LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Uyarı ifadesini içeren 23 kelime bulundu...

algı

  • (İdrak) İnsanın kendi varlığından veya çevresinden aldığı uyarımların, zihinde yorumlanması, mânalandırılması. Doğru idrak gibi yanlış idrak da olabilir. Yanlış idrak göz yanılması yâhut olmıyan bir şeyi görmek şeklinde olabilir. Dünyayı, idrak sayesinde tanıyoruz. Bir idrakte hem afâki (objektif, n

bermucib-i / bermûcib-i / برموجب

  • Uyarınca, gereğince. (Farsça - Arapça)

ders-i ikaz

  • Uyarı dersi.

ibn-i vakt

  • Zamanın uyarına giden, vaktin icaplarına göre hareket eden kişi. Zamane adamı.
  • Mizaç ve tabiata göre söz söyleyen kimse.

ihtar / ihtâr / اخطار

  • Hatırlatma, uyarı.
  • Uyarı, hatırlatma. (Arapça)
  • İhtâr edilmek: Uyarılmak, hatırlatılmak. (Arapça)
  • İhtâr etmek: Uyarmak, hatırlatmak. (Arapça)

ihtar-ı kalbi / ihtar-ı kalbî

  • Kalbe gelen uyarı, ikaz.

ihtar-ı manevi / ihtâr-ı mânevî

  • Mânevî yönden gelen uyarı.

ihtar-ı mühim

  • Önemli ikaz, uyarı.

ihtarat / ihtârât

  • İhtarlar, ikazlar, uyarılar.

ihtarname / ihtarnâme

  • Uyarı yazısı.

ikaz / îkaz / îkâz / ایقاظ

  • Uyandırmak.
  • Uyarı.
  • Uyarı.
  • Uyandırma. (Arapça)
  • Uyarma. (Arapça)
  • Îkâz edilmek: Uyarılmak. (Arapça)
  • Îkâz etmek: Uyarmak. (Arapça)

ikaz edici

  • Uyarıcı.

ikazat / ikazât / îkazât

  • Uyarılar.
  • Uyarılar.

ikazat-ı ilahiye / ikazât-ı ilâhiye

  • Allah'ın uyarıları.

ikazat-ı sübhaniye / ikazât-ı sübhâniye

  • Her türlü kusur ve eksiklikten yüce olan Allah'ın ikazları, uyarıları.

ikazkar / ikazkâr / îkazkâr

  • Uyarıcı, dikkat çeken.
  • Uyarıcı.

irşad-ı nebevi / irşad-ı nebevî

  • Hz. Peygamberin doğru yolu, hidayet yolunu gösteren uyarıları, öğütleri.

mukız-ı vicdan / mûkız-ı vicdan

  • Vicdanın uyarıcısı, vicdanı uyandıran ikaz eden.

münebbih / منبه

  • Uyarıcı, uyandırıcı. (Arapça)

mütenebbih

  • Uyanmış, tenbih ile uyarılmış olan. Bir şeyden ders alıp aklını başına toplayan.

tenbih / tenbîh / تنبيه

  • İkaz, uyarı.
  • Uyandırma. (Arapça)
  • Uyarı, tembih. (Arapça)
  • Tenbîh edilmek: (Arapça)
  • Uyandırılmak. (Arapça)
  • Uyarılmak, tembihlenmek. (Arapça)
  • Tenbîh etmek: Uyarmak, tembihlemek. (Arapça)

tenbihat / tenbîhât / تنبيهات

  • Uyarılar, tembihler. (Arapça)

tenebbüh / تنبه

  • Uyanma. (Arapça)
  • Uyarım. (Arapça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR