LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yaran ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

ahlal

  • (Tekili: Hıll) Samimi dostlar, yâranlar.

akik

  • Meşhur ve kıymetli, ekseriya kırmızı renkte olan ve yüzük gibi şeylere takılan taş.
  • Hicaz vilâyetinde bir vâdi.
  • Yolunu yaran gür su.

bagy

  • Azgınlık. Zulüm, İsyan.
  • İstemek, talep etmek.
  • Haddini tecâvüz etmek.
  • Yaranın şişmesi.
  • (Yağmur) şiddetle yağmak.

damd

  • Yaranın üstüne bez bağlamak, merhem sürmek.

edvek

  • Devenin, misvak ağacını yemesi.
  • Bir yerde sâkin olmak.
  • Yaranın veremi sakin olmak.

hadire / hadîre

  • Kalabalık olmayan topluluk.
  • Yaranın içinde toplanan kan ve irin.

haşim

  • Kuru ekmek kırıntısı doğruyan. Ezen, yaran, kıran, parçalayan.

havye

  • Tıb: Yaranın etrafındaki kabarık etler.

hizemkeş / hîzemkeş

  • Odun yaran veya taşıyan köylü. (Farsça)

i'tikal / i'tikâl

  • (Ekl. den) Kemirme, kemirerek yeme.
  • Dalgaların, deniz kenarlarındaki karaları döğerek aşındırması.
  • Tıb: Yaranın, vücudu yemesi. Yaranın büyümesi.

iltihab

  • Alevlenmek. Yanmak.
  • Tıb: Bir uzuvda olan hararet, yanma. Cerahat toplanıp yaranın hararetlenmesi.

iltiham

  • Yaranın iyi olup ağzının kapanması, etlenerek iyileşmesi.
  • Muharebenin kızışması.

iltiyam

  • Yaranın kapanıp iyi olması.
  • Cem' olmak.
  • Zemmolunmak.
  • İyileşme, yaranın kapanması.

kaşş

  • Yaranın iyileşmesi.
  • Hasta iyi olmak.
  • Evmek.

lezk

  • Yaranın iyileşmesi, onulması.

mübaytır

  • Yarıcı, yaran.

munzicat / munzicât

  • Yaranın iltihabını yok edici, irinini akıtıcı (ilâçlar).

neta

  • (Nütü') Yaranın şişmesi.
  • Yüksek olmak.

safder / صفدر

  • Düşman saflarını yaran, savaşçı. (Arapça - Farsça)

saff-der

  • (Çoğulu: Saff-derân) Düşman saflarını yaran yiğit. (Farsça)

saff-zen

  • Düşman saflarını vurup yaran yiğitler. (Farsça)

safşikaf / safşikâf / صف شكاف

  • Düşman saflarını yaran savaşçı. (Arapça - Farsça)

safşiken / صاف شكن

  • Düşman saflarını yaran savaşçı. (Arapça - Farsça)

sayha-i ihya ve ikaz / sayha-i ihyâ ve ikaz

  • Hayat veren ve uyaran sesleniş.

şikaf / şikâf

  • فﺎﮑﺵ (Farsça)
  • Yarık. (Farsça)
  • Yaran. (Farsça)

tazammud

  • Yaranın merhemli bezle sarılması.

teekkül

  • (Ekl. den) Yaranın, oyulup açılması.
  • Yenme, eklolunma.

ufunet

  • Çıban veya yaranın çürüyüp fena kokması.
  • İltihab.
  • Her hangi bir maddenin çürümesinden hasıl olan pis koku, çürük kokusu.
  • Sıkıntı veren manevî ağırlık.

üsir

  • Yaranın iyi olduktan sonra kalan izi.

zerreşikaf / zerreşikâf / ذره شكاف

  • Kılı kırk yaran. (Arapça - Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR