LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te aşağılama ifadesini içeren 20 kelime bulundu...

arzu-yu tahkir

  • Başkalarını aşağılama arzusu.

hadise-i ihanet / hâdise-i ihanet

  • İhanet olayı, haksız yere hakaret etme, aşağılama olayı.

hakaret / hakâret / حقارت

  • Aşağılama, hakaret. (Arapça)

hass

  • Zannetmek.
  • Silkmek.
  • Davarı kaşağılamak.
  • Közün üstünde birşey pişirmek.
  • Katletmek, öldürmek.

ihanet

  • Haksız yere hakaret etme, aşağılama.

ihanet etmek

  • Hakaret etmek, haksız yere aşağılamak.

ıkma'

  • Gelen bir kimseyi geri döndürme.
  • Birisini aşağılama.

istihkar / istihkâr / استحقار

  • Aşağılama. (Arapça)

tahkir / tahkîr / تحقير

  • Aşağılama, hafife alma, hakaret etme.
  • Aşağılama.
  • Küçümseme, aşağılama. (Arapça)
  • Tahkîr edilmek: Aşağılanmak. (Arapça)
  • Tahkîr etmek: Aşağılamak. (Arapça)

tahkir etmek / tahkîr etmek

  • Hor görmek, kötülemek, aşağılamak, birine veya bir şeye söz ve hareketle hakâret etmek, saygı ve hürmet gösterilmesi, üstün tutulması lâzım olan şeyleri aşağı tutmak, saygısızlık etmek.

tahkirat / tahkirât

  • Hakaretler, aşağılamalar.
  • Aşağılamalar.

tedenniyat / tedenniyât

  • (Tekili: Tedenni) Gerilemeler, tedenniler, aşağılamalar.

tenezzül

  • (Çoğulu: Tenezzülât) İnme, düşme. Aşağılama.
  • Gönül alçaklığı. Karşısındakinin seviyesine göre tevâzu ile konuşmak.
  • Yavaş yavaş inmek. Mekânını yukarıdan aşağıya nakletmek.

terzil

  • Rezil etme, aşağılama.

terzil etmek

  • Aşağılamak, rezil ve alçak göstermek.

tezlil / tezlîl / تذليل

  • Aşağılama, hor ve hakir görme.
  • Zillete düşürme, aşağılama.
  • Aşağılama, zelil etme. (Arapça)

tezlil etme

  • Aşağılama, küçük görme, horlama.

tezyif / tezyîf / تَزْي۪يفْ

  • Küçük düşürme, aşağılama.

zelil gösterme

  • Aşağılama, hor, hakir görme.

zeval

  • Zail olma, sona erme.
  • Aşağılama, inme.
  • Güneşin başucunda, tam tepeden bulunma zamanı zeval vakti, öğle vakti.