LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Vesvese ifadesini içeren 43 kelime bulundu...

alet-i vesvese / âlet-i vesvese

  • Vesvese aracı.

asl-ı vesvese

  • Vesvesenin aslı.

belabil

  • (Tekili: Belbâl - Belbele) Vesveseler. Kederler. Tasalar.
  • (Bülbül) Bülbüller. Andelibler.

belbal

  • (Belbele) Vesvese. Tasa. Telâş. Yürek yanması. Iztırab.
  • Tehyic ve tahrik eylemek.

belbele

  • (Çoğulu: Belâbil) Vesvese vermek, gamkin etmek, kuruntu vermek.

desais

  • (Tekili: Desise) Vesveseler, desiseler. Gizli hileler.

efra'

  • İşi gücü olmayan adam. Boş dolaşan kişi.
  • Kuruntulu, vesveseli adam.
  • Başının saçı tamam olan kimse. (Müe: Für'â)

el-hannas / el-hannâs

  • Fırsatını bulamayınca gizlenen, bulunca vesvese vermek için gelen sinsi şeytan.

hadşe

  • (Çoğulu: Hadeşât) Vesvese, kuruntu, merak, ye's, üzüntü, hüzün.

hadşe-nisar

  • Merak veren, vesvese. (Farsça)

hannas / hannâs / خَنَّاسْ

  • (El-Hannâs) (Hunus. dan) Geri çekilerek veya büzülerek, sinerek fırsat bulunca vesvese vermek için dönüp gelen. Sinsi şeytan. Besmeleyi işitince kaçan, gaflete dalınca musallat olan şeytan.
  • İnsanların kalblerine vesvese veren sinsi şeytan.
  • Sinerek vesvese veren, şeytan.

hatır

  • Zihin. Fikir. Gönül. Kalb. Hal. Tedbir. Vesvese.

hatır-ı şeytani / hâtır-ı şeytânî

  • Günâhı beğenmeye, süslemeye, güzel göstermeye dâir kalbe şeytan tarafından getirilen düşünce. Buna vesvese denir.

havatır-ı şeytaniye

  • Şeytanî vesvese ve düşünceler.

hemezat

  • (Tekili: Hemeze) Kuruntular, vesveseler, şüpheler, tereddütler.

hemeze

  • Vesvese. Şeytanın desisesi. Kuruntu.

hevacis

  • (Tekili: Hâcise) Vesveseler, kuruntular. Akla gelen kötü düşünceler.

işkil

  • Şüphe, vesvese. Vehimlenmek. (Farsça)
  • Hile, tezvir. (Farsça)
  • Sağ ön ayağı ve sol arka ayağı beyaz olan at. (Farsça)
  • Vesvese, kuşku.

itmi'nan-ı kalb / itmi'nân-ı kalb

  • Yürekten inanma, kalbinde şüphe ve vesvese bulunmaksızın tam bir kanaatla inanma.

izare

  • Bir kimseyi kuşkulandırıp vesveseye düşürme.

ıztırab

  • Acı, elem, sıkıntı, vesvese, azab.

ıztırabat

  • (Tekili: Iztırâb) Elemler, acılar, sıkıntılar, azablar. Vesveseler.

lümme

  • Nişan. Alâmet. Damga. Nokta.
  • Vesvese, kuruntu.
  • Çok cemaat, çok kalabalık.
  • Vesvese, nokta.

lümme-i şeytani / lümme-i şeytanî

  • Şeytanın verdiği kalpteki kuruntu, vesvese yeri.

lümme-i şeytaniye / lümme-i şeytâniye

  • Kalpte şeytanın vesvese verdiği yer.
  • Şeytanın vesvesesi. Şeytanın verdiği kuruntu.

maglata-i şeytaniye

  • İnsanları aldatmak ve yoldan çıkarmak için söylenen karıştırıcı sözler. Şeytanın insan kalbine vesvese vermesi.

mahduş

  • Vesveselendirilmiş, kuşkulandırılmış.
  • Tırmalanmış.

mal-i hulya

  • Vesvese, kara sevdâ, kuruntu, boş hayaller. (Farsça)

meraki / merakî

  • Vesvese ve kuruntu içinde bulunan kimse.
  • (Tekili: Mirkat) Merdivenler, basamaklar.

müvesvis

  • Vesvese veren, şek veren. Şüphelenmeğe sebeb olan.
  • Vesvese veren, şüphe ve kuruntu veren.
  • Vesvese veren.

nefs-i pürvesvas

  • Çok vesveseli nefis.

nezg

  • İfsad etmek, halk içine fitne ve fesad bırakmak. Vesvese.

perva

  • Korku, çekinmek. (Farsça)
  • Alâka, ilgi, bağ. (Farsça)
  • Takat. (Farsça)
  • Durup dinlenmek. (Farsça)
  • Bilmek. (Farsça)
  • Vesvese. (Farsça)
  • Kayd. (Farsça)
  • Iztırab. (Farsça)
  • Terk, feragat. (Farsça)
  • Hayran, şaşmış. (Farsça)
  • Meyl, teveccüh, iltifat, kayırmak. (Farsça)
  • Gussalanmak. (Farsça)

ricz

  • Azab, vesvese.
  • Maddi ve mânevi pislik.
  • Puta tapma.

su-i vesvese / sû-i vesvese

  • Kötü vesvese, şüphe.

suret-i zaife-i vahiye / suret-i zaife-i vâhiye

  • Hakikatsız, saçma sapan zayıf suret ve vesvese.

tevesvüs

  • Vesvese etme.

vahime

  • Vehim veren, vesvese veren.

velehan

  • Akıl gidip tembel olmak.
  • İbadet ederken vesvese veren şeytan.

vesavis

  • (Tekili: Vesvese) Vesveseler.

vesvas

  • Müvesvis. Vesveseye sürükleyen şeytan. Nefsin zihinde ilka eylediği dağdağa ve fitne. Avcının ve köpeklerin gizli sesi.
  • Şüphe ve vesveseye sürükleyen.
  • Vesvese veren.

vesvese-i sarık / vesvese-i sârık

  • Hırsız vesvese.

vesvesedar / vesvesedâr

  • Vesveseli, kuruntulu. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR