LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yazan ifadesini içeren 87 kelime bulundu...

atid

  • Tedarik olunmuş. Hazır ve müheyya.
  • Günah ve sevabları yazan melek.

başmuharrir

  • Başyazar, bir süreli yayında başmakaleleri, başyazıları yazan yazar.

beşir

  • Müjdeci, iyi haber getiren,güleryüzlü.
  • Hıristiyan Araplar'da İncil yazan veya hıristiyanlık akidelerini telkin eden kimse.
  • Peygamberimizin bir vasfı.

dur-nüvis

  • Uzağı yazan. Telgraf. (Farsça)

edib / edîb / اَد۪يبْ

  • Edebiyatçı. Güzel ve san'atlı söz söyleyen veya yazan.
  • Edebli, terbiyeli.
  • Edebiyatçı, güzel konuşan ve yazan.
  • Güzel hasletleri kendinde toplayan, haddini bilen.
  • Düzgün, güzel ve pürüzsüz söz söyleyen ve yazan, edebiyatçı.
  • Edebî konuşan veya yazan.

efsane-perdaz

  • Hikâye yazan, masal uyduran, meddah, romancı. (Farsça)

ehl-i sünnet alimleri / ehl-i sünnet âlimleri

  • İnanılması lâzım olan din bilgilerini Eshâb-ı kirâmdan (Peygamber efendimizin arkadaşlarından) doğru olarak öğrenip, kitablara yazan ve Ehl-i sünnet îtikâdında olan İslâm âlimleri.

erbab-ı siyer

  • Peygamberimizin (a.s.m.) hayatı, ahlâkı, sözleri ve yaşayışı hakkında kitap yazanlar, İslâm tarihçileri.

facia-nüvis / fâcia-nüvis

  • Acıklı ve hazin tiyatro romanı yazan kimse. (Farsça)

galat-nüvis

  • Yalan yanlış yazan, yanlış tesbit eden. (Farsça)

gazel-nüvis

  • Gazel yazan. (Farsça)

haci / hacî

  • (Hicv. den) Hiciv yazan, hicveden, yeren.

hadis-i muddarib / hadîs-i muddarib

  • Kitab yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler.

hafaza melekleri

  • Koruyucu melekler, her insanın hayır (iyi) ve şer (kötü) işlerini yazan; ikisi gece, ikisi gündüz gelen ve kötülüklerden ve cinlerden koruyan melekler. Bunlara Kirâmen kâtibîn melekleri diyenler olduğu gibi, onlardan başka olduğunu söyleyenler de olm uştur.

hame-i şekva / hâme-i şekvâ

  • Şikâyet kalemi. şikâyet yazan kalem.

hame-ran / hâme-rân

  • Kalem yürüten, yazan. (Farsça)

hamele-i hüccet

  • Günah ve sevabları yazan melekler.

hamsenüvıs

  • Hamseci, hamse yazan. Mesnevi tarzıyla beş kitabdan ibâret bir takım yazan kimse. (Farsça)

hariri / harîrî

  • Makamât adlı eseri yazan ünlü edibin ünvanı.

hattat / خطاط

  • Çok güzel yazı yazan san'atkâr.
  • Güzel yazı yazan kimse.
  • Hattat, güzel yazı yazan. (Arapça)

hayide-gu / hayide-gû

  • Değersiz sözler söyleyen kimse. (Farsça)
  • Değersiz şiirler yazan kimse. (Farsça)

hazef

  • Eski yazıda hepsi noktasız harflerden müteşekkil olarak yazılan şiirler ve nesirler. Hüner göstermek için bu şekilde yüz beyitlik kasideler yazan şairler vardı.

hoşkalem

  • Kâtip. İyi yazı yazan. (Farsça)
  • Hilekâr, hileci. (Farsça)

idris

  • Hz. Adem'in (A.S.) evlâdlarından ve Kur'anda ismi zikredilen, ilk yazı yazan, terzilik yapan peygamber (A.S.)

kalem

  • Levh-i mahfûz üzerine Allahü teâlânın ilm-i ezelîsi (başlangıcı olmayan ilim sıfatı) ile bilip taktîr ettiği şeyleri yazan, nasıl olduğu insanlar tarafından bilinemeyen kalem.

kalemkeş

  • Yazan, yazıcı, yazar, müellif. (Farsça)
  • Çizen. (Farsça)
  • Yazıda silinti yapan. (Farsça)

kalemzen

  • Yazan, yazıcı, kâtib. (Farsça)

kaside-gu / kaside-gû

  • Kaside yazan, kaside söyliyen. (Farsça)

kaside-perdaz

  • Kaside yazan, kaside düzenliyen. (Farsça)

kaside-sera / kaside-serâ

  • Kaside söyliyen, kaside yazan. (Farsça)

katib / kâtib

  • Yazan, yazıcı, kitâbet eden. Usta yazıcı.

katib-i ezeli / kâtib-i ezelî

  • Her şeyin hayatının mukadderatını ezelden bilip yazan Cenab-ı Hak (C.C.)

katib-i vahy / kâtib-i vahy

  • Kur'an-ı Kerim âyetlerini yazan. Vahy kâtibi.

katibe / kâtibe

  • Yazan hanım.

katibin / kâtibîn

  • İnsanın amelini yazan melekler.

katibin-i kiram / kâtibîn-i kiram

  • İnsanın yaptığı bütün amelleri yazan melekler.

katip / kâtip

  • Yazıcı, yazan.

kaza ve kader kalemi

  • Cenâb-ı Hakkın plân ve takdirlerini ve zamanı gelen takdirlerin yaratılma kaidelerini yazan kalem.

kiramen katibin / kiramen kâtibîn / kirâmen kâtibîn

  • İnsanların iki tarafında bulunup, sevablarını ve günahlarını yazan meleklerin adı.
  • İnsanların iki omuzunda bulunup, onların sevâb ve günâhlarını yazan iki melek. Hafaza melekleridir diyen âlimler de olmuştur.
  • Sağ ve sol yanımızdaki günah ve sevap yazan melekler.

kiramenkatibin / kirâmenkâtibîn

  • Günahları ve sevapları yazan melekler.

lirik

  • Heyecan ve ahenge fazla ehemmiyet verilen şiir.
  • Bu tarzda şiir yazan şair.

lugatnüvis

  • Lügat yazan. (Farsça)

medihasenc

  • Medihnâme yazan, övücü yazılar yazan. (Farsça)

mizah-nüvis

  • Eğlenceli mizahlı yazılar yazan. (Farsça)

mübeyyiz

  • Temize çeken. İlk yazılan müsvedde sahifeyi temizce tekrar yazan.

müellif

  • (Ülfet. den) Te'lif eden. Kitab tertib eden, kitab yazan. Kitab meydana getiren.
  • İmtizac ettiren.
  • Telif eden, kitap yazan.
  • İmtizaç ettiren, kaynaştıran.
  • Kitap yazan.

müellifin / müellifîn

  • Kitap yazanlar; yazarlar.
  • (Tekili: Müellif) (Ülfet. den) Kitap yazanlar, eser sâhipleri. Te'lif edenler.

müfessir

  • Tefsir eden, izah eden. Anlayabildiği mânayı söyleyen ve yazan.
  • Kur'an-ı Kerim'i tefsir edebilmek salahiyetini hâiz olan, âlim, fâzıl ve kuvve-i kudsiye sahibi zât.

muhaddis

  • Hadîs ilmini bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, yazan veya aktaran hadîs âlimi.

muhaddis-i meşhur

  • Meşhur hadisçi; hadis ilmini bilen, çok sayıda hadis ezberleyen, yazan veya aktaran meşhur hadis âlimi.

muhaddisin-i kamilin / muhaddisîn-i kâmilîn

  • Hadis ilmini çok ileri derecede bilen, çok sayıda hadîs ezberleyen, yazan veya aktaran olgun hadis âlimleri.

muharrir

  • Yazan. Tahrir eden. Kâtib. Kitab te'lif eden. Gazetede yazı yazan.

muhaşşi

  • Hâşiye yazan. Hâşiyeliyen.

mukarrizin / mukarrizîn

  • (Tekili: Mukarriz) Medhedenler, övenler. Medih yollu yazı yazanlar. Bir eseri medhedenler.

mükatib / mükâtib

  • Mektup yazan. Mektuplaşan.
  • Fık: Köle veyâ câriyesinin azâd edilmesini bir kazanca veya bir müddete bağlayan efendi.

munazzım

  • Sıralayıp dizen, tanzim eden.
  • Nazm yazan. Vezinli, kâfiyeli, tertibli yazan.

münşi

  • (Neş'et. den) İnşâ eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan.
  • Edb: Maksadı kâğıt üzerinde tasvir ve tesvid eden. İyi nesir yazı yazan, kâtib.

musannif / مُصَنِّفْ

  • Sınıflandıran, kitap yazan.

musannifan

  • (Tekili: Musannif) Kitap yazan kadınlar. Kadın müellifler.

musannifin / musannifîn

  • (Tekili: Musannif) Musannifler, kitap yazanlar.

müsevvid / مُسَوِّدْ

  • Müsvedde yapan, ilk nüshaları yazan, temize çekilecek olan yazıyı yazan.
  • Resmi dairede kâtip.
  • Müsveddeyi yazan.
  • Müsveddeyi yazan.
  • Müsvedde yazan.

müslim

  • Ünlü hadîs kitaplarından biri, bu kitabı yazan âlimin namı.

mütedaris

  • Ders ile meşgul olan, okuyup yazan.

mütegazzil

  • Gazel yazan.
  • Gazel söyleyen, gazel okuyan. Gazelhân.

müverrih

  • Tarihçi, tarih yazan.
  • Ebced hesabiyle tarih düşüren kimse.
  • Tarihçi, tarih yazan.
  • Ebced hesabına göre tarih düşüren şair.

müverrihin / müverrihîn

  • (Tekili: Müverrih) Tarihçiler, tarih yazanlar.

naşid

  • (Neşide. den) Şiir söyleyen, şiir okuyan, şiir yazan.

nasir

  • Nesir yazan.
  • Saçan, yayan.

nazım

  • Nizamlayan, nazmeden. Manzume yazan, düzenleyen.

nüvis

  • Yazan, yazıcı. (Farsça)

ocak imamı

  • Tar: Yeniçeri Ocağı'nın imamı. Cami-i Miyane adını alan ve ilkin mescid halinde bulunan Orta camii, Hicri 1000 senesinde büyütülerek cami haline getirilmiştir. Camiin imamı, hatibi, müezzini, muarrifi ve kayyumu vardı. İmam, Yeniçeriler arasında okuyup yazan ve tahsil görenlerden seçilirdi.

rakamkeş

  • Rakam atan. Yazan çizen. (Farsça)

rakamzen

  • Yazıcı, yazan. Kayıt ve işâret eden. (Farsça)

rakım / râkım / راقم

  • Bir yerin deniz seviyesinden yükseklik derecesi. Kod.
  • Rakam yazan. Çizen. Tahrir eden, yazan.
  • Yazan. (Arapça)
  • Deniz seviyesinden yükseklik. (Arapça)

rakımü'l-huruf / râkımü'l-hurûf

  • Hattat, bu mektubu yazan.

şair

  • Şiir yazan. Sözünü vezin ve kafiye ile tertib eden.

şarih / şârih

  • Şerh eden, bir kitaba açıklama yazan kimse.

süleyman çelebi

  • İlk mevlid yazan ve bunda en çok muvaffak olan ehl-i velâyet bir zât olup, hicri 780'de Bursa'da vefat etmiştir. "Vesilet-ün Necât", meşhur mevlid kitabının esas adıdır.

tarihnüvis

  • (Çoğulu: Tarihnüvisân) Tarih yazan. Müverrih. (Farsça)

telif eden

  • Yazan, kaleme alan.

ukbe bin amir bin kays el-cüheni / ukbe bin amir bin kays el-cühenî

  • Ashab-ı Kiramın mümtaz fakihlerinden ve Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip yazanlardandır. 55 Hadis-i Şerif rivayet etmiştir. Mısır Valiliğinde bulunmuş ve orada Hicri 58 tarihinde vefat etmiştir.

vahy katibi / vahy kâtibi

  • Peygamber efendimize gelen vahyi, O'nun emri ile yazan sahâbîlere verilen isim.

yuhanna

  • Îsâ aleyhisselâma îmân eden on iki havârîden biri. İbrânî dilinde Yahyâ demektir.Rumca'da Yohannes, İngilizce'de Can, Fransızca'da Jan denir. Dört İncîl'i yazanlardan biridir. Îsâ aleyhisselâmın teyzesinin oğlu idi. Yüz senesinde Efes'te öldü. Hır istiyanlar, on ikinci ayın yirmi yedisinde y

zabıt katibi / zabıt kâtibi

  • Mahkemede söylenenleri yazan kişi.

zekeriyya

  • Benî İsrail peygamberlerinden ve Hz. Süleyman Aleyhisselâm'ın neslindendir. Beytül-Makdis'de Tevrat yazan ve kurban kesen reis idi. Zevcesi, Hz. Meryem'in teyzesi idi. Benî İsrail'in büyüklerinden olan İmran namındaki zatın karısı Hanne, Zekeriyya (A.S.) ın karısının kardeşidir. Hz. Meryem İmran kız

zemahşeri / zemahşerî

  • Keşşaf isimli ünlü tefsiri yazan islâm âlimi.

zeyd bin sabit

  • Sahabe-i Güzinden ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Henüz on bir yaşında iken isteği ile İslâmiyet'i kabul etmiştir. Kur'ân-ı Kerim'i kemiklerde yazılı ve hâfızların ezberinde iken bugünkü şeklinde ilk olarak yazan, bu hizmette en büyük hizmet kendisine nasib olandır. Resul-ü Ekrem'in (A.S.M.) kâtipliğini

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın