LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Uyluk ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

beded

  • İki uyluk arasının geniş olması.

emsah

  • Yürürken uylukların birbirine sürtmesi.

emşak

  • Yürürken uylukların birbirine sürtmesi

emzah

  • Yürürken uylukları birbirine sürüyüş.

ersah

  • Uylukları etsiz, zayıf (adam).
  • Kurt.

fahz

  • Uyluk. Kalça. Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.
  • Bir kimsenin en yakın aşiretinden olan cemaat.

fehz

  • (Çoğulu: Efhâz) Kişinin gayet yakın olan kabilesi.
  • Uyluk.

harkafa

  • (Çoğulu: Harâkıf) Kalça kemiği. Uyluk kemiğinin baş tarafı.

harkeket

  • (Çoğulu: Harâkîk) Uyluk başı.

kaze / kâze

  • Uyluk dibi.

kerme

  • Etli ve yuvarlak olan uyluk başı.

magabin

  • (Tekili: Magben) Kasıklar, uyluk kemikleri.

magben

  • (Çoğulu: Magabin) Uyluk kemiği. Kasık.

mahva

  • Secdede karnını uyluklarından çekip ayıran kimse.

mesha'

  • İnişi ve yokuşu olmayan düz yer. Düzlük.
  • Ufak taşlı, otsuz düz yer.
  • Yürüdüğünde iki uyluğu birbirine sürüşen zayıf kadın.
  • Uylukları ince ve zayıf olan kadın.

mısva

  • Uylukları zayıf ve etsiz olan kadın.

nesa

  • (Çoğulu: Ensâ) Uyluk başından tırnağa kadar varan bir damar.
  • Te'hir etmek, sonraya bırakmak.

ran

  • Bacağın uyluk kısmı. Uyluk. (Farsça)
  • Kelimenin sonuna getirilerek. " Süren, sürücü" mânasını ifade eden birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Hükümrân : Hüküm süren. (Farsça)

resh

  • Âcizlik, zayıflık.
  • Uyluk etleri az olmak.

salv

  • Uyluk.

teverrük

  • Kadınların namazda oturma şekli; kaba etlerini yere koyup, uyluklarını birbirine yaklaştırarak, ayaklarını sağ taraftan dışarı çıkarıp, sol uylukları üzerine oturmaları.

virk

  • (Çoğulu: Evrâk) Uyluk üstü.

zeyek

  • İki uyluk arasının geniş olup birbirine uzak olması.