LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yor kelimesini içeren 44 kelime bulundu...

bi-tab / bî-tab

  • Yorgun, takatsiz, güçsüz.

bitab / bîtâb / بيتاب

  • Yorgun, takatsiz. (Farsça - Arapça)
  • Bîtâb kalmak: Bitkin düşmek. (Farsça - Arapça)

civar / civâr

  • Yöre, yakın yer.

etraf / etrâf / اطراف

  • Yöre, çevre. (Arapça)

fehh

  • Yorulmuş âciz kişi.

felek

  • Yörünge.

ferig

  • Yorga at.

füru-mandegi / füru-mandegî

  • Yorgunluk, bitkinlik. Beceriksizlik. (Farsça)

hareket-i mihveriye

  • Yörüngedeki hareket.

havali / havâlî / حوالى

  • Yöre, taraf.
  • Yöre. (Arapça)

hemercel

  • Yorga at.

inbihar

  • Yorgunluktan dolayı nefes kesilip soluk soluğa kalma.

istifsar / istifsâr

  • Yorum isteme.

it'ab

  • Yormak. Yorgunluk vermek. Sıkıntı vermek.

kabil-i tabir

  • Yoruma açık, ifade edilebilir.

kabil-i tevil

  • Yoruma açık, yorumlanması mümkün.

kelal-aver / kelâl-âver

  • Yorgunluk ve bıkkınlık veren. Sıkıcı, yorucu. (Farsça)

lihaf / lihâf / لحاف

  • Yorgan. (Arapça)

lügub

  • Yorgunluk, açlık, meşakkat. Ta'b.

mahrek

  • Yörünge.

medar / medâr / مَدَارْ

  • Yörünge.

metaib

  • Yorgunluklar. Meşakkatler. Eziyet verecek şeyler.

milhafe / ملحفه

  • Yorgan. (Arapça)

mültehif

  • Yorgan veya battaniye gibi bir şeye sarılmış olan.

müstahsir

  • Yorulup halsiz düşen.

mustakar

  • Yörünge.

müt'ib

  • Yorgunluk veren, yoran.

neccad

  • Yorgancı. Yatak, yastık, yorgan gibi şeyler yapan.

neccah

  • Yorgancı.

ra'san

  • Yorgunluktan dolayı yab yab yürümek.

taab

  • Yorgunluk. Sıkıntı. Zahmet. Bezginlik. Eziyet.

taab-aver / taab-âver

  • Yorgunluk veren. (Farsça)

tabir etme

  • Yorumlama, açıklama.

tabirsiz / tâbirsiz

  • Yorumsuz.

talah

  • Yorulmak, zayıflamak.

te'vil / te'vîl / تأويل / تَأْو۪يلْ

  • Yorum.
  • Yorum yapma.
  • Yorumlama.

te'vilen

  • Yorum olarak.

tefsir / tefsîr / تفسير

  • Yorum, açıklama, âyetlerin izahı.
  • Yorumlama; Kur'ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap.
  • Yorum. (Arapça)
  • Tefsir edilmek: Yorumlanmak. (Arapça)
  • Tefsir etmek: Yorumlamak. (Arapça)

tefsirat / tefsirât / تفسيرات

  • Yorumlar. (Arapça)

tenfih

  • Yorma, güçsüz bırakma.

tevil

  • Yorumlama, yorum; sözün ilk anlamını değil de ihtimal dahilinde bulunan başka anlamlarını (mecâzî) esas alarak yorumlama.

tevilat / tevilât

  • Yorumlar.

tevilsiz

  • Yorumsuz.

zehk

  • Yorulmak.