LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yaz kelimesini içeren 135 kelime bulundu...

atıl / âtıl

  • Yazı yazmayı bırakan, faaliyet göstermeyip boş duran.

derda

  • Yazık! Vah vah! (Farsça)

diriga

  • Yazık, eyvahlar olsun! (Farsça)

divit

  • Yazı yazmak için kullanılan hokka ve kalemi bir arada ihtiva eden mahfaza.

edevat-ı kitabet

  • Yazı vasıtaları.

efsus / efsûs / افسوس

  • Yazık! Hay! Eyvah! gibi bir teessür edatı. (Farsça)
  • Yazık, çok yazık, eyvahlar olsun. (Farsça)

esefa / esefâ

  • Yazık!

fenn-i inşa

  • Yazı yazma san'atı.

fenn-i kitabet / fenn-i kitâbet / فَنِّ كِتَابَتْ

  • Yazma, hat sanatı.
  • Yazma ilmi.

fıkra / فقره

  • Yazı parçası.

hat / hât

  • Yazı, çizgi, sınır.
  • Yazı.

hatt-şinas

  • Yazı uzmanı, yazıdan anlayan. (Farsça)

hayf / حيف

  • Yazık, vah vah. (Arapça)

hayfa / hayfâ / حَيْفَا

  • Yazık!
  • Yazık.

heder / هدر

  • Yazık olma, boşa gitme. (Arapça)
  • Heder etmek: Yazık etmek, yitirmek, boşa harcamak. (Arapça)
  • Heder olmak: Yazık olmak, yitmek, kaybolmak. (Arapça)

heyhat / heyhât / هيهات

  • Yazık, ne yazık!
  • Yazık. (Arapça)

hıdırellez

  • Yazın başlangıcı sayılan altı Mayıs günü. (Rûmî senede Nisan ayının yirmi üçüncü günü.)

hindubar

  • Yazı hokkası. (Farsça)

hürriyet-i kalem

  • Yazı yazma hürriyeti.

idarehane

  • Yazıhane, müdüriyet.

ifade-i tahririye

  • Yazı ile anlatış.

iktitab

  • Yazılmış olan bir şeyin kopyasını çıkarma, suretini alma.

ilanname / ilânnâme

  • Yazılı duyuru.

inşa ve kitabet / inşâ ve kitâbet

  • Yazı yazma, telif etme.

iş'ar

  • Yazı ile haber vermek. Anlatmak, bildirmek.

istinsah

  • Yazarak çoğaltma.

istinsah edilen

  • Yazarak çoğaltılan.

istinsah etmek

  • Yazarak çoğaltmak.

istitar

  • Yazma.

ıstıyaf

  • Yaz mevsimini geçirmek, bir yerde yazlamak.

ithaf

  • Yazılan kitapta birinin adını anma.

izbar

  • Yazma. Yazma ile bildirme.

kaleme almak

  • Yazmak.

kalemgir

  • Yazı yazarken kalemin kâğıda takılmadan rahatlıkla kayması. (Farsça)

kalemzede

  • Yazılmış, kaleme alınmış. (Farsça)

kalemzen

  • Yazan, yazıcı, kâtib. (Farsça)

katib / kâtib / كاتب / كَاتِبْ

  • Yazan, yazıcı, kitâbet eden. Usta yazıcı.
  • Yazar.
  • Yazıcı.
  • Yazıcı.
  • Yazıcı. (Arapça)
  • Yazıcı.

katibane / kâtibâne

  • Yazıcı gibi.

katibe / kâtibe

  • Yazıcı kadın.
  • Yazan hanım.

katip / kâtip / كاتب

  • Yazıcı, yazan.
  • Yazıcı. (Arapça)

katiplik / kâtiplik

  • Yazıcılık.

kayd

  • Yazma, bağ.

kayıt

  • Yazma, bağ.

kayz

  • Yaz mevsiminin en sıcak zamanları.

kelimat-ı mektube

  • Yazılı kelimeler.

kelime-i mektube

  • Yazılmış kelime.

kerebbe

  • Yaz günlerinde kumlu yerlerde biten bir ağaç adı.

ketebe

  • Yazıcılar.

kitabe / kitâbe

  • Yazılı levha.

kitabet / kitâbet / كِتَابَتْ

  • Yazmak. Kâtiblik. Usulüne göre bir şeyi yazmak.
  • Yazmak, kâtiplik.
  • Yazım.
  • Yazma işi.
  • Yazı yazma.

kitabet san'atı / kitâbet san'atı

  • Yazı yazma san'atı.

kitabeten / kitâbeten / كِتَابَتًا

  • Yazı olarak.
  • Yazmakla.
  • Yazı olarak.

kudret-i kalemiye

  • Yazı yazmadaki kuvvet; kalem gücü.

levh-i mahv u isbat / levh-i mahv u isbât / لَوْحِ مَحْوُ و اِثْبَاتْ

  • Yaz boz levhası.

maa-t-teessüf

  • Yazık ki. Esefle. Teessüfle beraber.

maal-esef

  • Yazık ki. Maalesef.

maalesef

  • Yazık ki.

mahlas / mahlâs

  • Yazarın takma adı.

makale

  • Yazı.

masnuat-ı sayfiye / masnuât-ı sayfiye

  • Yaz mevsiminde ortaya çıkan sanat eseri varlıklar.

mebde-i telif

  • Yazılma başlangıcı.

mecmua

  • Yazılar topluluğu, dergi.

mektub / مكتوب

  • Yazılı, yazılmış kâğıt.
  • Yazılan.

mektube / mektûbe

  • Yazılmış.

mektup

  • Yazılmış.

meltem

  • Yaz mevsiminde karadan denize doğru esen rüzgâr.

menşur / menşûr

  • Yazılı olarak yayılan, neşredilen.
  • Yazılmış, yayınlanmış.

merba'-nişin

  • Yazlıkta oturan. (Farsça)

mesfur

  • Yazılmış, adı geçmiş. (Bu tabir, eskiden daha ziyade hakaret görmesi icabeden aşağılık kimseler hakkında kullanılırdı.)

mestur / mestûr / مسطور

  • Yazılı. (Arapça)

metin / metîn

  • Yazının tamamı.
  • Yazı, lâfız, ibare.

metn / متن

  • Yazıya dökülmüş bilgi. (Arapça)

mevsim-i sayf

  • Yaz mevsimi, yaz devresi.

midad

  • Yazı mürekkebi. Mürekkeb.

müellefat / müellefât / مُؤَلَّفَاتْ

  • Yazılan kitaplar.
  • Yazılmış eserler.
  • Yazılmış eserler.

müellif / مؤلف / مُؤَلِّفْ

  • Yazar.
  • Yazar. (Arapça)
  • Yazar.

muharrer / محرر

  • Yazılı, yazılmış.
  • Yazılmış, yazılı.
  • Yazılmış.
  • Yazılı. (Arapça)

muharrerat / muharrerât

  • Yazılı şeyler. Yazılmış kâğıtlar. Mektuplar.

muharrir / محرر

  • Yazar, gazete yazarı.
  • Yazan. Tahrir eden. Kâtib. Kitab te'lif eden. Gazetede yazı yazan.
  • Yazar.
  • Yazar. (Arapça)

mukadderat / مقدرات

  • Yazgı. (Arapça)

mükatebe / mükâtebe / مكاتبه

  • Yazışma, mektuplaşma, birbirine yazma, köle ile yapılan azatlık sözleşmesi.
  • Yazışma.
  • Yazışma. (Arapça)

münteha-yı te'lif / müntehâ-yı te'lîf / مُنْتَهَايِ تَأْلِيفْ

  • Yazılan eserin sonu.

murabaa

  • Yazlığa çıkmak üzere mukavele yapma.

mürekkeb

  • Yazı için kullanılan sıvı.

musannif / مصنف

  • Yazar, kitap yazarı. (Arapça)

müstensih

  • Yazarak çoğaltan.

neyruz

  • Yaz günü.

nüvis

  • Yazan, yazıcı. (Farsça)
  • Yazıcı.

nüvisende

  • Yazıcı, kâtib. (Farsça)

ofis

  • Yazıhane, daire, büro. (Fransızca)

paragraf

  • Yazı bölümü.

pelme

  • Yazı tahtası. (Farsça)

rakamzede

  • Yazılan, söylenen. Yazılmış. (Farsça)

rakamzen

  • Yazıcı, yazan. Kayıt ve işâret eden. (Farsça)

rakime

  • Yazılmış kâğıt. Mektub.

rıhlet-i sayfiye

  • Yaz seyahati, yaz yolculuğu.

sayf / صيف

  • Yaz, yaz mevsimi.
  • Yaz. (Arapça)

sayfi / sayfî

  • Yaza ait. Yaz mevsimiyle alâkalı.

sayfiye / صيفيه

  • Yazlık. Gezinecek ve yazın yaşanacak yer.
  • Yazlık.
  • Yazlık. (Arapça)

sebt

  • Yazma, deftere geçirme, bir yere kaydetme.

sefere

  • Yazıcılar.

sehlimümteni

  • Yazılması veya söylenmesi kolay görünen, ama denendiğinde zor olduğu anlaşılan eser.

serlevha

  • Yazıda başlık. (Farsça)

sernüvişt / سرنوشت

  • Yazgı, alın yazısı. (Farsça)

sifr

  • Yazılmış nesne, mektup.

sutur / sutûr

  • Yazı satırları.

tab olunan

  • Yazılan, basılan.

tab' edilen

  • Yazılan, basılan.

tabistan / tâbistan / تابستان

  • Yaz mevsimi. (Farsça)
  • Yaz. (Farsça)

tabistani / tâbistânî / تابستانى

  • Yazlık. (Farsça)

tahrir / tahrîr / تَحْر۪يرْ

  • Yazı, yazı yazmak.
  • Yazma.
  • Yazma.

tahriren

  • Yazmak suretiyle, yazı ile.
  • Yazarak.

tahriri / tahrîrî / تحریری / تَحْر۪ير۪ي

  • Yazılı. (Arapça)
  • Yazı ile ilgili.

tarih-i telif

  • Yazılış tarihi.

tarih-i telif ve istinsah

  • Yazılış ve düzeltme tarihi.

tarz-ı hat

  • Yazı şekli.

tastir / tastîr

  • Yazı yazıp satırlar oluşturma.
  • Yazma.

te'lifat / te'lifât

  • Yazılmış eserler, kitaplar.

tekatüb

  • Yazışmak.

teksir makinası

  • Yazıları çoğaltmak için kullanılan makine.

telif

  • Yazma.

telif eden

  • Yazan, kaleme alan.

telif edilen

  • Yazılan, kaleme alınan.

telif etme

  • Yazma, kaleme alma.

telif kanunu

  • Yazarlık yasası, yazı yazma kanunu.

telif olunan

  • Yazılan.

telifat / telifât

  • Yazılan yazı ve eserler.

telifi

  • Yazılması.

tercüman

  • Yazılı ve sözlü metinleri başka bir dile çeviren.

vahayfa / vâhayfâ / واحيفا

  • Yazıklar olsun, eyvahlar olsun, vah vah. (Arapça)

vasiyetname / vasiyetnâme

  • Yazılı vasiyet. Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu kâğıt. (Farsça)

veyl / وَيْلْ / ویل

  • Yazık.
  • Yazık.
  • Yazık, yazıklar olsun, eyvahlar olsun. (Arapça)

vücud-u nakşiye

  • Yazı gibi nakış şeklindeki varlık.

zaman-ı telif

  • Yazılış zamanı.

zekab / zekâb

  • Yazı mürekkebi. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR