LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Veh kelimesini içeren 37 kelime bulundu...

ba-vehim

  • Vehim ile, şüphe ile.

bavehim / bâvehim

  • Vehim ve korku ile, şüpheyle.
  • Vehimle, kuruntuyla.

evham / evhâm / اوهام

  • Vehimler ve hayaller. Kuruntular ve gerçek dışı şeyler.
  • Vehimler, kuruntular.
  • Vehmler, zanların esâsı olan kıyaslar.
  • Vehimler, kuruntular.
  • Vehimler.
  • Vehimler, kuruntular. (Arapça)

evham-alud / evham-âlûd

  • Vehimler ve kuruntular karışmış.

evham-saz / evham-sâz

  • Vehimli, kuruntu saçan.

evhamın müdafaası

  • Vehimlerin def'edilmesi, kuruntuların kovulması.

iham / îhâm

  • Vehme düşürme.

imkan-ı vehmi / imkân-ı vehmî

  • Vehimle bir şeyi mümkün görmek, zannetmek.

kavs-ı mevhume / kavs-ı mevhûme

  • Vehmedilen, varsayılan yay; sanal yay.

kuvve-i vahime / kuvve-i vâhime

  • Vehim ve hayâl duygusu. Kuruntu hâssesi.

kuvvet-i vehim

  • Vehim kuvveti, kuruntu gücü.

ma'reke-i evham

  • Vehim ve asılsız kuruntuların çarpıştığı savaş alanı.

mağlata-i vehmiye / mağlâta-i vehmiye

  • Vehmin yanlışı doğru göstermesi, olmayan bir şeyi varmış gibi tasvir etmesi.

maglata-i vehmiyye

  • Vehmin, insanı yanıltmak için yanlışı doğru göstermesi.

mevhum / mevhûm / موهوم / مَوْهُومْ

  • Vehmolunmuş, aslı esâsı yokken zihinde kurulmuş olan, kuruntuya dayanan. Hayâlî.
  • Vehmedilmiş, asılsız, kuruntuya dayalı. (Arapça)
  • Vehimde olup, hakîkatte olmayan.

mevhume

  • Vehim, kuruntu ve hayâl nev'inden bir şey.

mümevveh

  • Vehmî, hayâlî.

mütevehhimane / mütevehhimâne

  • Vehimlenircesine, evhamlanırcasına. (Farsça)

reddü'l-evham

  • Vehimleri, kuruntuları reddetme.

taarruz-u evham

  • Vehimlerin hücumu.

teşkikat-ı vehmiye / teşkikât-ı vehmiye

  • Vehmî ve asılsız şüpheler, tereddütler.

tevehhüm / توهم

  • Vehimlenme.

tevehhümkarane / tevehhümkârâne

  • Vehimlenerek, kuruntuya kapılarak.

vahime

  • Vehim veren, vesvese veren.

vehel

  • Vehim, kuruntu.

vehhabi / vehhâbî

  • Vehhabilik anlayışından olan.

vehhabiyyet / vehhâbiyyet / وهابيت

  • Vehhâbîlik. (Arapça)

vehhabiyyun / vehhâbiyyûn / وهابيون

  • Vehhâbîler. (Arapça)

vehham

  • Vehimli, kuruntulu.

vehim ü hayal

  • Vehim ve hayal; olmayan bir şeyi varmış gibi gösterme ve hayal etme.

vehm

  • Vehim, kuruntu.

vehm-alud / vehm-âlud

  • Vehimli, kuruntu dolu.
  • Vehimli. Vehim dolu. Vehim karışık. (Farsça)

vehm-nak / vehm-nâk

  • Vehimli, kuruntulu. (Farsça)

vehmetmek

  • Vehme kapılmak, kuruntulanmak.

vehmi / vehmî

  • Vehimle ilgili.

vilayet-i kübra / vilâyet-i kübrâ

  • Vehimden ve hayâlden kurtulma makâmı. Bu vilâyete, Vilâyet-i enbiyâ da denir.

vilayet-i sugra / vilâyet-i sugra

  • Vehimden ve hayâlden kurtulamadan ilerlenen evliyâlık yolu. Buna Vilâyet-i evliyâ da denir.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın