LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yok etme ifadesini içeren 56 kelime bulundu...

ber-taraf

  • Bir yana atılan, ortadan kalkan.
  • Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, yok etmek.

cerz

  • Kat', kesme.
  • Yok etme, mevcudiyetini kaldırma.
  • Katletme, öldürme.

def-i maraz

  • Hastalığı uzaklaştırma, yok etme.

fena fi'l-ihvan / fenâ fi'l-ihvân

  • Bütün varlığını kardeşlerinin mânevî şahsiyetinde yok etme.

fena fi'r-resul / fenâ fi'r-resul

  • Bütün varlığını Hz. Muhammed'in (a.s.m.) mânevî şahsiyetinde yok etme.

fena fi'ş-şeyh / fenâ fi'ş-şeyh

  • Bütün varlığını şeyhinin mânevî şahsiyetinde yok etme.

fenafirresul

  • (Fenâ fir-resul) Tas: Bütün varlığını Hazret-i Peygamber'in (A.S.M.) manevî şahsiyetinde yok etmek mânasına gelir. Hassaten, sünnî olan tarikat mensubuna göre Hz. Peygamber'in (A.S.M.) rivayet yolu ile nakledilen hadisleri ile beraber hareketlerini benimsemek ve O'na en küçük mes'elede aykırı hareke

harap etmek

  • Yıkıp yok etmek.

hazf

  • Aradan çıkarma, çıkarılma. Yok etme, silme, ortadan kaldırma, giderme, düşürme.
  • Selâm ve tahiyyatı uzatmayıp kısa kesmek.
  • Mahvetmek.
  • Vurmak.
  • Atmak.

helak / helâk / هلاک

  • Yok olma. (Arapça)
  • Ölme. (Arapça)
  • Helâk etmek: (Arapça)
  • Yok etmek, ortadan kaldırmak. (Arapça)
  • Öldürmek. (Arapça)
  • Helâk olmak: (Arapça)
  • Yok olmak, ortadan kalkmak. (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)
  • Çırpınmak. (Arapça)

i'dam / اعدام / i'dâm / اِعْدَامْ

  • Vücudu ortadan kaldırmak. Yok etmek. Öldürmek.
  • Yok etme.
  • Yok etme, öldürme. (Arapça)
  • Yok etme.

idam / îdam

  • Yok etme, öldürme.

idam etmek

  • Yok etmek.

ifna / ifnâ / افنا / اِفْنَا

  • Mahvetmek, yok etmek.
  • Yok etme, yaşamını elinden alma (tutukluluk).
  • Yok etme.
  • Yok etme. (Arapça)
  • Yok etme.

ifna etme / ifnâ etme

  • Yok etme.

ifna etmek / ifnâ etmek

  • Öldürmek, yok etmek.

ifna'

  • Mahvetmek. Tüketmek. Kıymetini kaybetmek. Çok zarar etmek. Yok etmek.

ifna-yi beden

  • Vücudu yok etme, öldürme.

ifna-yi hayat

  • Hayatını sarf edip bitirmek. Hayatını yok etmek.

ihlaf

  • Yemin vermek. Yemin etmek.
  • Yok etmek. Telef etmek.

ihlak / ihlâk / اهلاک

  • (Helâk. dan) Harcama, tüketme, bitirme.
  • Yok etme, helâk etme, öldürme.
  • Helâk etme, yok etme.
  • Helak etme, yok etme, öldürme. (Arapça)

ikrah-ı mülci / ikrâh-ı mülcî

  • Mülcî ikrâh. Bir kimseyi ölümle veya bir uzvunu (organını) yok etmekle, şiddetli dövmekle veya bütün malını telef etmekle (zarar vermekle) korkutarak rızâsı dışında bir işi zorla yaptırmak.

ilmah

  • Hemen gösterip çabucak yok etme.
  • Bir şeyi parlatma.
  • Güzel simalı bir kadın veya kız, yüzünü gösterip hemen çekilme.

imha / imhâ / امحا

  • Bozmak, yok etmek, mahvetmek. Yıkmak. Zâil etmek.
  • Bozma, yıkma, yok etme.
  • Yok etme, ortadan kaldırma.
  • Yok etme. (Arapça)
  • Yok edilme. (Arapça)
  • İmhâ edilmek: Yok edilmek. (Arapça)
  • İmhâ etmek: Yok etmek. (Arapça)

imha etme / imhâ etme

  • Yok etme, ortadan kaldırma.

imha etmek

  • Yok etmek.

imha ve izale etmek

  • Yok etmek, gidermek.

istihlak / istihlâk

  • Tüketme, kullanarak yok etme.

izahe

  • Bir şeyi ayırma.
  • Kurtulma.
  • Yok etme.

izale / izâle / ازاله

  • Giderme, def etme, yok etme.
  • Yok etme. (Arapça)
  • Giderme. (Arapça)
  • İzâle edilmek: (Arapça)
  • Yok edilmek. (Arapça)
  • Giderilmek. (Arapça)
  • İzâle etmek: (Arapça)
  • Yok etmek. (Arapça)
  • Gidermek. (Arapça)

izdiyal

  • Kaybetme, yok etme.

izhak

  • Yok etme, mahvetme.
  • Öldürme.
  • Oku, nişandan ayırma.

kahır / قهر

  • Yok etme. (Arapça)
  • Çok üzülme. (Arapça)

kahr / قهر

  • Yok etme. (Arapça)
  • Çok üzülme. (Arapça)

mahv / محو

  • Yok etme, ortadan kaldırma.
  • Beşerî noksanlardan kurtulma hali.
  • Yok etmek.
  • Yok etme. (Arapça)
  • Yok olma. (Arapça)

mahvetme

  • Yok etme.

mahvetmek

  • Yok etmek. (Arapça - Türkçe)
  • Perişan etmek, yok etmek.

manevra

  • Bir makinenin, bir cihazın işleyişini düzenleme veya idare etme işi ve şekli. (Fransızca)
  • Ask: Muharebede düşmanın savaş gücünü yok etmek maksadıyla eldeki askerî kuvvetlerin en te'sirli bir biçimde düzenlenmesini te'min eden bütün hareketler. (Fransızca)
  • Barış zamanında kıt'alara ve kurmay hey'etle (Fransızca)

menfi siyaset

  • Olumsuz siyaset; aşırı taraftarlık veya rakipleri yok etmek şeklinde uygulanan siyaset.

menfi siyasetçilerin fetvaları / menfi siyasetçilerin fetvâları

  • Siyaseti kötüye kullanan veya rakiplerini yok etmeye yönelik siyaset yapan kişilerin ortaya attıkları hükümler, görüşler.

mülci ikrah / mülcî ikrâh

  • Ölümle veya bir uzvunu yok etmek, şiddetli vurma ve hapsetme gibi tehdidlerle bir kimseyi istemediği şeyi yapmaya zorlama.

netice-i tahrib

  • Yok etme, bozma sonucu.

nez'

  • Çekip koparmak, ayırmak.
  • Can çekişmek.
  • Çekip almak. Kuyudan kovayı çekip çıkarmak.
  • Saymak.
  • Kaldırmak, yok etmek.

piyango

  • Bir kumar çeşidi. Mülk sâhiblerinin haklarının miktarlarını değiştirmek veya ortaklardan birinin hakkını yok etmek, yâhut hakkı olmayana pay vermek için yapılan kur'a.

selb / سلب

  • Kapma, kendine çekme. (Arapça)
  • İnkâr etme. (Arapça)
  • Selb: Etmek (Arapça)
  • Kapmak, çekmek, almak. (Arapça)
  • İnkâr etmek. (Arapça)
  • Yok etmek. (Arapça)

tahrib

  • Yıkıp yok etme.

tahrip

  • Yıkıp bozma, yok etme.

tahrip etme

  • Bozma, yok etme.

tahrip etmek

  • Yıkıp yok etme.

tams

  • Yok etme, belirsiz kılma.
  • Eskimek.
  • Mahvolmak.

tayy / طى

  • Geçip gitme. (Arapça)
  • Katlama, dürme. (Arapça)
  • Silme. (Arapça)
  • Yok etme. (Arapça)

tebah / tebâh / تباه

  • Yok olmuş. (Farsça)
  • Yıkılmış. (Farsça)
  • Bozulmuş, çürümüş. (Farsça)
  • Tebâh etmek: (Farsça)
  • Yok etmek. (Farsça)
  • Yıkmak. (Farsça)
  • Bozmak, çürütmek. (Farsça)
  • Tebâh olmak: (Farsça)
  • Yok olmak. (Farsça)
  • Yıkılmak. (Farsça)
  • Bozulmak, çü (Farsça)

tedmir

  • Yok etmek. Mahvetmek. Tepelemek. Perişan etmek.

tekfir

  • Birisine "kâfir" deme, kâfirliğine hükmetme.
  • Ortadan kaldırma, yok etme.
  • Setretme, örtme.
  • Keffaret verme.
  • Elini göğsüne koyup tevazu yapma.

telef / تلف

  • Ölme. (Arapça)
  • Boşa gitme. (Arapça)
  • Telef etmek: Harcamak, tüketmek, yok etmek. (Arapça)
  • Telef olmak: (Arapça)
  • Ölmek. (Arapça)
  • Boşa gitmek. (Arapça)

tesriye

  • Gam ve kederi bırakma. Kederi yok etme.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR