LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yet kelimesini içeren 107 kelime bulundu...

adem-i kabiliyet

  • Yeteneğin olmayışı.

adem-i kifayet

  • Yetersizlik.

adem-i salahiyet / adem-i salâhiyet

  • Yetkisizlik.

akl-ı baliğ / akl-ı bâliğ

  • Yetişmiş genç. Erginlik hâli. Onbeşini doldurmuş genç.

ale-l-kifaye

  • Yetecek kadar, kâfi gelir derecede, yeter derecede.

alelkifaye / alelkifâye / على الكفایه

  • Yeterince. (Arapça)

babayiğit

  • Yetişmiş delikanlı, tam bedenî kuvvetini almış genç. Cesur, yiğit.

bes

  • Yeter, kâfi.
  • Yeter.
  • Yeter, yetişir, tamam, kâfi, çok.

besend / بسند

  • Yeterli. (Farsça)

besende / بسنده

  • Yeterli. (Farsça)

bilistidad

  • Yetenekle.

çiredest / çîredest / چيره دست

  • Yetenekli, becerikli. (Farsça)

darüleytam / dârüleytâm / دارالایتام

  • Yetimhane. (Arapça)

derece-i istidat

  • Yetenek, kabiliyet derecesi.

dest-res olma

  • Yetişme, ulaşma; br konuda delil vs. gelme, olma.

dirayet / dirâyet

  • Yetenek, beceri, sezgi.

dürr-i yetim

  • Yetim inci, inci gibi değerli yetim.

eflud

  • Yetişkin, gürbüz (çocuk).

ehil

  • Yetkili, yetkin, ehliyetli.

ehliyetsiz

  • Yeteneksiz.

ehliyyet

  • Yeterlik. Bir işin ehli olduğuna dâir vesika. İktidar. Liyâkat. İstihkak. Meharet ve mensubiyet.
  • Yeterlik, ustalık, yetki.

eren

  • Yetişen. Ermiş. Veli. (Türkçe)

esas-ı kafi / esâs-ı kâfi

  • Yeterli esas, yeterli temel taşı.

eytam / eytâm / ایتام

  • Yetimler, babaları ölmüş çocuklar.
  • Yetimler, öksüzler. (Arapça)

eytam ve eramil / eytam ve erâmil / eytâm ve erâmil

  • Yetimler ve dullar.
  • Yetimler ve dullar.

had / hâd

  • Yetki, sınır.

haddi yok

  • Yetkisi yok; yetki sınırları müsait değil.

hatm-i tehlil / hatm-i tehlîl

  • Yetmiş bin adet kelime-i tevhîd yâni "Lâ ilâhe illallah" okumak. Kelime-i tevhîde, kelime-i tayyibe de denir.

hayat-ı istidad

  • Yeteneklerin hayatı.

hazb

  • Yetişmek.

heftad / heftâd / هفتاد

  • Yetmiş. 70 (Farsça)
  • Yetmiş. (Farsça)

hüzn-ü yetimi / hüzn-ü yetimî

  • Yetimce hüzün.

iblağ / iblâğ

  • Yetiştirme, tahsis etme.

iksa-yi eytam

  • Yetimlerin giydirilmesi.

iktifa / iktifâ / اكتفا / اِكْتِفَا

  • Yetinme.
  • Yetinme.
  • Yetinme. (Arapça)
  • İktifâ edilmek: Yetinilmek. (Arapça)
  • İktifâ etmek: Yetinmek. (Arapça)
  • Yetinme.

iktifa etme

  • Yetinme.

iktifa etmek

  • Yetinmek.

iktifaen / iktifâen

  • Yetinerek.
  • Yetinerek, yeterli görerek.

istidad / istîdâd / استعداد

  • Yetenek. (Arapça)

istidad vermek

  • Yetenekli kılmak, filiz verecek tohumlar hâline getirmek,.

istidadat

  • Yetenekler.

istidadi / istidadî

  • Yetenekle ilgili.

istidrak / istidrâk

  • Yetişme, nail olma.

istikfa

  • Yetinme, kâfi bulma, yeter sayma. Mevcud olan ile iktifâ etme.

istikfaf / istikfâf / استكفاف

  • Yetinme. (Arapça)

kabiliyet / kabilîyet / kâbiliyet / قابليت

  • Yetenek.
  • Yetenek, etkilenebilirlik.
  • Yetenek. (Arapça)

kàbiliyetsizlik

  • Yeteneksizlik.

kabiliyyat / kâbiliyyât / قابليات

  • Yetenekler. (Arapça)

kafi / kâfi / كافى / كافي / kâfî / كَاف۪ي

  • Yeterli.
  • Yeter.
  • Yeterli. (Arapça)
  • Yeterli.
  • Yeterli.

kafi gelme / kâfi gelme

  • Yeterli gelme.

kafi ve vafi / kâfi ve vâfi

  • Yeterli.

kalifiye

  • Yetişmiş usta, işçi vs. (Fransızca)

kamil / kâmil

  • Yetkin, erişkin, olgun, tam.

kanaat / kanâat / قناعت

  • Yetinme. (Arapça)
  • Kanaat etmek: Yetinmek. (Arapça)

kani / kâni / قانع

  • Yetinen, kanaat eden. (Arapça)
  • Kâni etmek: İkna etmek. (Arapça)
  • Kâni olmak: İkna olmak. (Arapça)

kaşem

  • Yetişmeden yenen beyaz hurma koruğu.

kifayet / kifâyet / كِفَايَتْ

  • Yeterlik.
  • Yeterli olma.
  • Yetme.

kifayet derecesinde

  • Yeterli derecede.

kifayet etme / kifâyet etme

  • Yeterli olma.

kifayetle

  • Yeterli düzeyde.

kifayetsiz

  • Yetersiz.

kifayetsizlik / kifâyetsizlik

  • Yetersizlik. (Arapça - Türkçe)

kuvve-i nabite / kuvve-i nâbite

  • Yetiştirme gücü; bitirip geliştirme, bitirip yetiştirme gücü (tarımsal verimlilik gücü).

lehak

  • Yetişmek.

lezzet-i kafi / lezzet-i kâfi

  • Yeterli lezzet.

lihak

  • Yetişip ulaşma. Erişme. Vâsıl olma.

lisan-ı istidat

  • Yetenek dili.

maalkifaye / maalkifâye

  • Yeterli olmakla birlikte.
  • Yeterli olmakla beraber.

melekat / melekât / ملكات

  • Yetiler. (Arapça)

meleke / ملكه

  • Yeti. (Arapça)

mescid-i hif / mescid-i hîf

  • Yetmiş peygamberin namaz kıldığı bildirilen Minâ'daki mescid.

mikdar-ı kafi / mikdar-ı kâfi

  • Yeter derecede.

miktar-ı kafi / miktar-ı kâfi

  • Yeterli miktarda.

müfzi / müfzî

  • Yetiştiren, ulaştıran, vâsıl eden.

mürtime

  • Yetimleri olan kadın.

müstahsil

  • Yetiştiren, yetiştirici, üretici.

müstaid / مستعد

  • Yetenekli, uygun.
  • Yetenekli. (Arapça)

müstekfi / müstekfî

  • Yetecek kadarını isteyen.

neşv ü nema / neşv ü nemâ

  • Yetişip, büyüme, gelişme.

nevres / نورس

  • Yeti yetişmiş. (Farsça)

perver / پرور

  • Yetiştiren, eğiten, büyüten, besleyen. (Farsça)

recül

  • Yetişkin erkek. Bir işin ehli. Er kişi. Adam.

resa

  • Yetişen, erişen. Yetiştiren. (Farsça)

sahib-i salahiyet / sahib-i salâhiyet

  • Yetki sahibi, yetkili.

şahid-i kafi / şâhid-i kâfi

  • Yeterli seviyede şahitlik.

salahiyet / salâhiyet / صلاحيت / صَلَاحِيَتْ

  • Yetki.
  • Yetki.
  • Yetki.. (Arapça)
  • Yetkili olma.

salahiyetdar / salâhiyetdâr / صلاحيت دار

  • Yetkili.
  • Yetkili. (Arapça - Farsça)

salahiyetli / salâhiyetli

  • Yetkili.

salahiyettar / salâhiyettar

  • Yetkili.

seb'in / seb'în / سبعين

  • Yetmiş.
  • Yetmiş. (Arapça)

seb'ine merre / seb'îne merre

  • Yetmiş defa.

seb'un / seb'ûn / سبعون

  • Yetmiş. (Arapça)

sebeb-i kafi / sebeb-i kâfi

  • Yeterli sebep.

selahiyet / selâhiyet

  • Yetki; uygunluk.

sima-yı istidadi / sima-yı istidadî

  • Yetenek ve kabiliyet yüzü.

sükub

  • Yetişmek.

teeddi

  • Yetiştirmek.

tevfiz

  • Yetki ve sorumluluğu başkasına veya Allah'a havale etme.

üfhud

  • Yetişmiş çocuk.

vafi / vâfi / vâfî / وَاف۪ي

  • Yeterli.
  • Yeterli.

vasiyy

  • Yetim gibi güçsüzlerin işleri kendine vazife olarak verilen kimse.

yed-i salahiyet / yed-i salâhiyet

  • Yetki eli, alanı.

yetim-hane / yetim-hâne

  • Yetim çocukların bakılıp beslendiği yer. (Farsça)

yetimane / yetimâne

  • Yetim gibi, yetimce.

yetime / yetîme / یتيمه

  • Yetim kız çocuğu. (Arapça)

yetimhane / yetîmhâne / یتيم خانه

  • Yetimler evi. (Arapça - Farsça)

yütm

  • Yetimlik, kimsesizlik.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın