LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Zerre ifadesini içeren 51 kelime bulundu...

ahd ü misak / ahd ü mîsâk

  • Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmı yaratınca, kıyâmete kadar bütün zürriyetini (neslini) zerreler hâlinde onun belinden çıkarıp, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye buyurduğunda onların; "Evet, sen Rabbimizsin!" diye söz vermeleri.

asa-yı musa / asâ-yı musâ

  • Hz. Mûsânın (A.S.) Asâsı.
  • Kafir sihirbâzları Cenab-ı Hakkın izniyle mağlub eden ve taşa vurduğunda hemen Cenab-ı Hakkın izni ile su çıkaran Hz. Mûsânın (A.S.) mucizeli değneği. Bu mucizeye teşbih olarak, her bir zerrede ve her şeyde Allahın (C.C.) varlığını, birliğini ve kudsi sıfatl

cevahir-i ferd / cevâhir-i ferd

  • (Tekili: Cevher-i ferd) Cevher-i ferdler. Zerreler, atomlar.
  • Tek başına olan cevherler; atomlar, zerreler.

cevahir-i fert / cevâhir-i fert

  • Tek başına olan cevherler; atomlar, zerreler.

cevher-i ferd

  • Atom, zerre.
  • Zerre, en küçük cisim. Atom.

cüz-i layetecezza / cüz-i lâyetecezzâ

  • Parçalanmayan parça; zerre, atom.

cüz-ün layetecezza / cüz-ün lâyetecezzâ

  • Maddenin yapı özelliğini taşıyan en küçük parçası, atom, zerre.

efradın zerrat-ı hürriyatı / efrâdın zerrât-ı hürriyâtı

  • Bireylerin bütün zerrelerinin hürriyetleri, bireylerin bütün varlıklarıyla hür ve özgür olmaları.

elektron

  • yun. Atomda negatif yüklü zerrecik.

elest günü

  • Allahü teâlânın, Âdem aleyhisselâmı yaratınca, kıyâmete kadar gelecek olan zürriyetini (çocuklarını) zerreler hâlinde onun belinden çıkarıp onlara; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" diye hitâb buyurup, onların da; "Evet, sen Rabbimizsin" diye cevâb ve rdikleri gün, zaman.

habir / habîr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyin hakîkatini, kâinâtın, varlıkların, görünen ve görünmeyen her şeyi hakkıyla bilen, hiçbir zerrenin hareketi ve hareketsizliği ilminden hâriç olmayan, nefslerin ne ile mutmain (huzurlu) ne ile huzursuz olduğundan, sükûnete kavuştuğunda

halk-ı ezdad

  • Birbirine zıd halleri bir şeyde yaratmak. Meselâ: Bir zerrede hem def edici hem de cezb edici (çekici) kuvvetin bulunmasını yaratmak.

harekat-ı zerrat / harekât-ı zerrât

  • Zerrelerin, atomların hareketleri.

hareket-i zerrat

  • Zerrelerin, atomların hareketi.

heba

  • Toz, zerre.
  • Boş, nafile.

insanın haşri

  • İnsanların, öldükten sonra dağılmış olan zerreleri âhirette Allah tarafından tekrar bir araya getirilerek bedenlerinin inşa edilmesi ve diriltilmesi.

kafile-i zerrat / kâfile-i zerrat

  • Atomlar, zerreler topluluğu.

kalubela / kâlûbelâ

  • Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmı yaratınca, kıyâmete kadar bütün zürriyetini zerreler hâlinde onun belinden çıkarıp; "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye buyurup, onların da; "Evet, sen Rabbimizsin" diye verdikleri cevâbı ifâde eden söz.

maddiyyun

  • (Maddiyun) Maddeciler. Her şeyin esası madde olduğunu iddia edip, ruhaniyatı inkâr eden dinsizler. Her şeyi madde ile ölçenler. Masnuât-ı İlâhiye olan mahlukatı ve zerrelerin muntazam hareketini, tesadüf eseri gibi kabul ve tevehhüm edip dinsizliğe yol açmağa çalışanlar.

mezrub

  • (Bak: MÜZERREB)

nazar-ı adalet

  • Allah'ın sınırsız adaletiyle her varlığa adaletle muamele etmesi; zerre kadar da olsa her şeyin hakkını vermesi, haksızı cezalandırması açısından.

proton

  • yun. Atom çekirdeğinde pozitif yüklü zerrecik.

silsile-i zerrat / silsile-i zerrât

  • Zerreler, atomlar zinciri.

tahavvülat-ı zerrat / tahavvülât-ı zerrat

  • Zerrelerin tahavvülü.

zerr

  • Zerre, en küçük parça.
  • Karınca yumurtası.
  • Ayırmak.

zerrat / zerrât / ذرات

  • (Tekili: Zerre) Zerreler. Pek ufak parçalar. Moleküller.
  • Zerreler, atomlar.
  • Zerreler. (Arapça)

zerrat-ı alem / zerrât-ı âlem

  • Evrendeki zerreler.

zerrat-ı asliye / zerrât-ı asliye

  • Temel zerreler.

zerrat-ı asliye ve esasiye

  • Asıl ve temel zerreler, hücreler, atomlar.

zerrat-ı bedeniye / zerrât-ı bedeniye

  • Bedendeki zerreler.

zerrat-ı cisim / zerrât-ı cisim

  • Bedenin zerreleri, hücreleri.

zerrat-ı esasiye / zerrât-ı esasiye

  • Temel zerreler.

zerrat-ı gıdaiye

  • Gıda zerreleri, gıdalı zerreler.

zerrat-ı havaiye / zerrât-ı havâiye

  • Hava zerreleri, havadaki atomlar.

zerrat-ı hürriyat / zerrât-ı hürriyât

  • Hürriyetlerinin, özgürlüklerinin zerreleri.

zerrat-ı kainat / zerrât-ı kâinat

  • Kâinattaki zerreler, atomlar.

zerrat-ı mevcudat

  • Varlıkların zerreleri.

zerrat-ı mevcudiyetim / zerrât-ı mevcudiyetim

  • Varlığımın bütün zerreleri, bütün varlığım.

zerrat-ı müteharrike / zerrât-ı müteharrike

  • Hareketli zerreler, atomlar.

zerrat-ı vücud / zerrât-ı vücud / zerrât-ı vücûd

  • Beden zerreleri.
  • Bedeni oluşturan zerreler, atomlar.

zerrat-ı zücaciye

  • Cam zerreleri, camı meydana getiren atomlar.

zerre miskal

  • Çok az miktarda, zerre ağırlığında.

zerre-i cazibe / zerre-i câzibe

  • Çekim zerresi; çekim gücüne sahip parça, çekirdek.

zerre-i havaiye / zerre-i havâiye / ذرّۀ هَوَائِيَه

  • Hava zerresi.

zerre-i nur

  • Nur zerresi.

zerre-i şeffafe / zerre-i şeffâfe

  • Şeffaf ve saydam zerre, ayna gibi yansıtma özelliği olan küçük maddeler.

zerre-i vahide / zerre-i vâhide

  • Bir tek zerre.

zerre-misal

  • Zerre, atom gibi.

zerrece

  • Zerre kadar.

zerrevari / zerrevâri

  • Zerre gibi çok küçük. (Farsça)

zerrevi / zerrevî

  • Zerre ile alâkalı, zerreye âit.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın