LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yani. ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

a'ni / a'nî / اعنى

  • Yani. (Arapça)

akıntı

  • Bir sıvı cismin mütemadiyen hareketi, akış.
  • Nehir veya deniz suyunun bir tarafa doğru cereyanı.
  • Bazı hastalıklarda vücuttaki bir delikten cerahat akması.

aktar-ı afak / aktâr-ı âfâk

  • Dış dünyanın her tarafı, kâinatın her bir yanı.

aktar-ı arz / aktâr-ı arz

  • Dünyanın dört bir yanı.

aktar-ı cihan

  • Dünyanın dört bir yanı.

aktar-ı islami / aktâr-ı islâmî

  • İslâm âleminin dört bir yanı.

aktar-ı islamiye / aktâr-ı islâmiye

  • İslâm dünyasının dört bir yanı.

aktar-ı memleket / aktâr-ı memleket

  • Memleketin dört bir yanı.

bedadan / bedâdân

  • Eyerin iki yanı.

beyan-ı mu'ciz / beyân-ı mu'ciz

  • Mu'cizevî açıklama; açıklamaları mu'cize olan ve bir benzer açıklamayı yapmaktan başkalarını âciz bırakan Kur'ân'ın beyanı.

cem'

  • (Çoğulu: Cümu) Hurmanın iyi olmayanı. Farklı şeyleri bir yere getirmek mânasına mastar.
  • Az olarak cemaat için isim olur.
  • Toplama. Bir yere getirme, biriktirme. Yığma.
  • Gr: Arabçada (ve tesniye olmayan dillerde) ikiden çok olan şeylere delâlet eden kelime. (Kitabın başı

cevanib-i alem / cevânib-i âlem

  • Dünyanın dört bir yanı.

cuur

  • Hurmanın gayet yaramazı, iyi olmayanı.

galeyan-ı efkar / galeyan-ı efkâr

  • Fikirlerin galeyanı. Fikirlerin coşması.

hizb-ül kur'an

  • Kur'an Cemaatı. Kur'an'a ciddi ve samimi olarak bağlanıp, ona hizmet için mücahidane bir surette çalışan ve fenâlıklardan korunan müslümanların topluluğu ve cereyanı.
  • Kur'an'ın bir cüz'ünün dörtte biri.
  • Zikir ve dua için Kur'an'dan alınmış bir kısım âyetler.

hizb-üş şeytan

  • Şeytana ve nefislerine tâbi olanların grubu. Allah'ın kanun ve nizamına tâbi olmadan kafalarına güvenerek ve nefsanî arzularına uyarak gitmek isteyenler. Milleti, memleketi ve mukaddesatı yıkmağa çalışan ve ahlâksızlığa alıştıranların ve dinsizlerin topluluğu ve cereyanı.

huzur-u nebevi / huzur-u nebevî

  • Peygamberin huzuru, yanı.

huzur-u resulullah

  • Peygamberin huzuru, yanı.

kıvamı / kıvâmı

  • Ayakta tutanı, gelişip yayılmasını sağlayanı.

mahcir

  • (Çoğulu: Mehâcir) Göz çukuru.
  • Gözün çevre yanı. Yüzde perde varken gözden ve etrafından görünen yerler.
  • Bahçe.

nezd / نزد

  • Yan, yanı. (Farsça)
  • Kat. (Farsça)

rebil

  • (Çoğulu: Rubul) Yoğun, semiz, besili.
  • Yer kuruyunca biten bir ot.
  • Uyluğun iç yanı.

şark hadisesi / şark hâdisesi

  • Doğu bölgesinde meydana gelen hadise; Şeyh Said İsyanı.

sultan-üd dem

  • Vücutta kanın galeyanı.

tev'eban

  • Davar memesinin iki yanı.

tuvar

  • Evin çevre yanı.

vuku'

  • Düşme, rastlama.
  • Olma, oluş.
  • Gidip çatma.
  • Bir hadisenin çıkış şekli, cereyânı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın