Notice: Undefined offset: 4 in /home/luggat/public_html/index.php on line 528

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te acele etme ifadesini içeren 56 kelime bulundu...

ahestegi / ahestegî

  • Yavaşlık, acele etmemeklik. (Farsça)

besr

  • Yüz ekşitmek.
  • Talep etmek, istemek.
  • Acele etmek. Hamlık atmak.

dafef

  • Çoluk çocuğun fazla oluşu.
  • Şiddet.
  • Darlık.
  • Hâcet.
  • Acele etmek.

enaet

  • Acele etmeyip teenni üzere olmak. Yavaş hareket.

fart

  • İfrat, çok aşırı olmak. Aşırılık.
  • Acele etmek ve ansızın gelmek.
  • Yollara alamet olarak konulan işâret.

hadr

  • Evmek, acele etmek.
  • Vücutta bir organın şişip yumrulaşması.
  • Men etmek, engel olmak.
  • Saçak bükmek.

hady

  • Evmek, acele etmek.
  • Rüzgârın esmesi.

halim / halîm

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hep hilm sâhibi olan; günâh işleyenlerin, günâh işlemelerini ve emirlerine muhâlefetlerini, karşı geldiklerini gördüğü hâlde gazablanmaya ve onları cezâlandırmaya gücü yettiği hâlde, acele etmeyen. Allahü teâlâ kullarına cezâ vermekte

het'

  • Dikkatle bakmak. Acele etmek.

i'tidal-i dem

  • Soğukkanlı davranış. Heyecanlanmadan, acele etmeden, düşüne düşüne ve tedbirli hareket.

igare

  • Yağma etmek, hücum etmek.
  • Teşvik etmek. Gayrete getirmek. Acele etmek.

inkimaş

  • Acele etme. Çabuk iş görme.

isti'cal

  • Acele olmasını istemek. Acele etmek.

istical / istîcâl

  • Acele etme.
  • Acele etme.

istisbat

  • (Sebt. den) Acele etmeyip tedbirli ve hesaplı davranma.

ivme

  • Acele etme, koşma.

kubkuba

  • Acele etmek.

ma'l

  • Evmek, acele etmek, tez tez gitmek.
  • Alıp kaçmak.

ma'maa

  • (Çoğulu: Meâmi) Acele etmek.
  • Ateşten çıkan ses.
  • Bahâdırların cenk içindeki haykırmaları.

mantıki kıraet / mantıkî kırâet

  • Acele etmeyerek fakat imlâ kaidelerine dikkat ederek, yâni virgüllerde biraz, noktalı virgüllerde biraz daha durmak, teâcüb ve istifhamları anlatmak, muhaverelerde konuşanların sözlerini ayırmak suretiyle okumaktır.

mürut

  • Acele etmek.
  • Yolmak.

müsaraa

  • (Çoğulu: Müsâraât) Acele etmek. Bir şeye doğru koşmak. Sür'atle teşebbüse geçmek.

müsaraat

  • (Sür'at. den) Teşebbüs, girişme.
  • Sür'at ve acele etme.

müsareat / müsâreat

  • İbâdetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmek.

mütemehhil

  • Teenni ve sükûn üzere olup acele etmeyen.
  • Zamana muhtaç, büyüyüp gelişmesi belli bir zaman içinde olan şey, tedric kanununa tabi olan.

naks

  • Nakletmek.
  • İfsad etmek, bozmak.
  • Evmek. Acele etmek.
  • Kimseye lâkap takmak.
  • Ayıplamak.
  • Kilise çanını çalmak. Çan çalmak, çana vurmak.

neca

  • Evmek. Acele etmek.
  • Halâs olmak, kurtulmak.

sabur / sabûr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi vakti gelince ve belli miktarı ile yaratan, bu hususta acele etmeyen, kendisine şirk (ortak) koşan ve başka günâhları işleyerek isyân edenleri cezâlandırmaya kâdir (gücü yetici) iken, cezâ vermekte acele etmeyen.

ser'an

  • Evmek, acele etmek.

sira'

  • Hızla gitmek, acele etmek.

şitab / şitâb

  • (Şitâften: Koşmak fiilinin kökü) Seğirtmek, koşmak. Çabukluk, acele etmek. (Farsça)
  • Acele etme.

sür'a

  • Evmek, acele etmek.

taaccül

  • Acelecilik. Acele etmek.

taaccülat

  • (Tekili: Taaccül) Acele etmeler. Acelecilikler.

tafa'fu'

  • Evmek, acele etmek.

te'cil

  • Başka zamana bırakma.
  • Acele etmeme. (Zıddı: Ta'cil)

tebkir

  • Acele etmek.

teenni / teennî / تَأَنّ۪ي

  • İhtiyatlı ve akıllıca davranma. Bir işte acele etmeyip bir düşünce dairesinde hareket etme. (Teude de denir)
  • Acele etmeden düşünerek iş görme, dikkatli davranma.
  • İlerisini düşünerek acele etmeden yavaş ve ihtiyatlı hareket etme.
  • Acele etmeme.

tekemmüş

  • Acele etme.

temehhül

  • Takdim etmek. Hayırda takaddüm etmek. İşinde acele etmemek. Teenni.

tenevvüş

  • Evmek, acele etmek, sür'at.

tenezzi

  • Evmek, sür'at, acele etmek.

tenkis

  • Evmek, acele etmek, sür'at.

terakkud

  • Acele etmek.

tertil

  • Muvafık ve yerli yerinde, güzel, uygun ve lâtif konuşmak.
  • Düşüne düşüne, yavaş yavaş, anlayarak okumak. Beyan eylemek ve âşikâr kılmak.
  • Kur'an-ı Kerim'i usul ve kaidesine göre, acele etmeksizin dura dura anlaya anlaya okumaktır. Kur'an-ı Kerim tertil üzere nâzil olmuştur.

tervie

  • Evmeyip tefekkür etmek. Acele etmeyip düşünmek.

tesri'

  • Hızlandırma, acele etme.

tevezzüf

  • Sallanmak.
  • Evmek, acele etmek.

tevhiye

  • Acele etmek.

tüede

  • Teenni etmek, acele etmeyip akıllıca davranmak.
  • Mühlet vermek.

vefz

  • (Çoğulu: Evfaz) Evmek, acele etmek.

veşk

  • Evmek, acele etmek, sür'at.

vezf

  • Evmek, acele etmek.

vezif

  • Evmek, acele etmek.

zema'

  • Tenbel olmak.
  • Dehşetli olmak.
  • Acele etmek.
  • Yırtmak.
  • Alçak insan, kötü insan.

zenyan

  • Men'etmek, engel olmak. Kabul etmemek, reddetmek.
  • Evmek, acele etmek.
  • Rüzgârın sert esmesi.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR