LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Vam etmek ifadesini içeren 17 kelime bulundu...

berdevam

  • Devam etmekte.

berkarar / berkarâr / برقرار

  • Yerinde duran, karar eden. (Farsça - Arapça)
  • Berkarâr olmak: Devam etmek, kalmak. (Farsça - Arapça)

cesm

  • Devam etmek, mülâzemet.

ecim

  • Bir şeye çok devam etmekten usanç gelme.
  • Suyun necis olup bozulması.
  • Birini istemediği hâle koymak.

hıfz

  • Koruma, ezberleme, saklama.
  • Devâm etmek, yerine getirmek, gözetmek.
  • Ezberlemek.

i'tikaf / i'tikâf

  • Bir şeye devam etmek.
  • Ist: Bir yere çekilip yalnız ibadetle meşguliyet. Hususan Ramazanın son on gününde, mescidlerde ve buna benzer yerlerde kalıp, ibadet, ilm-i iman ve Kur'an, evrad ve ezkâr gibi ibadetlerle meşgul olmak. Böyle bir kimseye "Mu'tekif" denir.

kıyam

  • Ayakta durmak. Ayağa kalkmak.
  • Ayaklanmak. İsyan.
  • Ölümden sonra tekrar dirilmek.
  • Bir işe başlamak, devam etmek.
  • Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma.
  • Canlanmak.
  • Kıyâmet günü (mânâsına da gelir).
  • Namazın iftitah tekbiri

mualece

  • Bir hususa çalışıp devam etmek.
  • Hastaya bakmak. İlâç kullanmak, ilâç vermek.
  • Bir işe teşebbüs, bir işe girişmek.

mübaşeret

  • Bir işe girişmek. Bir işe başlamak.
  • Karşılaşmak.
  • Başlamak ve devam etmek.
  • Temas etmek, dokunmak.
  • İnsanın derisinin, başkasının derisine dokunması.

müdavemet

  • Devamlılık. Bir işte devamlı çalışmak. Aralıksız bir işe devam etmek.

mülazemet

  • Mülazemet etmek:
  • Devam etmek.
  • Staj yapmak.
  • Bir işle ilgilenmek.

mümaresat-ı ilzamiyat / mümâresât-ı ilzâmiyat

  • İkna ve ilzam etmek için meharetle bir işe devam etmek. İlzam için yapılan ustalıklar.
  • İknâ veya mağlup etmek için çaba harcamaya devam etmek, bu konuda ustalık göstermek.

müvakeza

  • Devam etmek.

muzabere

  • Devam etmek.

ruhaniyyet

  • Yalnız ruhtan ibaret olan şeyin hali. Ölmüş bir kimsenin devam etmekte olan ruhi kuvveti.
  • Ruhanilik.

temadi / temâdî / تمادی

  • Devam etmek. Sürüp gitmek.
  • Uzak olmak.
  • Müntehi ve muktezi olmamak.
  • Uzama, sürme. (Arapça)
  • Temâdî etmek: Uzamak, sürmek, devam etmek. (Arapça)

tevali

  • Uzayıp gitmek, devam etmek. Birbiri ardınca sıra ile gelmek. Sürmek.