LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yabani ifadesini içeren 44 kelime bulundu...

ahderri / ahderrî

  • Yabani eşek.

ahkab

  • Yabani eşek.

ane / âne

  • Bir aşiretin bütünlüğü veya işleri veya şerefi.
  • Dişi ve yabani eşek.
  • Yabani eşek sürüsü.
  • Cedi (keçi) burcundan bir kısım yıldızlar.
  • Kasık kılı.
  • Apış arası, kasık.

aşı

  • Birşeyden alınıp diğer birşeye aktarılan madde.
  • Çeşitli tehlikeli hastalıkların önünü almak için aşılanan madde.
  • Yabani veya cinsi âdi bir ağaca, cinsine yakın diğer iyi bir ağaçtan vurulan kalem veya yaprak aşısı.

bakar-ı vahşi / bakar-ı vahşî

  • Vahşî, yabanî öküz.

belbus / belbûs

  • Bir nevi haşhaş. (Farsça)
  • Yabani soğan. Dağ soğanı, sarmısak. (Farsça)

berrani / berranî

  • (Berr. den) Sahra ve kıra ait. Yabani.
  • Hâricî, zâhirî.
  • Şer'î hükümlere uymayan.

beydane

  • (Çoğulu: Beydânât) Yabani dişi eşek.

cadu

  • Büyücü, cadı. (Farsça)
  • Hortlak, gulyabani. (Farsça)
  • Acuze, çirkin kocakarı. (Farsça)
  • Çok güzel söz. (Farsça)

egval

  • (Tekili: Gul) Büyük felâketler, âfetler, musibetler, belâlar.
  • şeytanlar.
  • Gulyabaniler.

fahite

  • (Çoğulu: Fevâhit) Yabani güvercin.

feşş

  • Eritmek.
  • Süt sağmak.
  • Çıkarmak.
  • Yabani olan keçiboynuzu ağacının yemişi.

gul / gûl / گول

  • Gulyabani. (Arapça)

haşere

  • Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk.

hayvanat-ı vahşiyye

  • Vahşi hayvanlar, yabani hayvanlar.

hebraki / hebrakî

  • Demirci.
  • Yabani öküz.

ılc

  • (Çoğulu: Uluc-Aluc-Ilce) Kervan.
  • Yabani eşek.
  • Acem küffarından bir erkeğin adı.

in

  • Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara.

kabr-i vahşet

  • Vahşet kabri; yabanilik, vahşilik mezarı.

kamlul

  • Yabâni hıyar.

kemlul

  • Yabâni hıyar.

kümter

  • (Çoğulu: Kemâtir) Kısa boylu kaba adam.
  • Yabani eşek. Vahşi hımar.

kündür

  • (Çoğulu: Kenadir) "Günlük" denilen nesne.
  • Şişman ve kısa boylu kimse.
  • Vahşi hımar, yabani eşek.
  • Büyük çuval.

lebsan

  • Hardala benzer bir ot.
  • Yabani hardal.

letac

  • Vahşi sığır, yabani sığır.

mahz-ı vahşet / مَحْضِ وَحْشَتْ

  • Tamamen yabânîlik.

mishel

  • Dil, lisan.
  • Eğe, törpü.
  • Ziynet verecek nesne.
  • Yabâni eşek.
  • Dizgin.

nesrin

  • Yabani gül.

nevs

  • Tehir etmek, sonraya bırakmak.
  • Kaçmak, firar etmek.
  • Vahşi hımar, yabani eşek.

tenakür / tenâkür

  • Birbirlerini inkâr etme, yekdiğerine inkârla yabani bakma.

utm

  • (Utüm) Yabani zeytin ağacı.

vahş / وحش

  • (Çoğulu: Vuhuş - Vahşân) İnsandan kaçan, yabani ve ürkek hayvan.
  • Tenha ve ıssız yer.
  • Yabanıl. (Arapça)

vahşan / vahşân

  • (Tekili: Vahş) Issız, tenha yerler.
  • Yabani hayvanlar.

vahşet / وحشت

  • (Vahş - Vahiş) Yabanilik.
  • Issızlık, tenhalık.
  • Vehim, ürküntü. Korku. Vahşilik.
  • Tenha, ıssız, korkunç yer.
  • Elbise ve silâhını çıkarıp atmak.
  • Aç kimse.
  • Ürkütücü yabanilik.
  • Yabanîlik. (Arapça)
  • Korku. (Arapça)

vahşet-zar / vahşet-zâr

  • Yabani, ıssız yer. (Farsça)

vahşetabad / vahşetâbâd

  • Korku veren yabani yer.

vahşi / vahşî / وحشى

  • Yabanî, ürkek, merhametsiz.
  • Yabanî. (Arapça)
  • Acımasız. (Arapça)

vari

  • Semiz et.
  • Vahşi hımar, yabani eşek.

verb

  • Fetret, fesad.
  • Yabani hayvan ini.

verka'

  • (Çoğulu: Verâki') Yabâni güvercin.
  • Açık boz renk.

vuhuş / vuhûş

  • (Tekili: Vahş) Vahşiler, yabaniler, ehlileşmemiş olanlar.
  • Yabaniler, vahşiler.
  • Yabanilik, yabaniler.

yebani / yebânî / یبانى

  • Görgüsüz, kaba. (Farsça)
  • Yabâni, kırlarda biten. (Farsça)
  • Sıkılgan, ürkek. (Farsça)
  • Yabanıl. (Farsça)
  • Ürkek. (Farsça)
  • Kaba. (Farsça)

zemin-i vahşetzar

  • Yabanî, ıssız yer.

zenbuc

  • Yabani zeytin.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın