabul ederek.

bihasebil'ade / bihasebil'âde

  • Âdet olduğu üzere, normalde, olağan şekilde.

bir nevi

  • Adeta, bir bakıma. (Türkçe - Arapça)

daib / dâib

  • Âdet ve usulünde devam eden.

daibeyn / dâibeyn

  • Âdet ve usulünde devam eden iki şey.

dalle / dâlle

  • Âdet hâlinin kaç gün olduğunu unutan veya kaç gün olduğunu bilip ayın başında mı, ortasında mı, sonunda mı olduğunu kestiremeyen kadın.

daravet

  • Adet, alışıklık, alışkanlık.

deeb

  • Âdet, usul, kaide, an'ane.

deydenet

  • Âdet, usul.

ebna-i adem / ebnâ-i âdem

  • Adem oğulları. İnsanlar.

ebülbeşer / ابوالبشر

  • Âdem. (Arapça)

fart-ı zeka / fart-ı zekâ

  • Âdetin üstünde, çok ileri zeki olmak. Emsâli bulunmayan zekâvette oluş.

fevkalade / fevkalâde

  • Âdetin üstünde, duyulmadık, görülmedik, olağanüstü.
  • Âdetin fevkinde. Ayrıca, hususi surette. Bilinenlerin üstünde. Müstesna ve yüksek bir surette.

fıthıl

  • Âdem Aleyhisselâm'ın yaratılışından evvel olan zaman.

harık-ı ade / hârık-ı âde

  • Âdeti yırtan, âdetin dışarısında, hârikulâde.

hark-ı adat / hark-ı âdât

  • Adetleri, kanunları delme, onları devre dışı bırakarak var etme.

hasbe'l-ade / hasbe'l-âde

  • Âdet gereği, alışıldığı gibi.

hazret-i adem / hazret-i âdem

  • Âdem (a.s.).

hemana / hemânâ / همانا

  • Adeta, tıpkı. (Farsça)

hiccira / hiccîra

  • Âdet, usul, kaide.

hilaf-ı ade / hilaf-ı âde

  • Âdet ve kaidenin aksine. Kaide ve nizama aykırı.

hilaf-ı adet / hilâf-ı âdet / خِلَافِ عَادَتْ

  • Âdete aykırı.

istihaza / istihâza

  • Âdet kanı.

kavanin-i adatullah / kavânin-i âdâtullah

  • Âdetullah kanunları; kâinatta işleyen İlâhî yasalar, yaratılış kanunları.

layuad / lâyuad

  • Adedi belli olmayan. Sayısız. Pek çok.

mahkeme-i adil / mahkeme-i âdil

  • Adeletli mahkeme.

mesrat

  • Adet çokluğu.

mu'tad

  • Âdet olunmuş, alışılmış.
  • Âdet. Âdet edilen iş. İtiyad edilen. Alışılmış olan.

muhayyire

  • Âdet zamânını unutan kadın.

mürud

  • Âdet etmek.

mutad

  • Âdet olunmuş, alışılmış.

nev'-i beni adem / nev'-i benî âdem

  • Âdemoğulları, insanlık türü.

nev-i beni adem / nev-i benî âdem

  • Âdemoğulları, insanlar.

örf

  • Âdet, gelenek.

örfen

  • Âdet bakımından, gelenekçe.

örfi / örfî

  • Âdetlerde olan, yapılagelen şeylerden.
  • Âdete âit ve onunla alâkalı.

rasime

  • Âdet. Eskiden kalma âdet.

secdegah-ı adem ü havva / secdegâh-ı âdem ü havva

  • Âdem ve Havva'nın secde ettiği yer.

şıkk

  • Adeta yarım adam gibi olan ünlü bir kâhin.

sırr-ı adediyet / سِرِّ عَدَدِيَتْ

  • Adedlik sırrı.

şit (şis) aleyhisselam / şit (şîs) aleyhisselâm

  • Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendisine elli suhuf kitâb verildi. Şit ismi İbrânice olup Arapça'da Allah'ın hibesi (hediyesi) mânâsındadır. Şit yerine Şîs de denilmiştir.

taaddüd

  • Adetlenme, sayıca artma.

tadi / tadî

  • Âdet.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın