LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük'te YANİ ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

alem-i hıristiyaniye / âlem-i hıristiyaniye

  • Hıristiyanlık âlemi.

alem-i hıristiyaniyet / âlem-i hıristiyaniyet

  • Hıristiyanlık dünyası.

ayanısabite / ayânısâbite

  • Varlıkların ilâhî ilimde ezelden beri bulunan hakikatları.

beyani / beyanî / beyânî

  • Açıklama olarak.
  • Açıklanıp bildirilen.

beyanın felsefesi

  • Beyan ilminin felsefesi, hikmet ve gayesi.

cevher-i beyani / cevher-i beyanî

  • Beyâna dair cevher.

cezalet-i beyaniye / cezâlet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait ve beyan sahasındaki cezâlet.
  • Akıcı ve güçlü ifade, güzel anlatım.

deryaniye

  • Hörgücü ikiden fazla olan sığır nevi.

din-i hıristiyani / din-i hıristiyanî

  • Hiristiyanlık dini.

esrar-ı beyaniye

  • Beyân ilminin sırları; söze sırlar katmak.

hadd ü payanı olmayan / hadd ü pâyânı olmayan

  • Sonsuz ve kayıtsız olan.

hikayet-i ayani / hikâyet-i ayânî

  • Görürcesine hikâye etme, anlatma.

iyani / iyanî / îyanî

  • Ayân olana ait, âşikâr ve belli olana dair.
  • Görünen.

kadiyanilik / kâdiyânîlik

  • On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir.

kaide-i beyaniye / kaide-i beyâniye

  • Belâgat ilminin bir dalı olan ve teşbih, istiâre, mecaz, kinâye gibi konuları ele alan beyân ilminin bir kuralı.

keyani / keyanî

  • Şaha ait. Hükümdarla alâkalı. (Farsça)

letafet-i beyaniye

  • Beyan ilmine ait güzellik ve şirin özellik.

lihyani / lihyanî

  • Uzun ve kaba sakallı olan.

maani-i beyaniye / maâni-i beyâniye

  • Beyân ve maânî ilimleri (beyân; teşbih, istiâre, mecaz, kinâye gibi konularından bahseder; maânî; sözün maksada uygunluğundan bahseder.).

malayani / mâlâyanî / mâlâyâni

  • Faydasız, boş, saçma.
  • Anlamsız, faydasız.

malayaniyat / mâlâyanîyât / mâlâyâniyât

  • Faydasız şeyler.
  • Kişiyi ilgilendirmeyen şeyler; boş, anlamsız şeyler.

malayaniyat-ı rezile / mâlâyâniyât-ı rezile

  • Anlamsız, boş, kötü ve çirkin şeyler (mâ-lâ).

meyanında

  • Arasında, içinde.

miyani / miyanî

  • (Tekili: Minâ) Limanlar.

nabigat-üz zübyani / nabigat-üz zübyanî

  • Câhiliyet devrinde meşhur ve Suk-ı Ukaz'da hakemlik yapmış Arab şâirlerindendir. Tahminen Mi: 535-604'de yaşamıştır.

san'at-ı beyaniye

  • Beyân ilmi ile ilgili san'at (beyân.

şeriat-ı hıristiyaniye

  • Hiristiyanlık dininin hükümleri, kanunları.

sihr-i beyani / sihr-i beyanî

  • Beyanın büyü gibi olan tesiri. (Hadis-i Şerife telmih var.)

siyaset-i hıristiyaniye

  • Hıristiyanlık siyaseti.

süfyani / süfyanî

  • Süfyan'dan olan, Süfyan'a mensub, Süfyan'a müteallik. Zübdet-ül Buharî Tercemesine göre, Süfyanî: Müslümanlara kötülük eden, sefil, kötü, alçak olan kimse demektir.

süfyani deccal / süfyanî deccal

  • Müslümanlar arasında çıkacak olan İslâm Deccalı.

süryani / süryanî / süryânî

  • Eski Suriye halkından. Sâmilerin Aramî kolundan ve garb kısmından olan ve bunların dininden olan.
  • Âsurî halkından onların eski dinlerinden olanlar.
  • Eski bir kavim.

süryanice / süryanîce

  • Asurî halkının konuştuğu dil.

süryaniler / süryânîler

  • Hıristiyanlıktaki katolik mezhebine bağlı olan ve süryânî dili ile konuşan bir hıristiyan topluluğu.

ulema meyanında

  • Alimler arasında.

uryani

  • Çıplaklık.
  • Bir cins erik.

üryani erik

  • İnce kabuklu erik türü.

vasl-ı uryani / vasl-ı uryânî

  • Tasavvuf yolculuğunun sonunda Allahü teâlâya kavuşma hâli. Nihâyete erme.

vukuat-ı süfyaniye

  • İslâm Deccalı olan Süfyan ile ilgili olaylar.

yani'

  • Kıvama gelmiş, olmuş. Pişkin.

yed-i beyza-i mu'cizü'l-beyanıyla

  • Hz. Mûsâ'nın (a.s.) beyaz eline benzeyen mu'cizeli açıklamasıyla.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın