LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yag kelimesini içeren 110 kelime bulundu...

anin

  • Yağ çıkarmağa mahsus olan yayık. (Farsça)

asar / asâr

  • Yağcı, yağ satıcısı.

baran / bârân / باران

  • Yağmur. Rahmet. (Farsça)
  • Yağmur.
  • Yağmur. (Farsça)

baran ü tegerg / bârân ü tegerg

  • Yağmur ve dolu.

baran-riz / bârân-riz

  • Yağmur saçan, yağmur döken. (Farsça)

barende

  • Yağdıran, yağdırıcı. (Farsça)

bedanet

  • Yağlı, besili olma. Semizlik.

bekile

  • Yağla karışmış keş.

bıtta

  • Yağ koydukları bardak.

bozkır

  • Yağışlı mevsimler de yeşeren ot cinsinden bitkilerin ve bazı bodur ağaçların yetişebildiği yarı kurak yer.

büak

  • Yağmuru şiddetle yağan bulut.

çapul / çapûl

  • Yağma, saldırı. (Farsça)

cazgır

  • Yağlı güreşlerde pehlivanları seyircilere takdim edip dualarını okuyarak onları meydana çıkaran kimse.

cefl

  • Yağmuru yağmış bulut.

ceham

  • Yağmur vermeyen bulut.

ceml

  • Yağ eritmek.

ceya'

  • Yağmur.

ebr-i baran / ebr-i bârân

  • Yağmur bulutu.

ehl-i garet

  • Yağmacı, çapulcu.

emtar

  • Yağmurlar.

fill

  • Yağmur yağmayıp ot bitmeyen yer, otsuz yer.

gafak

  • Yağmurun yavaş yavaş yağması.GAFER (Gufâr)Ğ : Kadının baldırında, alnında veya başka yerinde olan kıl.

garat / gârât

  • Yağmalar.

garet / gâret / غارت

  • Yağma, talan, çapul.
  • Yağma. (Arapça)

garet-ger

  • Yağmacı. Çapulcu.

garetger / gâretger / غارتگر

  • Yağmacı. (Arapça - Farsça)

garetgeran / garetgerân

  • Yağmacılar, çapulcular. (Farsça)

garetgir / garetgîr

  • Yağmacı.

gonce-i ab / gonce-i âb

  • Yağmur yağarken suyun yüzünde meydana gelen kabarcık.

hamızat-ı şahmiye / hâmızat-ı şahmiye

  • Yağ asitleri.

harib / harîb

  • Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş.

hellab

  • Yağmurlu soğuk rüzgâr.

hetn

  • Yağmur yağmak.

hıba

  • Yağmurdan korunmak için kurulan çadır. Tente.

hulleb

  • Yağmursuz bulut.

huluskar / hulûskâr / خلوصكار

  • Yağcı, dalkavuk. (Arapça - Farsça)

ibzaz

  • Yağlanma, şişmanlama, semirme.

igtinam

  • Yağma etmek. Fırsatı ganimet bilmek.

iğtinam

  • Yağmalama.

imtar

  • Yağdırma veya yağdırılma.

imtar-ı matar

  • Yağmur yağdırma.

istimtar

  • Yağmur dileme.

ka'del

  • Yağhane sepeti.

katarat-ı baran / katarat-ı bârân

  • Yağmur damlaları. Yağmur katreleri.

katre-i baran / katre-i bârân

  • Yağmur damlası.

kay

  • Yağmurlu hava.

kılde

  • Yağ tortusu.

küsbe

  • Yağı veya suyu çıkartılmış her çeşit nebâti artıklar. Yağ posası.

lebad

  • Yağmurluk. (Farsça)

lübade

  • Yağmur için giydikleri kepenk.

matir / matîr

  • Yağmurlu gün.

medhene

  • Yağhâne.

melek-ül emtar / melek-ül emtâr

  • Yağmurla vazifeli olan melek.

melekü'l-emtar

  • Yağmurdan sorumlu melek.

memhuz

  • Yağı alınmış yoğurt.

menheb

  • Yağma etmek. Yağma edecek yer.

mesih

  • Yağ sürülmüş.

miltan

  • Yağ değirmeni.

mimtar

  • Yağmurluk.

mizab-ı baran / mizab-ı bârân

  • Yağmur oluğu.

mücellel

  • Yağmuru her yere yağan bulut.

mücza'

  • Yağlı et.

müdahene / مداهنه

  • Yağcılık, yardakçılık. (Arapça)

mugavere

  • Yağma, çapul.

mümtır

  • Yağdıran, imtâr eden.

müntehib

  • Yağmacı.

nazha

  • Yağmur.

nehb

  • Yağma, talan.

refh

  • Yağlanmak.

rehmet

  • Yağmur, rahmet.

revgandan / revgandân

  • Yağ kandili. (Farsça)

rugan / روغن

  • Yağ. (Farsça)

şahm-pare / şahm-pâre

  • Yağ parçası.

sahrınç

  • Yağmur sularını biriktirmek için bina altında ve toprak içinde yapılan etrafı duvarlı veya çimento sıvalı su mahzeni.

sahsah

  • Yağmurun sert ve katı yağması.

saib

  • Yağmur getiren bora.

salat-ı istiska / salât-ı istiska

  • Yağmur duasına çıkıldığı zaman kılınan namaz.

sayyib

  • Yağmur veren bulut.

şefan

  • Yağmurlu soğuk rüzgâr.

sehab-ı matir

  • Yağmur bulutu.

şehamet

  • Yağlılık, semizlik, besililik.

semen

  • Yağ. Erimiş tereyağı.
  • Yağ, değer.

semhak

  • Yağmursuz bulut.

semhec

  • Yağlı tadı azmış süt.

serid

  • Yağla ıslanmış ekmek. (Terid derler.)

suhare

  • Yağ kıkırdağı.

surrad

  • Yağmuru olmayan ince bulut.

taht

  • Yağma, talan, soygun, çapul. (Farsça)

tahte

  • Yağmalanmış, soyulmuş, talan edilmiş. (Farsça)

talanger

  • Yağmacı, talancı, çapulcu. (Farsça)

tarac / târâc / تاراج

  • Yağma. (Farsça)

tarac-ger / târâc-ger

  • Yağmacı, çapulcu. (Farsça)

tarac-kerde / târâc-kerde

  • Yağmalanmış, talan edilmiş. (Farsça)

taşş

  • Yağmur çisintisi.

tedeyyüm

  • Yağmurun sert yağması.

tedhin / tedhîn / تدهين

  • Yağ sürme. (Arapça)

tedsim

  • Yağlı ve uyuz etmek.

tehtan

  • Yağmurun ulaştırı yağması.

tenezzül-ü emtar

  • Yağmur yağması. Yağmur katrelerinin inişi.

terid

  • Yağla ıslanmış ekmek.

tırm

  • Yağ.

ulase

  • Yağ. Birbirine karışmış olan iki şey.

ünkua

  • Yağ biriken yer.

vabil

  • Yağmur. İri katreli yağmur.

velika

  • Yağla unu karıştırarak yapılan yemek.

veşme

  • Yağmur tanesi.

yağmager / yağmâger / یغماگر

  • Yağmacı. (Farsça)

yağmur duası / yağmur duâsı

  • Yağmur yağdırması için Allahü teâlâya yapılan duâ.

zehem

  • Yağlı ve kirli olmak.

zeum

  • Yağlı mıdır değil midir bilinmeyen koyun.