LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Zorba ifadesini içeren 47 kelime bulundu...

ayn-ı istibdat

  • Baskı ve zorbalığın ta kendisi.

berhiz

  • Atılan, kalkan, sıçrayan. Zorbalık eden. (Farsça)

cebabire / cebâbire / جبابره

  • Cebredenler, zorbalar, zâlimler.
  • Zorbalar.
  • Zorbalar. (Arapça)

cebbar / cebbâr / جبار

  • Cebreden, zorba.
  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarının hallerini ıslâh edip tövbeye götüren, dilediğini yaptırmaya gücü yeten.
  • Kibirli, zorba, gaddâr.
  • Zorba. (Arapça)
  • Güçlü. (Arapça)
  • Tanrı. (Arapça)
  • Tuttuğunu koparan, becerikli. (Arapça)

cebbar-ı hodfuruş / cebbâr-ı hodfuruş

  • Kendini beğendirmeye çalışan zorba.

cebbarane / cebbarâne / cebbârâne

  • Zorbaca.
  • Cebbârcasına, zorbalıkla.
  • Zorbaca.

cebbari / cebbârî / جباری

  • Zorbalık. (Arapça - Farsça)
  • Beceriklilik, tuttuğunu koparma. (Arapça - Farsça)

cebbarlık

  • Zorbalık, zâlimlik.

ceberut-u mutlak

  • Sınırsız baskı ve zorbalık.

cebr-i istibdat

  • Baskı ve zulmün zorbalığı.

cereyan-ı nemrudane / cereyan-ı nemrudâne

  • Nemrud gibi zulüm ve zorbalıkla ve dinsizlikle iş gören akım.

derebeyi

  • Ortaçağda kendi arazisi içindeki insanlara istedikleri gibi hükmeden, devamlı olarak birbirleriyle savaşan geniş toprak sahiplerinden her biri.
  • Mc: Asi, zorba.

devre-i istibdat

  • Zulüm ve zorbalık dönemi.

dikta

  • Zorbalık.

diktatör

  • Despot, baskıcı, zorba.

harici / haricî

  • Dışarıya âit olan. İçeriye âit olmayan. Dış ile alâkalı. Ecnebiye âit.
  • Zorba ve âsi olan.
  • Seyyid olmadığı halde seyyidlik iddia eden.
  • Vaktiyle Hazret-i Ali Kerremallâhü veche'ye âsi olan fırka-i dâlle ashabından herbiri.

havaric

  • (Tekili: Hâric ve Hârice) Asiler, zorbalar, isyankârlar.
  • Hâricîler. Hâriçte kalanlar.

isti'sa'

  • (İsyan. dan) İsyan etme. Anarşistlik ve zorbalık yapma.

istibdad-ı ilmi / istibdad-ı ilmî

  • İlmî baskı, ilmî zorbalık.

istibdad-ı manevi-i umumi / istibdad-ı mânevî-i umumî

  • Genel mânevî baskı, zorbalık ve despotluk.

istibdatkarane / istibdatkârâne

  • Keyfî idareye yakışır şekilde, baskı ve zorbalık yoluyla.

kahhar / kahhâr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmâ nlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret etmezse (bağı

kanun-u müstebidane / kanun-u müstebidâne

  • Baskı ve zorbalığa yönelik kanun.

medar-ı tahakküm

  • Baskı, zorbalık sebebi.

mindel

  • Hırslı, doymaz ve açgözlü insan. Yırtıcı kimse.
  • Zorba, eşkiya.

müstebid / مُسْتَبِدْ

  • Zorba, diktatör.
  • Zorba.

mütecebbir

  • (Cebr. den) Zorba zor kullanan, cebir yapan.
  • Kibirlenen.
  • Zorba.
  • Cebreden, zorba, zorlayan.

mütecebbirane / mütecebbirâne

  • Zorbalıkla, cebren.

mütegallib / متغلب

  • (Galebe. den) Zorba. Hak ve hukuka hürmet etmeden geçinmek isteyen.
  • Zor kullanarak galip gelen, zorba.
  • Zorba. (Arapça)

mütegallibane / mütegallibâne

  • Zorbacasına, zâlimlere yakışır surette. (Farsça)

mütegallibe

  • Zorba.

mütegallibin / mütegallibîn

  • (Tekili: Mütegallib) Zorbalar, mütegallibler.

mütegallip

  • Zorba, zorla yenmeye çalışan.

mütehakkim

  • Zorba, zorbalık eden, tahakküm eden. Hâkimlik taslayan.
  • Zorba.
  • Hükmeden, zorba.

mütehakkimane / mütehakkimâne

  • Zorbaca.
  • Mütehakkim bir surette. Tahakkümle, zorbalıkla. (Farsça)

mütehakkimin / mütehakkimîn

  • (Tekili: Mütehakkim) Zorbalar. Tahakküm edenler. Mütehakkimler.

sebeb-i tahakküm

  • Baskı ve zorbalık sebebi.

tagallüb / تغلب

  • Zorbalık.
  • Hilâf-ı hak olarak musallat olmak. İstilâ etmek.
  • Üstün gelmek.
  • Üstün gelme, zorbalık, baskı.
  • Zorbalık. (Arapça)

tagallüb etmek

  • Baskı ve zorbalık yapmak.

tagallübat / tagallübât

  • (Tekili: Tagallüb) Zorbalıklar, tahakkümler.

tahakküm

  • (Hüküm. den) Tekebbür, zorbalık etmek. Zorla hükmetmek.
  • Hükmetme, zorbalık.

tahakkümat / tahakkümât

  • Baskılar, zorbalıklar.
  • (Tekili: Tahakküm) Tahakkümler, zorbalıklar.

tecebbür

  • Zorbalaşma.

tegallüb

  • Galip olma, zorbalık, kuvvete dayalı baskı.

ukuk

  • Anaya babaya itaatsizlik ve hürmetsizlik etmek. Zorbalık, tanımamak, âsi olmak.

usat

  • (Tekili: Asi) Asiler, zorbalar, itaat etmeyenler.
  • Günahkârlar.

yağmager

  • (Çoğulu: Yağmagerân) Çapulcu, yağmacı, zorba. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR