LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Vi kelimesini içeren 56 kelime bulundu...

a'mak-ı vicdan

  • Vicdanın derinlikleri.

alu-balu / alu-bâlu

  • Vişne. (Farsça)

alubalu / âlûbâlu / آلوبالو

  • Vişne. (Farsça)

amir-i vicdani / âmir-i vicdanî

  • Vicdana ait âmir, vicdanı çalıştıran.
  • Vicdana emreden, vicdanı çalıştıran.

ashab-ı vicdan / ashâb-ı vicdân / اَصْحَابِ وِجْدَانْ

  • Vicdan ve insaf sahipleri.
  • Vicdan sâhibleri.

azab-ı vicdani / azâb-ı vicdânî

  • Vicdan azabı.

azab-ı vicdaniye

  • Vicdan azabı.

birader-i vicdan

  • Vicdan kardeş.

biran

  • Viran, harab, yıkık, dökük, eski. (Farsça)

davet makamı / dâvet makâmı

  • Vilâyet (evliyâlık) makâmının üstünde, peygamberlere mahsus bir makâm.

demdeme

  • Vızıltı, ses.

ehl-i tertib / ehl-i tertîb

  • Vitirle berâber en çok beş vakit namazı kazâya kalmış kimse.

ehl-i vicdan

  • Vicdanlılar, insaflılar.

ehl-i vicdan ve insaf

  • Vicdan ve insaf sahibi insanlar.

emr-i vicdani / emr-i vicdanî

  • Vicdanî emir.

evrad / evrâd

  • Virdler.
  • Virdler; devamlı yapılan zikirler.

hahiş-i vicdani / hâhiş-i vicdanî

  • Vicdanî isteyiş ve arzu.

hahiş-i vicdaniye / hâhiş-i vicdaniye

  • Vicdanî arzu, istek.

harab

  • Viran. Issız. Yıkık. Perişan.

harabenişin

  • Viranelerde, harabelerde oturan. (Farsça)

harabezar

  • Viranelik. Yıkıntı yeri. (Farsça)

hilaf-ı vicdan / hilâf-ı vicdan

  • Vicdana aykırı.

hükm-i vicdani / hükm-i vicdanî

  • Vicdana ait hüküm. Vicdanî kanaatla verilen hüküm.

hürriyet-i vicdan

  • Vicdan hürriyeti; kişinin, başkasına zarar vermemek şartıyla, inancını özgürce yaşayabilmesi.

ıhrab

  • Viran etmek, harabe haline getirmek.

insafla

  • Vicdanlı hareket etme.

insaflı

  • Vicdana uygun davranan.

insafsız

  • Vicdansız.

insafsızlık

  • Vicdansızlık.

insaniyetkar / insaniyetkâr

  • Vicdanlı ve iyi adam, insaniyetli. (Farsça)

insaniyetkari / insaniyetkârî

  • Vicdanlılık, insaniyetlilik.

inşirah-ı sadr

  • Vicdan ferahlığı,vicdan huzuru.

itmi'nan-ı vicdan / itmi'nân-ı vicdan

  • Vicdan rahatlığı, vicdanen emin olma.

kanaat-ı vicdaniye

  • Vicdanî kanaat, vicdana ait fikir.

kanaat-i vicdaniye

  • Vicdanen elde edilen kanaat.

kemalat-ı vicdaniye / kemâlât-ı vicdaniye

  • Vicdanî ve ruhî olgunluklar.

muharrik-i vicdan

  • Vicdanı harekete geçiren, faaliyet azmi veren.

mukız-ı vicdan / mûkız-ı vicdan

  • Vicdanın uyarıcısı, vicdanı uyandıran ikaz eden.

nekavet-i vicdan / nekavet-i vicdân

  • Vicdan temizliği.

nur-u vicdan

  • Vicdan ışığı.

safvet-i vicdan

  • Vicdan saflığı.

sahib-i vicdan

  • Vicdanlı, vicdan sahibi.

salat-ül vitr / salât-ül vitr

  • Vitir namazı.

serbestiyet-i vicdan

  • Vicdan serbestliği, serbest olma hali.

terbiyetü'l-vicdan

  • Vicdan eğitimi.

vazife-i vicdaniye

  • Vicdan vazifesi.

vicdan-suz / vicdan-sûz

  • Vicdanen sıkıntı ve ızdırap veren, vicdanı yakan.

vicdanen / vicdânen / وجدانا

  • Vicdanca, iyilik hissine göre.
  • Vicdan bakımından.
  • Vicdan bakımından.
  • Vicdan bakımından. (Arapça)

vicdani / vicdanî / vicdânî

  • Vicdanla ilgili, vicdana ait.
  • Vicdanla ilgili.

vicdaniyat / vicdâniyat

  • Vicdanla hissedilenler.
  • Vicdanla hissedilenler.

vicdaniyyat

  • Vicdanlılıklar. Vicdana ait hususiyetler ve hisler.

vicdansuz / vicdânsûz

  • Vicdanı rahatsız eden.

vilayat / vilâyât / ولایات

  • Vilâyetler, iller.
  • Vilayetler. (Arapça)

virani / viranî

  • Viranlık, haraplık. (Farsça)

vişn-ab

  • Vişne şerbeti, vişne şurubu. (Farsça)

vuslat

  • Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın