LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yaratilis ifadesini içeren 293 kelime bulundu...

acbü'z-zeneb

  • Kuyruk sokumundan bulunan ve insanın tekrar yaratılışında çekirdek görevini görecek olan hücre; bir tür genetik şifre.

acube-i hilkat / acûbe-i hilkat

  • Acayip, hayrette bırakan bir yaratılışta.

aferiniş / âferîniş / آفرینش

  • Yaratılış. (Farsça)

ahsen-i mahluk / ahsen-i mahlûk

  • Yaratılmışların en güzeli, yaratılışı en kıvamda olan.

ahsen-i takvim sureti / ahsen-i takvim sûreti

  • Yaratılışın tam kıvamı ve en güzel şekli.

ahval-i vücudiye ve fıtriye / ahvâl-i vücudiye ve fıtriye

  • Varlığa ve yaratılışa dair haller.

alaka / عَلَقَه

  • Ana rahmi duvarına tutunmuş asılı bir hücre topluluğu, insan yaratılışının ilk safhası.

asl-ı hilkat

  • Yaratılış başlangıcı.

asl-ı hilkat-i arz

  • Toprağın yaratılışının esası.

ayat-ı tekviniyye ve teşriiyye / âyât-ı tekviniyye ve teşriiyye

  • Yaratılışa ve şeriata ait âyetler.

azrail

  • Ölüm meleği. Dört büyük melekten biridir, ölenlerin ruhlarını almak görevi vardır. Diğer bir ismi de "melek-ül mevt: Ölüm meleği"dir. Yeryüzünde hayatın var olması, insanın yaratılışı tesadüfle açıklanamıyacağı gibi, ölüm de tesadüfle açıklanamaz. Hayatı yaratan ölümü de yaratmıştır. Hayat gibi ölüm

bednihad / bednihâd / بدنهاد

  • Kötü yaratılışlı, soysuz. (Farsça)

bedsirişt / بدسرشت

  • Kötü yaratılışlı, mayası bozuk. (Farsça)

beşeriyyet

  • İnsanlık.
  • İnsanın yaratılış özellikleri.

beyanat-ı kevniye

  • Yaratılışa âit açıklamalar.

bidayet-i hilkat / bidâyet-i hilkat

  • Yaratılışın başlangıcı.

bidayet-i icad

  • Yaratılışın başlangıcı.

borc-u fıtrat

  • Yaratılış borcu.

bostan-ı hilkat

  • Yaratılış bostanı, bahçesi.

camiiyet-i fıtrat

  • Yaratılışın kapsamlılığı.

cemal-i rububiyet / cemâl-i rububiyet

  • Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzelliği.

cesaret-i fıtriye

  • Fıtrî bir cesaret, yaratılıştan gelen cesaret.

cibillet / جبلت

  • Karakter, yaratılış. (Arapça)

cibilli / cibillî

  • Cibilliyet. Yaratılıştan olan. Asıl maya, huy, tabiat, tıynet.
  • Yaratılıştan gelen.

cibilliyet / جبليت / جِبِلِّيَتْ

  • Yaratılıştan gelen huy, karakter.
  • Huy, yaratılış.
  • Karakter, yaratılış. (Arapça)
  • Yaratılış.

cibilliyetsiz / جبلتسز

  • Karaktersiz, kötü yaratılışlı. (Arapça - Türkçe)

cilve-i rabbaniye / cilve-i rabbâniye

  • Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin ve onları terbiye, idare ve egemenliği altında bulundurmasının izi, görüntüsü.

cinan-ı hilkat

  • Yaratılış bahçeleri.

dahiye-i hilkat / dâhiye-i hilkat

  • Yaratılış harikası.

delail-i fıtriye / delâil-i fıtriye

  • Yaratılıştaki deliller.

desatir-i fıtrat / desâtir-i fıtrat

  • Fıtrata, yaratılışa ait düsturlar, prensipler.

devair-i rububiyet / devâir-i rububiyet

  • Rububiyet daireleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının alanları.

din

  • Ceza, ivaz.
  • İman ve amel mevzuu olarak insanlara Cenab-ı Hak tarafından teklif olunan Hak ve hakikat kanunlarının hey'et-i mecmuasıdır. Din, kâinatın, dünyanın hayatın ve insanın yaratılış gayeleri ve var oluş şekillerini açıklıyarak, onları mânasızlıktan ve abesiyetten kurtarır. İns

din-i fıtri / din-i fıtrî

  • İnsanın yaratılışına uygun olan din; İslâmiyet.

