LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yorgun ifadesini içeren 49 kelime bulundu...

aras

  • Yorgunluk, bitkinlik.
  • Hayranlık.

ayyan

  • Yorgun. Bitkin.
  • Ne yapacağını bilmeyen.

azib

  • Susuzluktan yem ve yulaf yemeyen yorgun hayvan.

bi-tab / bî-tab

  • Yorgun, takatsiz, güçsüz.

bihaste / bîhaste

  • Şaşkın. Yorgun. Aciz. (Farsça)

bitab / bîtâb / بيتاب

  • Yorgun, takatsiz. (Farsça - Arapça)
  • Bîtâb kalmak: Bitkin düşmek. (Farsça - Arapça)

büluh

  • Beceriksiz, âciz.
  • İşe yaramama, yorgun ve bitkin olma.

cemam

  • Rahat olmak. Dinlenip yorgunluğu gidermek. İstirahat etmek.

eyne

  • Nere? Nerede? Nereye? (mânasına sual için söylenir ve zarf-ı mekândır).
  • Zaman. An.
  • Yorgunluk (mânâsında da kullanılmıştır.)

fedame

  • Yorgunluk.
  • Tembellik.

füru-mande

  • Yorgun. bitkin. (Farsça)
  • Şaşkın, şaşırmış. (Farsça)
  • Âciz, beceriksiz. (Farsça)
  • Aşağıda, geride kalmış olan. (Farsça)

füru-mandegi / füru-mandegî

  • Yorgunluk, bitkinlik. Beceriksizlik. (Farsça)

hatil

  • Yorgun.
  • Devamlı yağan yağmur.

hillet

  • Bir yere konup istirahat eden cemaat.
  • Yorgunluk. Kırgınlık.
  • Boşanmış kadının iddet müddetinin sona ermesi.

hitl

  • Yorgun deve.
  • Yağmurun aralıksız olarak yağması.
  • Sürekli olarak gözyaşı akmak.

ıh

  • Deveyi çökertmek için kullanılır sestir.
  • Yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermeği tasvir eder.

ıhlamak

  • Ih diyerek deveyi çökertmek.
  • Ih diyerek yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermek.

inbihar

  • Yorgunluktan dolayı nefes kesilip soluk soluğa kalma.

intiaş

  • Yorgunluktan sonra canlılık hissetme. Canlılık.
  • Hastalıktan sonra iyileşip kalkma.
  • Geçinme.
  • (Yıkılan adam) doğrulup kalkma.

intişar

  • Dağılmak. Yayılmak. Üremek.
  • Tıb: Yorgunluktan damar şişip kabarmak. Umumileşmek.

it'ab

  • Yormak. Yorgunluk vermek. Sıkıntı vermek.

kelal / kelâl

  • Yorgunluk. Bitkinlik. Usanç.
  • Göz nuru zayıf olmak, yorgun olmak.

kelal-aver / kelâl-âver

  • Yorgunluk ve bıkkınlık veren. Sıkıcı, yorucu. (Farsça)

kelal-bahş / kelâl-bahş

  • Sıkıcı, yorucu. Yorgunluk getiren. (Farsça)

kelal-i dil / kelâl-i dil

  • Gönül yorgunluğu.

kelalet / kelâlet

  • Yorgunluk. Bitkinlik. Usançlık.
  • Bıçak ve kılıç gibi şeylerin kesmez olması.
  • Akrabalığı uzak olanlar. (Amcazâdeler topluluğu gibi).
  • Kör ve kesmez olan.

kelil

  • Körleşmiş.
  • Az gören, donuk gören göz. Uzağı veya yakını iyi göremiyen göz. Miyop veya hipermetrop göz.
  • Kesmez olan âlet.
  • Çakal.
  • Yorulmuş kişi, yorgun kimse.

kell

  • (Çoğulu: Külul) Ağırlık.
  • Yorgunluk.
  • Ufak taneli yağmur.
  • Yetim.
  • Semizlik, besililik.
  • Cibinlik dedikleri ince örtü.

kesel

  • Tembellik. Uyuşukluk.
  • Yorgunluk.
  • Ağırlık.

keselan

  • Tembellik. Yorgunluk. Uyuşukluk.

keslan

  • Uyuşuk, tembel, gevşek. Yorgun.

külfet

  • Zahmet. Sıkıntı. Yorgunluk. Zahmetli iş. Adetten ve lüzumundan çok yorularak çalışmakla iş yapmak.
  • Merâsim.

lefef

  • Pelteklik, kekemelik.
  • Yorgunluk.
  • Besililik, semizlik.

lügub

  • Yorgunluk, açlık, meşakkat. Ta'b.

mell

  • Küsmek, darılmak.
  • Yorgunluk.
  • Kakma, dürtmek.
  • Mahzun olmak, kederli olmak.
  • Hamuru külün içinde pişirmek.

mesgabe

  • Açlık. Meşakkat ve yorgunluk içinde açlık.

met'abe

  • (Çoğulu: Metâib) Meşakkat, zahmet. Yorgunluk.

met'ub

  • (Ta'b. dan) Bitkin, yorgun.

metaib

  • Yorgunluklar. Meşakkatler. Eziyet verecek şeyler.

metaib-i sefer

  • Muhârebe veya yol yorgunlukları.

müntehik

  • Halsiz ve yorgun bırakan.

müstervih

  • (Rahat. dan) Dinlenen. İstirahat eden. Yorgunluğunu gideren.

müt'ib

  • Yorgunluk veren, yoran.

ra'san

  • Yorgunluktan dolayı yab yab yürümek.

sütuh

  • Yorgun, bezgin. (Farsça)
  • Sıkıntılı, kederli. (Farsça)
  • Beceriksiz. (Farsça)

taab / تعب

  • Yorgunluk. Sıkıntı. Zahmet. Bezginlik. Eziyet.
  • Sıkıntı, zahmet. (Arapça)
  • Yorgunluk. (Arapça)

taab-aver / taab-âver

  • Yorgunluk veren. (Farsça)

taab-ı dimaği / taab-ı dimağî

  • Zihnî yorgunluk. Dimağın yorgunluğu.
  • Beyin ve zihin yorgunluğu.

zahmet

  • Sıkıntı, eziyet. Yorgunluk.
  • Zor, güç.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR