LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Yab kelimesini içeren 73 kelime bulundu...

adat-ı ecanib / âdât-ı ecânib

  • Yabancı örf ve âdetler.

adat-ı ecnebiye / âdât-ı ecnebiye

  • Yabancı âdetler, alışkanlıklar.

ağyar / ağyâr / اغيار

  • Yabancılar. (Arapça)

ahderri / ahderrî

  • Yabani eşek.

ahkab

  • Yabani eşek.

ayzan

  • Yaban eşeğinin erkeği.

bahzec

  • Yaban sığırının buzağısı.

bi-ganegi / bî-gânegî

  • Yabancılık. (Farsça)

bigane / bîgâne / بيگانه

  • Yabancı. (Farsça)

car-ül cünüb / câr-ül cünüb

  • Yabancı kimse. Akrabadan olmayan.

cercar

  • Yaban maydanozu.

cinzab

  • Yaban havucu.

dahil / dahîl

  • Yabancı, sığıntı.

ecanib / ecânib / اجانب

  • Yabancılar.
  • Yabancılar.
  • Yabancılar. (Arapça)

ecanip / ecânip

  • Yabancılar, Avrupalılar.

ecnebi / ecnebî / اجنبى / اَجْنَب۪ي

  • Yabancı. Garip. Alışmamış. Başka milletten olan.
  • Yabancı.
  • Yabancı.
  • Yabancı. (Arapça)
  • Yabancı.

ecnebiler / ecnebîler

  • Yabancılar; Batılılar.

ecnebilik / ecnebîlik

  • Yabancılık.

edebiyat-ı ecnebiye

  • Yabancı edebiyat.

emtia-i ecnebiye

  • Yabancı memleket malları.

eşkil

  • Yaban soğanı.

firfis

  • Yaban sineği.

frenkler

  • Yabancılar, Batılılar.

gabileşen / gabîleşen

  • Yabancılaşan, âdeta körleşen.

garabet-nüma

  • Yabancılık çeken. Garip, tuhaf. (Farsça)

garib / garîb

  • Yabancı, memleketinden uzakta bulunan, kimsesiz.

gav-ı deşti / gâv-ı deştî

  • Yaban sığırı.

gürbe-i deşti / gürbe-i deştî

  • Yaban kedisi.

gurbet

  • Yabancı memleket, yâd el.

hakba'

  • Yaban eşeğinin dişisi.

har-i deşti / har-i deştî

  • Yaban eşeği.

harze

  • Yaban şalgamı.

haşere

  • Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk.

huruf-u ecnebi

  • Yabancı harfler.

ibavet

  • Yabancı bir adamın bir çocuğa baba gibi olması, babalık yapması.

in

  • Yabani hayvanların barınağı, yuvası. Mağara.

istila-yı ecanip / istilâ-yı ecanip

  • Yabancıların işgali.

kamlul

  • Yabâni hıyar.

kası'a

  • Yaban fâresinin ini. Yuvası ve bu yuvadaki iki deliğinden âşikâr olanıdır. Diğeri gizlidir.

kemerdece

  • Yab yab yürümek.

kemlul

  • Yabâni hıyar.

kuvvet-i ecnebiye

  • Yabancı güç.

lükat

  • Yabana dökülmüş ve saçılmış nesne.

merd-i garib

  • Yabancı yerlere, gurbete düşmüş kişi.

müdahale-i ecnebi / müdahale-i ecnebî

  • Yabancı müdahalesi.

mugas

  • Yaban narının kökü.

müveyzic

  • Yaban üzümü.

na-mahrem / nâ-mahrem / نَامَحْرَمْ

  • Yabancı, kendisiyle evlenilmesi haram olmayan kimse.
  • Yabancı, (Evlenilmesi) haram olmayan.

naaşna / nââşnâ / نا آشنا

  • Yabancı. (Farsça)

naşinas / nâşinas / ناشناس

  • Yabancı. (Farsça)

nehsek

  • Yaban havucu.

nesrin / نسرین

  • Yabani gül.
  • Yaban gülü. (Farsça)

nesteren / نسترن

  • Yaban gülü. (Farsça)

rebreb

  • Yaban sığırı sürüsü.

semunyun

  • Yaban kerevizi.

siyaset-i ecanib / siyaset-i ecânib

  • Yabancıların siyaseti.

süfera-yi ecnebiye

  • Yabancı devlet sefirleri. Yabancı devlet elçileri.

sükuredyun

  • Yaban sarmısağı.

taytan

  • Yaban sarımsağı.

terakkiyat-ı ecnebiye / terakkiyât-ı ecnebiye

  • Yabancıların sağladığı gelişmeler, ilerlemeler.

tukus

  • Yaban havucu.

vahş / وحش

  • Yabanıl. (Arapça)

vahşet-zar / vahşet-zâr

  • Yabani, ıssız yer. (Farsça)

vahşi / vahşî

  • Yabanî, ürkek, merhametsiz.

vehvah

  • Yaban eşeğinin anırtısı.

vuhuş / vuhûş

  • Yabaniler, vahşiler.
  • Yabanilik, yabaniler.

yabani / yabanî

  • Yabana mensub. Issız yerlerde yaşıyan. Yabancı, alışmamış.
  • Yabancı.

yabani edep / yabanî edep

  • Yabancı edebiyat.

yabanilik

  • Yabancı olma.

yahmur

  • Yaban eşeği.

zeelan

  • Yab yab yürümek.

zemin-i vahşetzar

  • Yabanî, ıssız yer.

zenbuc

  • Yabani zeytin.