din-i hakk-ı fıtri / din-i hakk-ı fıtrî

  • İnsanın yaratılışına en uygun olan hak din; İslâmiyet.

düstur-u fıtrat

  • Yaratılış yasası, kanunu.

ef'al-i icadiye / ef'âl-i icadiye

  • Yaratılışa ait fiiller.

ef'al-i rabbaniye / ef'âl-i rabbâniye

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın fiilleri.

embriyoloji

  • yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 - Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne

emir ve irade

  • Allah'ın yaratılışa dair emir ve dilemeleri.

emr-i rabbani / emr-i rabbânî

  • Bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın emri.

evamir-i tekviniye-i ilahiye / evâmir-i tekvîniye-i ilâhiye

  • Allah'ın yaratılışa âit emirleri.

evvel-i fıtrat / اَوَّلِ فِطْرَتْ

  • Yaratılışın başlangıcı.
  • İlk yaratılış.

evvel-i hilkat

  • Yaratılışın başlangıcı.

faide-i hilkat

  • Yaratılıştaki fayda, yarar.

fariza-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen vazife.

farize-i hilkat

  • Yaratılış görevi.

felsefe

  • Madde, hayat, yaratılış, kâinât, ruh, ölüm, ölüm sonrası gibi konularda insan gücünün akla dayanarak ortaya koyduğu düşünce ve görüşlerin tamâmı. Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatmak, yaldızlı, heyecan verici laflarla inandırmaya çalışmak. Tecrübeye, hesâba dayanmayan şahsî düşünceler.

felsefe-i tabiiye

  • Yaratılışı ve her şeyi tabiata dayandıran felsefe.

fetanet / fetânet

  • Fatinlik, zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi anlamak hususundaki istidadı, zeyreklik.

fiil-i rabbaniye / fiil-i rabbâniye

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın fiil ve icraatı.

fıthıl

  • Âdem Aleyhisselâm'ın yaratılışından evvel olan zaman.

fıtrat / فطرت / فِطْرَتْ

  • Yaratılış, huy, tabiat, mizaç.
  • Hilkat, yaratılış.
  • İslâmiyet'e elverişli yaratılış.
  • Peygamberlerin sünneti.
  • Yaratılış.
  • Yaratılış. (Arapça)
  • Kişiye hâs yaratılış.

fıtrat-ı acibe / fıtrat-ı acîbe

  • Yaratılıştaki gariplik.

fıtrat-ı asliye

  • Esas yaratılış gayesi.

fıtrat-ı beşeriye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

fıtrat-ı ilahiye / fıtrat-ı ilâhiye

  • İlâhi fıtrat, yaratılış kanunları.

fıtrat-ı insan

  • İnsanın fıtratı, tabiatı, yaratılışı.

fıtrat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı insaniyet

  • İnsanlığın yaratılışı, tabiatı.

fıtrat-ı muhammediye

  • Hz. Muhammed (s.a.v.)'in huyu, yaratılışı.

fıtrat-ı selime / fıtrat-ı selîme / فِطْرَتِ سَل۪يمَه

  • Bozulmamış yaratılış, karakter.
  • Bozulmamış sağlam yaratılış.

fıtrat-ı zatiyelerimiz / fıtrat-ı zâtiyelerimiz

  • Kendimize ait asıl mizacımız, yaratılışımız.

fıtrat-ı zişuur / fıtrat-ı zîşuur

  • Şuurlu, bilinçli yaratılış.

fıtraten / فطرتا / فِطْرَتًا

  • Yaratılış itibariyle.
  • Yaratılıştan. (Arapça)
  • Kendine has yaratılışça.

fıtri / fıtrî / فطری / فِطْر۪ي

  • Doğal, yaratılıştan gelen.
  • Yaratılıştan gelen. (Arapça)
  • Hususî yaratılış îcâbı.

fıtri şefkat / fıtrî şefkat

  • Doğal, yaratılıştan gelen şefkat, merhamet.

fıtri şeriat / fıtrî şeriat

  • Yaratılışa ait kanun.

fünun-u ekvan

  • Yaratılışa ait ilimler, pozitif bilimler.

garaib-i hilkat / garâib-i hilkat / غَرَائِبِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış harikaları.
  • Yaratılışın görülmedik şekilleri.

gariza / garîza

  • Yaratılıştan olan, huy.

garize / garîze

  • Asıl. Yaratılıştan olan. Sevk-i İlâhi. Huy.

gariziye / garîziye

  • Tıb: Yaratılışa âit. Yaşamaya âit. Doğuştan. Normal.

gayat-ı fıtrat / gayât-ı fıtrat

  • Yaratılış gayeleri.

gaye-i fıtrat

  • Yaratılış amacı.

gaye-i hilkat

  • Yaratılış gayesi.

gāye-i hilkat / غَايَۀِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış gāyesi.

gayr-ı fıtri / gayr-ı fıtrî

  • Yaratılışa uygun olmayan.

gayr-i fıtri / gayr-i fıtrî / غَيْرِ فِطْر۪ي

  • Yaratılışa uymayan.

hacat-ı fıtri / hâcât-ı fıtrî

  • Yaratılıştan gelen ihtiyaçlar.

haddizatında / haddizâtında

  • Aslında, yaratılışında.

hadisat-ı kevniye / hâdisât-ı kevniye

  • Yaratılışla ilgili hâdiseler, olaylar.

hakaik-i kevniye

  • Kâinatla, yaratılışla ilgili hakikatler.

hakimiyet-i rububiyet / hâkimiyet-i rububiyet

  • Rablığın egemenliği; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması.

halet-i fıtriye / hâlet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen haller.

halk-ı cedid / halk-ı cedîd

  • Ba'sü bade-l mevt, yeniden yaratılış. Yeniden yeniye tekrâren yaratılma. Ana karnındaki çocuğun, insan suretine inkılâb ettiği devre.
  • Yepyeni bir yaratılış.
  • Yeniden yaratılış.

halk-ı eflak / halk-ı eflâk

  • Feleklerin, kâinatın yaratılışı.

halk-ı kainat / halk-ı kâinat

  • Kâinatın yaratılışı, yaratılması.

harika-i fıtrat

  • Yaratılış harikası.

haslet / خصلت

  • İnsanın yaratılışındaki huy, mîzâc, tabîat, karakter.
  • Tabiat, huy, yaratılış.
  • Tabiat, yaratılıştan gelen huy. (Arapça)

haşmet-i hilkat

  • Yaratılışın görkem ve heybeti.

haşmet-i rububiyet

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye eden Allah'ın idare ve egemenliğinin ihtişamı.

hazine-i rabbaniye / hazine-i rabbâniye

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve hâkimiyeti altında bulunduran Allah'ın hazinesi.

hidayet-i fıtrıye

  • Yaratılıştan gelen hidayet; kötü tercih ve telkinlerle bozulmamış olan insanı yaratılışındaki doğruluk.

hikmet / حِكْمَتْ

  • Yaratılıştaki asıl maksat ve fayda.

hikmet-i amme / hikmet-i âmme / حِكْمَتِ عَامَّه

  • Her şeyin alakâlı olduğu İlâhî gaye. Her şeyi kanun ve nizamına itaat ettiren umumi faydalar. Yaratılıştaki, kâinattaki umumi ve ilâhi gaye.
  • Yaratılıştaki asıl maksat ve faydanın umûmîliği.

hikmet-i hilkat / حِكْمَتِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış hikmeti ve gayesi.
  • Yaratılıştaki ilâhî maksad ve incelik.

hikmet-i ilahiye / hikmet-i ilâhiye

  • Allah'ın hikmeti. Mahlûkatın yaratılışında Allah'ın gayeleri.

hikmet-i mutlaka

  • Sınırsız hikmet; yaratılıştaki gaye, herşeyin yerli yerinde ve anlamlı oluşu.

hikmet-i san'at-ı rabbaniye

  • Bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın san'atındaki hikmet, gaye, fayda, sır.

hilaf-ı fıtrat / hilâf-ı fıtrat / خِلَافِ فِطْرَتْ

  • Yaratılışa ters.
  • Yaratılışa aykırı.

hilaf-ı hikmet / hilâf-ı hikmet

  • Yaratılıştaki hikmete, İlâhî gayeye zıt.

hilkat / خلقت / خِلْقَتْ

  • Doğuştan gelen vasıf. Yaratma. Yaratılış.
  • Yaratılış.
  • Tabiat.
  • Yaratılış.
  • Yaratılış, yaratılma.
  • Doğuştan gelen vasıf, cibiliyet, fıtrat.
  • Yaratılış. (Arapça)
  • Tanrı. (Arapça)
  • Yaratılış.

hilkat şeceresi

  • Yaratılış ağacı.

hilkat-i adem / hilkat-i âdem

  • İlk insanın yaratılışı.

hilkat-ı alem / hilkat-ı âlem

  • Âlemin yaratılışı.

hilkat-i alem / hilkat-i âlem

  • Âlemin, kâinatın yaratılışı.

hilkat-ı arz

  • Yeryüzünün yaratılışı.

hilkat-i arz / خِلْقَتِ اَرْضْ

  • Dünyanın yaratılışı.
  • Yeryüzünün yaratılışı.

hilkat-ı beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i beşer

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i cesed

  • Cesedin yaratılışı.

hilkat-i dünya

  • Dünyanın yaratılışı.

hilkat-ı eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i eşya

  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i insaniye / خِلْقَتِ اِنْسَانِيَه

  • İnsanın yaratılışı.
  • İnsanın yaratılışı.

hilkat-i kainat / hilkat-i kâinat

  • Evrenin yaratılışı.

hilkat-i mevcudat / خِلْقَتِ مَوْجُودَاتْ

  • Varlıkların yaratılışı.
  • Varlıkların yaratılışı.

hilkat-i semavat ve arz / hilkat-i semâvât ve arz

  • Göklerin ve yerin yaratılışı.

hilkat-i teşekkül

  • Oluşum, yaratılış, şekil olarak yaratılma.

hilkatça

  • Yaratılışça.

hilkatçe

  • Yaratılış yönünden.

hilkaten / خِلْقَتاً

  • Yaratılıştan, doğuştan.
  • Yaratılıştan. Doğuştan.
  • Yaratılışça.

hilki / hilkî

  • Hilkate âit, yaratılıştan. Yaratılışa dâir. Yaratılışta.
  • Zâti.

hilkıyyat

  • Yaratılışla alâkalı, hilkatte olan evsaf.

hilkıyyet

  • Yaratılışta olma, hilkî olma.

hizmet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen hizmet.

hükumet-i hilkat / hükûmet-i hilkat

  • Yaratılış hükümeti.

hulk

  • Huy. Ahlâk. Tabiat. Yaratılıştan olan haslet. Seciyye. Cibilliyet.
  • İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhî ve zihnî hâller.

hulki / hulkî

  • Yaratılıştan.

hüsn-ü hilkat / حُسْنُ خِلْقَتْ

  • Yaratılışın güzelliği.
  • Güzel yaratılış.

hüsn-ü hilkat-ı insan

  • İnsanın yaratılışının güzelliği.

iaşe-i rabbaniye / iaşe-i rabbâniye

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın beslemesi, yedirip içirmesi.

ibadat-ı fıtriye / ibâdât-ı fıtrîye

  • Doğal, yaratılıştan gelen ibadetler.

ibadet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen ibadet.

icad-ı mahlukat / icad-ı mahlûkat

  • Varlıkların yoktan yaratılışı.

icad-ı mevcudat

  • Varlıkların yaratılışı.

ihtiyac-ı fıtri / ihtiyac-ı fıtrî / ihtiyâc-ı fıtrî / اِحْتِيَاجِ فِطْر۪ي

  • Yaratılıştan gelen doğal ihtiyaç.
  • Hususî yaratılış îcâbı olan ihtiyaç.

ihtiyacat-ı fıtriye

  • Fıtrî, yaratılıştan gelen ihtiyaçlar.

ilan-ı tekviniye / ilân-ı tekvîniye

  • Varlıkların yaratılışıyla insanlara duyurulan gerçekler.

ilham-ı fıtri / ilham-ı fıtrî

  • Cenâb-ı Hakkın ihtiyaçlarını karşılamaları için varlıklara yaratılışta vermiş olduğu duygu.

intizam-ı hilkat

  • Düzenli yaratılış.

iptida-i hilkat-i alem / iptida-i hilkat-i âlem

  • Kâinatın yaratılışının başlangıcı.

irade-i rabbaniye / irâde-i rabbâniye

  • Her şeyi yaratılış gayelerine göre terbiye ve idare edip, egemenliği altında tutan Allah'ın iradesi, dilemesi.

istidad-ı fıtri / istidad-ı fıtrî

  • Doğal, yaratılıştan gelen yetenek.

istidad-ı insani / istidad-ı insanî

  • İnsanın yaratılışında var olan bütün özellikleri, konuşma, sevme gibi.

istidadat-ı insaniye / istidâdât-ı insaniye

  • İnsanın yaratılışında var olan kabiliyet.

izhar-ı rububiyet

  • Rablığını gösterme; Allah'ın her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri verdiğini, onları terbiye ve idare ettiğini ve herşeyi egemenliği altında tuttuğunu göstermesi.

izzet-i rububiyet

  • Her varlığı yaratılış amacına hikmetli bir biçimde ulaştırarak terbiye ve idare eden Allah'ın şeref ve yüceliği.

kanun-u fıtrat

  • Yaratılış kanunu.

kanun-u fıtri / kanun-u fıtrî

  • Yaratılışa ait kanun.

kanun-u rububiyet

  • Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması kanunu.

kavanin-i adatullah / kavânin-i âdâtullah

  • Âdetullah kanunları; kâinatta işleyen İlâhî yasalar, yaratılış kanunları.

kavanin-i hilkat

  • Yaratılış kanunları.

kavanin-i rububiyet / kavânîn-i rububiyet

  • Allah'ın herbir varlığa, yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması ile ilgili kanunlar.

kemal-i fıtrat / kemâl-i fıtrat

  • Yaratılıştaki mükemmellik.

kemal-i hilkat / kemâl-i hilkat / كَمَالِ خِلْقَتْ

  • Yaratılıştaki mükemmelik, kusursuzluk.
  • Yaratılış mükemmelliği.

kevni / kevnî

  • Yaratılışla ilgili.

keyfiyet-i hilkat

  • Yaratılışın niteliği, yaratılış özelliği.

kitabet-i fıtriye

  • Yaratılışa ait yazılar, doğal yazı.

kur'an-ı rabbani / kur'ân-ı rabbânî

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın Kur'ân'ı; kâinat kitabı.

letaif-i hilkat / letâif-i hilkat

  • Yaratılıştaki güzellikler.

lütf-u rububiyet

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah‘ın iyilik ve bağışı.

mader-i hilkatin hazain-i la-tefnasındaki sehavet / mâder-i hilkatin hazâin-i lâ-tefnâsındaki sehavet

  • Yaratılış kaynağının bitmez tükenmez hazinelerindeki cömertlik.

makam-ı ahsen-i takvim

  • Yaratılışın en güzel kıvamında olma derecesi.

mead / meâd

  • Dönülecek yer; ölümden sonraki yaratılış, haşir.

mebde' ve mead / mebde' ve meâd

  • Başlangıç ve sonuç, dünyâ ve âhiret; mahlûkların (yaratılmışların) nereden ve nasıl vücûda geldiği, onları kimin yarattığı, yaratılış hikmetleri, sonunda ne olacakları ve ölümden sonraki hâlleri.

mebde'-i hilkat / مَبْدَأِ خِلْقَتْ

  • Yaratılışın başlangıcı.

mebde-i hilkat

  • Yaratılışın başlangıcı.

mecbul

  • (Cibillet. den) Yaratılmış. Yaratılışında bir hâl veya sıfat bulunan.

medeni-i bittab

  • Yaratılış îtibariyle medenî olan.

mehasin-i rububiyet / mehâsin-i rububiyet / mehâsin-i rubûbiyet

  • Rablığın güzellikleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzellikleri.
  • Cenâb-ı Hakkın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi ve onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının güzellikleri.

meratib-i külliye-i rububiyet

  • Rububiyetin geniş, kapsamlı mertebeleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının mertebeleri.

mesail-i kevniye / mesâil-i kevniye

  • Yaratılışla ilgili meseleler.

meşreb / مشرب

  • Yaratılış, tabiat, huy.
  • Yaratılış, tabiat. (Arapça)
  • İçme yeri. (Arapça)

meyl-i fıtri / meyl-i fıtrî

  • Yaratılıştan gelen meyil, arzu.

meyl-i tabi'i / meyl-i tabî'î

  • İç güdü. İnsanın irâdesi dışında, yaratılıştan olan meyl, bedenin istemesi.

meyl-i tabii / meyl-i tabiî

  • Yaratılışta olan meyil, tabiî.

mizac / mizâc

  • Huy, tabîat, bir kimsenin yaratılıştan gelen özelliklerinin hepsi.
  • Huy, tabiat, yaratılış.

mizaç

  • Yaratılış, tabiat.

mizac-ı ruh / mîzac-ı ruh

  • Ruhun durumu, yaratılışı.

mu'cizat-ı fıtrat / mu'cizât-ı fıtrat

  • Yaratılış mu'cizeleri.

mu'cizat-ı rububiyet / mu'cizât-ı rububiyet

  • Rablık mu'cizeleri; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesinin, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurmasının mu'cizeleri.

mu'cize-i fıtrat

  • Yaratılış mu'cizesi.

muamma-yı hilkat / muammâ-yı hilkat / مُعَمَّايِ خِلْقَتْ

  • Yaratılıştaki sır ve gizlilikler.
  • Yaratılışın anlaşılması zor olan sırrı.

muhabbet-i fıtriye / مُحَبَّتِ فِطْرِيَه

  • Yaratılıştan var olan muhabbet, sevgi.
  • Yaratılışta olan sevgi.

mükemmeliyet-i hilkat

  • Yaratılıştaki mükemmellik.

mukteza-yı fıtrat / muktezâ-yı fıtrat

  • Yaratılışın gereği.

mukteza-yı fıtri / muktezâ-yı fıtrî / مُقْتَضَايِ فِطْر۪ي

  • Hususî yaratılışın gereği.

mukteza-yı seciye

  • Karakter ve yaratılışın gereği.

mürebbi-i rahim / mürebbî-i rahîm

  • Şefkat ve merhamet herbir varlık üzerinde görülen ve herşeyi yaratılış gayelerine göre terbiye eden Allah.

nadire-i hilkat / nâdire-i hilkat

  • Yaratılış olarak benzersiz olan.

namus-u fıtri / namus-u fıtrî

  • Yaratılıştan gelen kanun.

natura

  • Lât. Her canlının yapılış hususiyeti, bünye, yaratılış hali.

nazzam-ı vahid / nazzâm-ı vâhid

  • Bütün varlık âlemini yaratılış gayelerine uygun olarak en güzel şekilde düzenleyen Kendisi bir olan Allah.

neş'e-i uhra / neş'e-i uhrâ / نَشْئَۀِ اُخْرَا

  • Ölümden sonraki yeniden yaratılış.

neş'e-i ula / neş'e-i ûlâ

  • İlk yaratılış, ilk diriltilme (dünyada).

netice-i fıtrat

  • Yaratılışın gaye ve neticesi.

netice-i hilkat / netîce-i hilkat / نَتِيجَۀِ خِلْقَتْ

  • Yaratılışın sonu, gayesi. Yaratılmanın neticesi.
  • Yaratılışın sonucu.
  • Yaratılışın neticesi, gāyesi.

netice-i hilkat-i alem / netice-i hilkat-i âlem

  • Âlemin yaratılış gayesi.

netice-i hilkat-i insaniye

  • İnsanın yaratılış neticesi.

netice-i hilkat-i kainat / netice-i hilkat-i kâinat

  • Kâinatın yaratılışının neticesi.

netice-i hilkat-i semavat / netice-i hilkat-i semâvât

  • Göklerin yaratılış neticesi.

nevadir-i hilkat / nevâdir-i hilkat

  • Nadir yaratılışta olan; yaratılış harikası.

nevamis-i fıtrat / nevâmis-i fıtrat

  • Yaratılışa Allah tarafından konulan temel kanunlar, anayasa kanunları.

nihad / nihâd / نهاد

  • Huy, tabiat, hilkat, bünye, yaratılış. (Farsça)
  • Yaratılış, tabiat. (Farsça)

nimet-i rabbaniye / nimet-i rabbâniye

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve hâkimiyeti altında bulunduran Allah'ın nimet ve ihsanı.

nişan-ı fıtri / nişan-ı fıtrî

  • Yaratılıştan gelen işâret.

nizam-ı fıtrat / نِظَامِ فِطْرَتْ

  • Yaratılıştaki düzen.
  • Kişiye hâs yaratılış düzeni.

nizam-ı hikmet / nizâm-ı hikmet / نِظَامِ حِكْمَتْ

  • Yaratılıştaki asıl maksat ve faydaya âid düzen.

nizam-ı hilkat-i alem / nizam-ı hilkat-i âlem

  • Kâinatın yaratılışındaki düzen.

nur-u muhammedi / nur-u muhammedî

  • Bütün varlıkların yaratılışının mayası, aslı, esası olan Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (a.s.m.) nuru.

nur-u rabbani / nur-u rabbânî

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın nuru.

pak-meşreb

  • Gidişi, yaratılışı temiz. İyi huylu olan.

rab

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.

rabb-i azim / rabb-i azîm

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah.

rahmet-i rububiyet / rahmet-i rubûbiyet

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren ve onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın rahmeti.

remz-i hikmet-i kainat / remz-i hikmet-i kâinât / رَمْزِ حِكْمَتِ كَائِنَاتْ

  • Kâinatın yaratılışındaki gayenin ince işareti.

resul / resûl

  • Yaratılışı, huyu, ilmi, aklı ve her bakımdan zamânında bulunan bütün insanlardan üstün olan ve yeni bir din ile gönderilen peygamber.
  • Elçi, haberci.

rızk-ı fıtri / rızk-ı fıtrî / رِزْقِ فِطْر۪ي

  • Yaratılışla birlikte verilen rızık.
  • Yaratılıştan olan rızık.

rububiyet

  • Rablık; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması.

rububiyet-i ilah / rububiyet-i ilâh

  • İlâhî Rablık; Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması.

rububiyet-i ilahiye / rubûbiyet-i ilâhiye

  • Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması.

rububiyet-i mutlaka-i ilahiye / rububiyet-i mutlaka-i ilâhiye

  • Allah'ın herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye ve idare etmesi ve egemenliği altında bulundurması.

rububiyet-i sermediye

  • Allah'ın bütün varlıklar üzerindeki kesintisiz mâlikiyet ve egemenliği ve her varlığı yaratılış amacına hikmetle ulaştıran kesintisiz terbiyesi.

şah-ı levlak / şâh-ı levlâk

  • Yaratılanların şahı, kainatın yaratılış sebebi Hz. Muhammed (a.s.m.).

sahife-i ayat-ı tekviniye / sahife-i âyât-ı tekvîniye

  • Yaratılışa ait delillerin sayfası.

sahife-i fıtrat

  • Yaratılış sayfası.

şakile

  • Yol. Tarik. Meslek.
  • Yaradılış. Tıynet. Seciye. Mizac. Bir kimsenin yaratılışının temel hususiyeti.

san'at-ı fıtriye

  • Yaratılıştaki san'at, doğal yapı.

sebeb-i hilkat

  • Yaratılış sebebi.
  • Yaratılışa sebeb ve gaye, yaratılışa vâsıta ve âlet olan.

sebeb-i hilkat-ı alem / sebeb-i hilkat-ı âlem

  • Âlemin yaratılış nedeni; Hz. Peygamber Efendimiz (a.s.m.).

sebeb-i hilkat-i alem / sebeb-i hilkat-i âlem / سَبَبِ خِلْقَتِ عَالَمْ

  • Âlemin yaratılış nedeni.
  • Âlemin yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i eflak / sebeb-i hilkat-i eflâk / سَبَبِ خِلْقَتِ اَفْلاَكْ

  • Âlemlerin yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i insan

  • İnsanın yaratılış sebebi.

sebeb-i hilkat-i kainat / sebeb-i hilkat-i kâinat

  • Evrenin yaratılış sebebi.

şecaat-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen yiğitlik, cesaret ve kahramanlık.

şecere-i hilkat / شَجَرَۀِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış ağacı.
  • Yaratılış ağacı.

şecere-i tuba-i hilkat / şecere-i tûbâ-i hilkat

  • Tûbâ ağacını andıran yaratılış ağacı.

seciye-i fıtri / seciye-i fıtrî

  • Doğal, yaratılıştan gelen özellik, karakter.

şefkat-ı fıtriye

  • Yaratılıştan var olan şefkat duygusu.

şehamet-i fıtriye / şehâmet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen yiğitlik.

selaset-i fıtriye / selâset-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen akıcılık ve açıklık.

semere-i şecere-i hilkat

  • Yaratılış ağacının meyvesi.

şer'-i tekvini / şer'-i tekvînî

  • Allah'ın kâinata koyduğu kanunlar, yaratılış şeriatı.

şeriat-ı fıtriye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların bağlı olduğu anayasa, kanunlar mecmuası.

şeriat-i fıtriye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların fiillerini düzen altına alan kanunlar.

şeriat-ı fıtriye / şerîat-ı fıtriye / شَر۪يعَتِ فِطْرِيَه

  • Yaratılışa âit kanunlar.

şeriat-i fıtriye-i kübra / şeriat-i fıtriye-i kübrâ

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu büyük kanun.

şeriat-ı fıtriye-i kübra / şerîat-ı fıtriye-i kübrâ / شَر۪يعَتِ فِطْرِيَۀِ كُبْرَا

  • En büyük yaratılış kanunları.

şeriat-ı fıtriyye-i ilahiye / şeriat-ı fıtriyye-i ilâhiye

  • Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu İlâhi kanunlar.

şeriat-ı hilkat

  • Yaratılış kanunu, Allah'ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tabi olduğu kanunlar.

şeriat-ı kübra-yı fıtriye / şeriat-ı kübrâ-yı fıtriye

  • Yaratılışta konulan ilâhî büyük şeriat, kâinattaki kanunlar.

şeriat-i tekvini / şeriat-i tekvîni

  • Allah'ın kâinatta koyduğu yaratılış kanunları.

şeriat-ı tekviniye / şeriat-ı tekvîniye

  • Allah'ın kâinatta koyduğu yaratılış kanunları.

sevk-i fıtri / sevk-i fıtrî / سَوْقِ فِطْر۪ي

  • Allah'ın yaratılışta koyduğu fitrî meyil ve sevk, yönlendirme.
  • Husûsi yaratılış îcâbı olan sevk.

sıfat-ı rububiyet / sıfât-ı rububiyet

  • Rububiyete dair sıfatlar; her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşması için muhtaç olduğu şeylerin verilmesi, onların terbiye edilip idare edilmesi ve egemenlik altında bulundurulmasına dair İlâhî sıfatlar, özellikler.

sikke-i fıtrat / سِكَّۀِ فِطْرَتْ

  • Yaratılış sikkesi, damgası.
  • Hususî yaratılış mührü.

sikke-i hilkat / سِكَّۀِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış mührü.
  • Yaratılış mührü.

silsile-i hilkat-i kainat / silsile-i hilkat-i kâinat

  • Kâinatın yaratılış devreleri.

sirişt / سرشت

  • Yaratılış. (Farsça)

sırr-ı hikmet-i hilkat

  • Yaratılış gayesinin sırrı.

sırr-ı hilkat / سِرِّخِلْقَتْ

  • Yaratılış sırrı.
  • Yaratılış sırrı.

sırr-ı hilkat-i alem / sırr-ı hilkat-i âlem

  • Âlemin yaratılış sırrı.

tab'an

  • Yaratılıştan. Doğuştan. Huy ve tabiat itibariyle.

tabayi'

  • Mizaçlar, tabiatlar, huylar. Yaratılışlar.

tabayi'-i ziruh

  • Ruhlu mahlukatın yaratılışları.

tabiat / طبيعت

  • (Tabia) Yaratılış, huy, karakter.
  • Âlem ve içindekiler. Şeriat-ı fıtriyye. Hadiselerin ve varlıkların bağlı olduğu kanunlar. Allah, tabiatı yarattığı ve varlıkların nasıl hareket edeceğini kanunlariyle ve emirleriyle tayin ettiği halde Allah'ı inkâr edip tabiat yapıyor diyenler büyük
  • Doğa. (Arapça)
  • Huy, yaratılış. (Arapça)

tabiatıyla

  • Yaratılış özelliği olarak.

takvim-i zişan / takvim-i zîşan

  • Yaratılışın tam kıvamında olan şan ve şeref sahibi bir varlık.

tarih-i tabii / tarih-i tabiî

  • Tabii bir tarih; yaratılış, oluş tarihi.

teayyün-i imkani / teayyün-i imkânî

  • İnsanın hakîkati olan teayyün-i vücûbîsinin zılli yâni görüntüsü. Ehlullah (evliyâ) kendi yaratılışlarına, güçlerine göre tasavvuf mertebelerine kavuşmakta birbirlerinden çok ayrıdırlar. Evliyâ arasında Allahü teâlânın ismine kavuşanlar pek azdır. Ço ğu bu ismin teayyün-i imkânîsine kavuşmuştur. (İm

tekvini emr-i rabbani / tekvînî emr-i rabbânî

  • Bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah'ın birşeye "Ol" deyince onu hemen olduruveren emri.

teşekkülat-ı arziye / teşekkülât-ı arziye

  • Dünyanın ilk yaratılışı.

teshir-i rabbani / teshir-i rabbânî

  • Herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah'ın herşeye boyun eğdirmesi.

tine / tîne

  • (Tıynet) Balçık.
  • Hilkat, yaratılış.

tıynet

  • Huy, yaratılış.

tuba-yı hilkat / tûbâ-yı hilkat / طُوبَايِ خِلْقَتْ

  • Yaratılış ağacı.
  • Yaratılış ağacı.

turra-i fıtrat

  • Yaratılış mührü.

u'cube-i hilkat

  • Yaratılıştan insanlara hayret verici olan. Şaşılacak, hayrete düşülecek hilkat garibesi.

ubudiyet-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen kulluk.

ulum-u kevniye

  • Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler.

vazife-i asliye-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen asıl vazife.

vazife-i fıtrat

  • Yaratılış vazifesi.

vazife-i fıtriye

  • Yaratılıştan gelen görev.

vazife-i fıtriye-i ilmiye

  • Yaratılıştan gelen ilim öğrenme görevi.

vazife-i fıtriye-i rabbaniye / vazife-i fıtriye-i rabbâniye

  • Allah'ın herbir varlığa yüklediği yaratılış görevi.

vazife-i hilkat

  • Yaratılışa ait vazife.

vazife-i rububiyet

  • Rablık işi; her bir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri verme ve onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurma işi.

vesile-i dünya

  • Dünyanın yaratılış vesilesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın