LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Zararlı ifadesini içeren 81 kelime bulundu...

adarr

  • En zararlı.

akıl / âkıl

  • Akıllı kimse; iyi ve kötüyü, faydalı ve zararlıyı birbirinden ayırabilen kimse.

akıl-baliğ / âkıl-bâliğ

  • Faydalı ve zararlı olanı birbirinden ayırabilen ve evlenme çağına gelip gusül abdesti almaya başlayan akıllı kimse.

akl

  • İdrâk kuvveti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet.

alkol

  • Mayalanmış içkilerin damıtılmasıyla elde edilen sıvı madde. Sarhoş edici etkisi vardır. Alkollü içkiler hem beden sağlığına, hem de ruh sağlığına zararlıdır. Dinimizde her türlü alkollü içkinin azı da çoğu da haramdır. (Fransızca)

azarr

  • (Zarar. dan) Çok zararlı.

beladet / belâdet

  • İyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayıramama; ahmaklık.

bid'akar / bid'akâr

  • Aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan zararlı şeyleri dine mal etmeye çalışan.

buharat-ı müzahrefe

  • Pis, zararlı buharlar, gazlar.

çağdışı

  • Askerliğe alınma çağı dışında.
  • Çağın fikirlerine felsefesine uymayan. Bu mânada bazı kimselerin kelimeyi hakaret olarak kullanmaları dar görüşlülüğün ve cehaletin neticesidir. Çünkü çağın insanlık için zararlı öyle fikirleri ve felsefeleri vardır ki, gelecek devirler bunu anladıkları

can-aver

  • Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar.
  • Domuz, canavar, hınzır.
  • Zararlı hayvan.

cani sıfat / câni sıfat

  • Çok kötü ve zararlı özellik.

cihet-i zarar

  • Zararlı taraf, zararlı yön.

danka'

  • Dar, sıkıntı. Zararlı, zarara sebeb olan.

darr

  • Zararlı, zararı olan.

darrı nef'a derc

  • Zararlıyı yararlının içine koyma.

ehl-i bid'a

  • Dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan zararlı âdet ve uygulamaları dine mal etmeye çalışanlar.

ehl-i bid'a ve ilhad / ehl-i bid'a ve ilhâd

  • Dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan zararlı âdet ve uygulamaları dine mal etmeye çalışanlar ve inkârcılar.

ehl-i bid'a ve mülhid

  • Dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan zararlı şeyleri dine mal etmeye çalışanlar ve dinsizler.

ehl-i dalalet ve bid'a / ehl-i dalâlet ve bid'a

  • Dinin aslında olmadığı halde, sonradan çıkarılan zararlı âdet ve uygulamaları dine mal etmeye çalışan, doğru ve hak yoldan sapmış olanlar.

ehven-i şer

  • İki şerden daha az zararlı olanı.

ehven-üş şer

  • Ehven-i şerreyn de denir. İki şerli işin veya şeyin daha az zararlısı.

ehvenü'ş-şer

  • İki şerden daha az zararlı olanı.

ehvenüşşer

  • İki şerden daha az zararlı olanı.

ehvenüşşerreyn

  • İki şerden en az zararlı olanı, iki kötüden daha az kötü olanı.
  • İki şerden daha az zararlı olanı.

ehvenüşşerri ihtiyar

  • İki şerden daha az zararlı olanının tercih edilmesi.

eşhas-ı muzırra / eşhâs-ı muzırra

  • Zararlı şahıslar, kişiler.

evrak-ı muzırra / evrâk-ı muzırra / اَوْرَاقِ مُضِرَّه 

  • Zararlı evraklar, yayınlar.
  • Zararlı belgeler.

gayret

  • Bir kimseden fâidesi bulunmayan, zararlı olan bir şeyin ayrılmasını istemek, böyle şeyleri reddetmek, kabûl etmemek.

gazat-ı muzırra / gazât-ı muzırra

  • Zararlı gazlar. Zehirli gazlar.
  • Zararlı gazlar.

hamme / hâmme

  • (Çoğulu: Hevâmm) Haşerât-ı muzırra, zararlı böcekler.
  • Binek hayvanı.

haşarat

  • Zararlı hayvanlar.

hased

  • Kıskanmak, çekememek. Allahü teâlânın bir kimseye ihsân ettiği nîmetin, onun elinden çıkmasını istemek. Zararlı bir şeyin ondan ayrılmasını istemek, hased olmaz, gayret olur.

haşerat

  • (Tekili: Haşere) Küçük zararlı böcek, akrep ve yılan gibi hayvanlar.
  • Mc: Zararlı ve kıymetsiz kimseler.
  • Zararlı hayvanlar.
  • Küçük böcekler; Karınca, akrep, yılan gibi hayvancıklar.
  • Değersiz ve zararlı adamlar.

haşerat-ı muzırra

  • Zararlı böcekler.

haşere

  • Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk.

hayr-i mukayyed

  • Bir kimseye hayırlı olduğu halde, diğer bir kimseye göre zararlı ve şer olan şey.

hayvanat-ı muzırra / hayvânât-ı muzırra

  • Zararlı hayvanlar.

heva

  • İstek. Nefsin isteği. Düşkünlük. Gelip geçici olan heves. Nefsin zararlı ve günah olan arzuları.

hevamm

  • Böcekler, haşereler.
  • Yılan, pire, akrep gizli zararlı hayvanlar.

hıyre-re'y

  • Reyi zararlı olan, kötü reyli. (Farsça)

ifrit / ifrît / عِفْر۪يتْ

  • Cinlerin azgın, en zararlı, şerli, korkunç ve kuvvetli cinsi.
  • Çok zararlı ve korkunç cin.

ilkaat

  • Zararlı sözlerle şaşırtmak.
  • Bırakmalar, terk etmeler.

israf

  • Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla istihlâk etmek ve harcamak.
  • En lüzumlu aslî vazifeleri bırakıp en lüzumsuz veya zararlı şeylerle meşgul olarak ömrünü veya gençliğini boş yere harcamak.

kemmiye-i kalile-i muzırra

  • Zararlı azınlık.

kuvve-i dafia / kuvve-i dâfia

  • Zararlı şeyleri men'etme ve onlardan korunma hissi. İtme kuvveti.
  • Zararlı şeyleri defeden güç.

kuvve-i sebuiye-i gadabiye

  • Zararlı şeyleri def'e sevkeden his ve kuvvet.

kuvve-i şeheviye ve gadabiye

  • Şehvet ve öfke duyguları; insanı dünya zevklerini elde etmeye ve zararlı şeyleri defetmeye sevkeden duygular.

maaz-allah / maâz-allah

  • "Allahü teâlâya sığınırım" mânâsına, tehlikeli, zararlı ve istenmeyen durumlardan korunmak için söylenen bir söz.

maraz-ı muzır

  • Zararlı hastalık.

mazarrat

  • Zararlar, zararlı ve kötü şeyler.

menfi milliyet / menfî milliyet

  • Zararlı bir hale gelen milliyetçilik, ırkçılık.

menfi milliyetçilik / menfî milliyetçilik

  • Zararlı bir hale gelen milliyetçilik, ırkçılık.

mevadd-ı muzırra / mevâdd-ı muzırra

  • Zararlı maddeler. Zarar veren şeyler.
  • Zararlı maddeler.

mevadd-ı muzırra-i vahiye / mevadd-ı muzırra-i vâhiye

  • Zararlı kıymetsiz maddeler.

milliyet-i menfiye

  • Zararlı milliyetçilik, ırkçılık.

müdahale

  • İşlere ve lüzumlu hallere, icabettiği için karışmak. Zararlı bir hal var ise, işe karışıp zararın def'ine çalışmak.
  • Araya girme. Sokulma.

muksit

  • Adaletle iş gören. Haklı hareket eden.
  • Nefsine lâyık görmediği zararlı şeyi başkasına da münasib görmeyen.

mümeyyiz

  • Akıllı; faydalı ve zararlıyı birbirinden ayırabilen.

müskir

  • (Sekr. den) Sarhoşluk veren, şuuru kaybettiren, kullanılması ve içilmesi haram olan zararlı madde.

müteazzir

  • Özürlü, zararlı, yerine getirilmesi zor.

muzır / مضر / مُضِرْ

  • (Muzırra) Ziyan veren, zararlı, zarara sokan.
  • Zararlı.
  • Zararlı.
  • Zararlı, muzur. (Arapça)
  • Zararlı.

muzırlık

  • Zararlılık.

muzırra / مُضِرَّه

  • Zararlı.

nazar değmesi

  • Göz değmesi, bâzı kimselerin gözlerinden çıkan zararlı şuâların, canlı ve cansız bir şeye bakıp beğendikleri zaman bozulmalarına sebeb olması.

nebati ruh / nebâtî ruh

  • Her canlıda mevcud olan ve doğma, büyüme, beslenme, zararlı maddeleri dışarı atma, üreme ve ölme gibi canlılık hallerini yapan rûh.

netice-i muzırra

  • Zararlı netice.

perhiz

  • Sakınmak, çekinmek. (Farsça)
  • Vücuda zararlı ve tıbben muzır; ve dinen, zevk veren şeylerden sakınmak. (Farsça)
  • Hastalıkta bazı yiyecek ve içeceklerden sakınmak. (Farsça)

perhizkar / perhizkâr

  • Perhiz eden, nefsini tutan. Zararlı şeylerden, günahlardan sakınan.

peygamber

  • (Peyamber) Allah'tan haber getiren. Allah'ı, âhireti, zararlı ve faydalı şeyleri tanıtan. Nebi. (Farsça)

rejim-i bid'akarane / rejim-i bid'akârâne

  • Bid'aları, dinin aslından olmayan zararlı âdet ve uygulamaları getiren rejim.

sebeb-i ihtilaf-ı muzır

  • Zararlı olan ayrılık ve uyuşmazlığın sebebi.

şer

  • Dînin ve aklın zararlı gördüğü şey.

şerr-ün nas / şerr-ün nâs

  • İnsanların en kötüsü, en zararlısı.

tecdi'

  • Bir kimseye iyileşmesin diye beddua etme.
  • Vücudun bir tarafını kesme.
  • Çocuğu zararlı şeylerle besleyip gelişmesini önleme.

unsurculuk

  • Irkçılık; olumsuz ve zararlı biçimde kullanılan ırkçılık, milliyetçilik.

vahim / وخيم

  • Ağır.
  • Sonu tehlikeli. Çok korkulu.
  • Hazmı güç olan. Zararlı veya faydalı olmayan yemek.
  • Çok zararlı.

vesvese

  • Zararlı olan şüphe, kuruntu.

ye'cuc ve me'cuc / ye'cûc ve me'cûc

  • Kur'ân-ı kerîmde adı geçen ve kıyâmete yakın, yeryüzüne yayılacak olan zararlı ve bozguncu iki kötü kavim.

zann-ı zarar

  • Zararlı sanma.

zarr / zârr

  • Zarar veren, zararlı.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR