LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yil kelimesini içeren 95 kelime bulundu...

a'vam

  • Yıllar. Seneler.

agma

  • Yıldız. Yıldız akması.

ahter / اختر

  • Yıldız. (Farsça)

ahter-gu / ahter-gû

  • Yıldız ilmi ile uğraşan kişi, müneccim. (Farsça)

ahter-şinas

  • Yıldız ilmi ile uğraşan. Müneccim. (Farsça)

ahteran / ahterân

  • Yıldızlar. Necimler. (Farsça)

ahterşinas / ahterşinâs / اخترشناس

  • Yıldızbilimci. (Farsça)

ahyal / ahyâl / اخيال

  • Yılkılar. (Arapça)

amm / âmm / عام

  • Yıl. (Arapça)

asmani ahen / asmanî âhen

  • Yıldırım. (Farsça)

azerahş

  • Yıldırım. (Farsça)

bahr-i muhit-i havai / bahr-i muhit-i havaî

  • Yıldızların, seyyarelerin içinde dolaştığı feza. Büyük feza denizi.

barık / bârık

  • Yıldırım, parıltı.

cesed-i necmi / cesed-i necmî / جَسَدِ نَجْمِي

  • Yıldız gibi nuranî olan ceset.
  • Yıldız gibi nurlu beden.

ciri / cirî

  • Yılan balığı. (Fâriside mermahi derler.)

encüm / انجم

  • Yıldızlar. (Arapça)

fasıla-i saltanat / fâsıla-i saltanat

  • Yıldırım Bayezid'in Ankara savaşında Timur'a esir düşmesinden, Çelebi Mehmed'in pâdişah olmasına kadar geçen zaman.

fehic / fehîc

  • Yılan sesi.

hadisat-ı necmiye / hâdisât-ı necmiye / حَادِثَاتِ نَجْمِيَه

  • Yıldız (kayması) hâdiseleri.

hasm-ı tabiat-yılan

  • Yılan tabiatlı düşman.

hayye / حيه

  • Yılan. (Arapça)

icare-i müsanehe

  • Yıllık olarak yapılan icaredir. Bir hanenin bir yıl müddetle kiraya verilmesi gibi.

iltima-i kevakib

  • Yıldızların parıldaması.

inkilis

  • Yılan balığı.

istare

  • Yıldız. (Farsça)

kevakib / kevâkib / كواكب

  • Yıldızlar.
  • Yıldızlar. (Arapça)

kevkeb / كوكب

  • Yıldız.
  • Yıldız. (Arapça)

kevkebi / kevkebî

  • Yıldıza ait, yıldızla ilgili.

lazlaza

  • Yılanın deprenmesi.

ledig / ledîg

  • Yılan veya akrep gibi hayvanlar tarafından sokulmuş kimse.

les'

  • Yılan ve akrep gibi hayvanların sokması.

magle

  • Yılda iki kez doğuran koyun ve keçi.

mar / mâr / مار

  • Yılan. (Farsça)
  • Yılan.
  • Yılan. (Farsça)

mar-gir

  • Yılan tutan, yılan tutucu. (Farsça)

margir / mârgîr / مارگير

  • Yılancı, yılan tutan. (Farsça)

marhic

  • Yılan balığı.

mef'at

  • Yılanlı yer.

menhuş

  • Yılan, akrep cinsinden bir hayvan tarafından sokulmuş.

müfe'at

  • Yılan suretinde olan alâmet.

müneccim / منجم / مُنَجِّمْ

  • Yıldızların hareket ve hâllerini tedkikle uğraşan, mevki ve harekâtından mâna ve hüküm çıkaran. Falcı.
  • Yıldız falına bakan, astroloji ile uğraşan.
  • Yıldızlarla uğraşan, falcı.
  • Yıldızbilimci, astrolog. (Arapça)
  • Yıldız ilmi ile uğraşan.

muntasıf-ı sene

  • Yılın ortası. Senenin yarısı.

müntecim

  • Yıldızın doğması.

naznaza

  • Yılanın dilini çıkarıp hareket ettirmesi.

necim

  • Yıldız.

necm / نجم

  • Yıldız, ahter, kevkeb, ülker yıldızı.
  • Yıldız.
  • Yıldız. (Arapça)

necm ü hilal / necm ü hilâl

  • Yıldız ve ay.

necm-i ayet / necm-i âyet / نَجْمِ آيَتْ

  • Yıldız gibi parlak Kur'ân âyeti.

necmi / necmî

  • Yıldıza dair, yıldızlarla alâkalı.

nüceym

  • Yıldızcık. Küçük parıltısı olan. Küçük yıldız.

nücum / nücûm

  • Yıldızlar.
  • Yıldızlar.
  • Yıldızlar.

nücum-misal / nücûm-misâl

  • Yıldızlar gibi, yıldızlara benzer.

nücum-perest

  • Yıldıza tapanlar. (Farsça)

nücumperest / nücûmperest

  • Yıldızlara tapan.
  • Yıldızlara tapan.

recm-i nücum

  • Yıldızlarla taşlama.

sabi'i / sâbi'î / صابئى

  • Yıldıza tapan. (Arapça)

sabie / sâbie

  • Yıldıza tapanlar.

sabii / sâbiî

  • Yıldıza tapan.
  • Yıldıza tapan.

sabiin / sabiîn

  • Yıldıza tapanlar.

sabiiyyun / sâbiiyyun / sâbiîyyûn

  • Yıldızlara tapan kimseler.
  • Yıldıza tapanlar.

saibi / sâibî / صائبى

  • Yıldıza tapan. (Arapça)

saika / sâika / سائقه / صَاعِقَه

  • Yıldırım.
  • Yıldırım. (Arapça)
  • Yıldırım.

saika-vari

  • Yıldırım gibi. Şiddetli korkutarak. (Farsça)

saika-zede

  • Yıldırım çarpmış. (Farsça)

saikanın isabeti

  • Yıldırımın çarpması.

saikavari / sâikavârî

  • Yıldırım gibi.

sal / sâl / سال

  • Yıl, sene.
  • Yıl, sene.
  • Yıl. (Farsça)

sale

  • Yıllık, senelik. (Farsça)

salname / sâlnâme / سالنامه

  • Yıllık, senelik. (Farsça)
  • Yıllık. (Farsça)

şeb-i yelda / şeb-i yeldâ / شب یلدا

  • Yılın en uzun gecesi.

sebat / sebât / ثَبَاتْ

  • Yılmama, sağlam durma.

sebatkar / sebâtkâr / ثَبَاتْكَارْ

  • Yılmayan, sağlam duran.

secis

  • Yılın ve zamanın sonu.

selenka'

  • Yıldırım.

sene / سنه

  • Yıl.
  • Yıl.
  • Yıl. (Arapça)

sene-be-sene

  • Yıldan yıla, seneden seneye seneler geçtikçe.

sene-i devriye

  • Yıldönümü.

senebesene / سنه بسنه

  • Yıldan yıla. (Arapça - Farsça)

senevat / senevât / سنوات

  • Yıllar. (Arapça)

senevi / senevî / سنوی

  • Yıllık.
  • Yıllık. (Arapça)

seneviye

  • Yıllık.

sevabit / sevâbit / ثوابت

  • Yıldızlar. (Arapça)

sinin / sinîn / سنين

  • Yıllar. (Arapça)

siper-i saika / siper-i sâika

  • Yıldırımdan korunmak için gemilerle, minarelere ve büyük binalara konan âlet. Paratoner.Gemilerde direklerin şapkalarına konulur ve üzerlerine, bir ucu denize kadar sarkıtılmış bakır tel bağlanır. Direkleriyle teknesi ağaç olmayan gemilerde tel yoktur. Telin gördüğü nakil hizmetini geminin demir kıs

sitare / sitâre / ستاره

  • Yıldız, kevkeb. (Farsça)
  • Yıldız. (Farsça)

sitare-gan / sitare-gân

  • Yıldızlar.

şu'le-i berkıyye

  • Yıldırım ışığı. Şimşek parıltısı.

tara

  • Yıldız. (Farsça)

teelluk

  • Yıldıramak, parlamak.

tencim

  • Yıldız ilmi ile uğraşmak. Yıldızların hareketlerinden mâna çıkarmağa çalışmak.

terör

  • Yıldırma, tedhiş, korkutma. Anarşi. (Fransızca)
  • Yıldırma, korkutma.

vennecmi

  • Yıldıza yemin olsun.

veseni / vesenî

  • Yıldıza tapan.

yıldırım-misal / yıldırım-misâl

  • Yıldırım gibi, yıldırıma benzer.

yıldız-misal

  • Yıldız gibi.

yıldızvari / yıldızvâri

  • Yıldıza benzer, yıldız gibi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın