LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Zulmet ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

amase

  • Şiddet.
  • Zulmet.

cenef

  • Hata ve cehilden dolayı haktan meyletmek.
  • Zulmetmek.

damar-ı gadir

  • Zulmetme damarı, merhametsizlik damarı.

davz

  • Zulmetmek, zulüm yapmak.
  • Çiğnemek.

decv

  • Nikâh.
  • Çok karanlık, zulmet.

decye

  • (Çoğulu: Dücâ) Karanlık, zulmet.

dels

  • Karanlık, zulmet.
  • Bir şeyi saklamak, gizlemek.
  • Sonbaharda yapraklanan bir ot çeşiti.

deycuc

  • (Çoğulu: Deyâcic) Karanlık, zulmet.

düca

  • Zulmet, karanlık.

dücce

  • Fazla karanlık, ziyade zulmet.

dücme

  • Karanlık, zulmet.

dücünne

  • (Çoğulu: Dücünnât) Bulut kat kat olma.
  • Karanlık, zulmet.
  • Yağmur yağma.

dücye

  • (Çoğulu: Dücâ) Bal arısının kovanı.
  • Avcılar kümesi.
  • Zulmet, karanlık.

dugn

  • Karanlık, zulmet.

fesad

  • Bozuk ve fenalık. Karışıklık. Haddi tecavüz edip zulmetmek. (Zıddı: Salâh'tır.)

gasm

  • Karanlık, zulmet.

gusv

  • Zulmet, karanlık.

i'tida

  • Sesini yükseltmek.
  • Zulmetmek.
  • Haddinden geçmek.

ıdtıhad

  • Zulmetmek, cefâ vermek.

iştat

  • Adaletsizlik edip hükümde zulmetme.

iştitat

  • Zulmetme. Haksızlık etme. Hükümde ve sair işlerde eziyet etme.

ızlam

  • Karanlık, zulmet.
  • Zulmetme, karanlıkta bırakma.

kusut

  • Haktan sapmakla cevr ve zulmetmek.
  • Birşeyi kısımlara ayırmak, tefrik etmek.

muzlim

  • Karanlık. Zulmetli. Dehşetli. Siyahlık. Siyah.
  • Bilinmeyen. Meçhul.

nur

  • Aydınlık. Parıltı. Parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. Işık.
  • Kur'ân-ı Kerim. İman. İslâmiyet. Peygamber.
  • Zulmeti def eden, şule, ışık.

şübhe-i tarık / şübhe-i târık

  • Zulmetten gelen şüphe belâsı.

sücv

  • Gece sükuneti, gecenin sessizliği.
  • Zulmet istikrarı.

sütut

  • Zulmet, karanlık.
  • İnsanlara zahmet verenler.

taaddi / taaddî / تعدی

  • Saldırma.
  • Düşmanlık.
  • Ezme.
  • Şeriattan ayrılma. Tecavüz etme. Zulmetme. Örf âdet ve mukavelenin hilâfına hareket etme.
  • Gr: Fiilin geçer halde olması, müteaddi olması.
  • Geçme, öteye geçme, saldırma.
  • Zulmetme, adaletsizlik.
  • Örf, âdet ve kanunların sınırını aşma.
  • Arapça'da lâzım bir fiili müteaddî yapmak.
  • Zulüm. (Arapça)
  • Haksızlık. (Arapça)
  • Taaddî etmek: (Arapça)
  • Zulmetmek. (Arapça)
  • Haksızlık etmek. (Arapça)

tarık / târık

  • Gece gelen kimse.
  • Zulmette hâsıl olan belâ ve musibetler.
  • Parlak yıldız.
  • Sabah yıldızı. (Zühre)

tehezzum

  • Zulmetmek.

tırmesa

  • Karanlık, zulmet.

zalam / zalâm

  • Karanlık. Zulmet.

zalumiyet / zalûmiyet

  • Zâlimlik, zulmetme.

zerdüşt

  • Ateşe tapan, mecusi.
  • İlk önce nur ve zulmet diye iki ilâha inanmayı uyduran adam.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın