LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Vesl ifadesini içeren 39 kelime bulundu...

arzu-dar / arzu-dâr

  • Hevesli, talebli, istekli, arzulu. (Farsça)

asga

  • Öğrenmeğe çok hevesli.
  • Çarpık suratlı.

bül-game

  • Herşeye hevesli olan. (Farsça)

çalgı

  • Müzik âleti. Müzik, çalgı. (İslâm âlimleri insanda maddi, hayvâni hisler ve hevesler uyandıran müziğin haram olduğunu bildirmişlerdir.)

cehennem

  • Allah yerine, tabiat, madde, sebepler vb. yaratılmış şeyleri ilâh kabul eden; Allah'a kul olacaklarına, arzularına ve heveslerine, başka insanlara ve mahlukata kul olanların işledikleri cürüm ve suçtan dolayı İlâhi adaletle ceza görecekleri yer. Cehennem'in varlığını bütün geçmiş peygamberler ve onl

ehl-i riyazat / ehl-i riyâzât

  • Az gıda ile nefsin heveslerini kırıp, ilim ve ibâdetle meşgul olanlar.

evşal

  • (Tekili: Veşl) Damla damla akan su.
  • Birbiri ardınca katar gibi peşpeşe gelen kimseler.

hevakar / hevakâr

  • Günahlı işlere hevesli. Hevâ ve hevesine bağlı. (Farsça)

hevesat / hevesât / هوسات

  • Arzu ve nefsâni emeller. Boş, bâtıl ve günahlı şeylere dâir olan istekler. Hevesler. (Farsça)
  • Hevesler, gelip geçici arzu ve istekler.
  • Hevesler, geçici arzular, yasak istekler.
  • İstekler, hevesler. (Arapça)

hevesat-ı nefsaniye / hevesât-ı nefsâniye

  • Nefsin hevesleri, arzuları ve kötü istekleri.

hevesat-ı rezile / hevesât-ı rezile

  • Rezilce hevesler, günah ve çirkin olan arzular.

hevesat-ı süfliye / hevesât-ı süfliye

  • Alçak arzular, kötü hevesler.

hevesdar / hevesdâr / هوسدار

  • Hevesli. (Farsça)
  • Hevesli. (Arapça - Farsça)

hevesi / hevesî

  • Hevesle ilgili.

heveskar / heveskâr / هوسكار

  • Hevesli, istekli.
  • Hevesli istekli, arzulu. Meyli ve arzusu olan, heves eden. (Farsça)
  • Hevesli.
  • Hevesli, istekli. (Arapça - Farsça)

heveskaran / heveskârân

  • (Tekili: Heveskâr) İstekliler, hevesliler.

heveskari / heveskârî

  • Heveskârlık, heveslilik. (Farsça)

hevesnak / hevesnâk

  • Hevesli, heves edici, istekli. (Farsça)

hevesnakan / hevesnâkân

  • (Tekili: Hevesnâk) Hevesliler, heves edenler.

hevesperver

  • Hevesli, heveskâr. (Farsça)

irtigab

  • (Rağbet. den) Heveslendirme, isteklendirme, rağbet ettirme.

itare-i name

  • Sür'atle ve hevesli bir şekilde mektub yollama.

ivec

  • Eğrilik, çarpıklık, yanlışlık.
  • Hakkı ve hakikatı eğri büğrü heveslerle tahrif etmek, gayr-i müstakim şekle getirmek.

kebade-keş

  • Ok atma tâlimi yapan veya ok atmaya hevesli olan. Tâlim yayını çeken. (Farsça)

kebade-keşi / kebade-keşî

  • Ok atmaya hevesli olma, tâlim yayını çekme. (Farsça)

mail / mâil

  • Eğik. Bir tarafa eğilmiş. Eğri.
  • Meyilli. Hevesli. İstekli.
  • Düşkün.
  • Benzer.

mel'abe-i hevesat / mel'abe-i hevesât

  • Heveslerin oyun yeri.

moda

  • Geçici yenilik. Elbise ve süslenmede geçici hevesler ve fantezi düşkünlüğü sebebiyle çıkartılan yeni tarz ve şekiller. Bunlar israfı artırır ve iktisada aykırıdır. (Fransızca)

mütehevvisane

  • Heveslenerek.

nazar-ı şehvet ve heves

  • Şehvet ve hevesle bakma.

nefs-i pürheves

  • Heveslerinin peşinde koşan nefis.

nevheves

  • (Çoğulu: Nevhevesân) Bir işe yeni olarak ve büyük bir hevesle başlayan. (Farsça)
  • Sık sık iş değiştiren. Hevesi çabuk geçen. (Farsça)

pür-heves

  • Çok hevesli. Heves dolu. (Farsça)

pürheves

  • Heveslerinin peşinde koşan.
  • Hevesle dolu.

şaik

  • Şevkli, hevesli, şevk verici.

tehevvüs

  • Heveslenme.
  • Heveslenmek.
  • Yumuşak yerde ağır ağır yürümek.
  • Heveslenme.

tehevvüs-ü nemrudane / tehevvüs-ü nemrudâne

  • Nemrut gibi heveslenme.

tehevvüs-ü süfli / tehevvüs-ü süflî

  • Alçakça arzu ve heveslere kapılma.

teşne

  • İstekli, hevesli.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın