LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Un kelimesini içeren 67 kelime bulundu...

afruşe

  • Un helvası. (Farsça)

alem-i anasır / âlem-i anâsır

  • Unsurlar âlemi; elementler, atomlar dünyası.

anasır / anâsır / عناصر / عَنَاصِرْ

  • Unsurlar, elementler.
  • Unsurlar, elemanlar, kavimler.
  • Unsurlar.
  • Unsurlar, elemanlar. (Arapça)
  • Unsurlar.

anese

  • Ünsiyet etmek. Karşılıklı görüşmek, arkadaş olmak, yakınlık göstermek. (Vahşetin zıddı)

ard / آرد

  • Un. (Farsça)

azamet-i ünvan

  • Ünvanın büyüklüğü.

bilisan-ı anasır / bilisan-ı anâsır

  • Unsurların, elementlerin diliyle.

binisyan / bînisyan

  • Unutmaksızın, unutmadan.
  • Unutmazlık.

bismark

  • Ünlü bir devlet adamı.

cahız / câhız

  • Ünlü bir edebiyatçı.

daniş-gede / dâniş-gede

  • Üniversite.

danişgah / dânişgâh / دانشگاه

  • Üniversite. (Farsça)

dar-ül-fünun

  • Üniversite. (1 Ağustos 1933'de İstanbul Dâr-ul Fünunu yerine Üniversite kurulmuştur.)

darü'l-funun

  • Üniversite.

darü'l-fünun / dârü'l-fünun

  • Üniversite.

darülfünun / dârülfünun / دارالفنون

  • Üniversite.
  • Üniversite. (Arapça)

ebh

  • Unutulan şeyi hatırlatmak.

efruşe

  • Un helvası. (Farsça)

enes

  • Üns mânasına kullanılır ve vahşetin zıddıdır.

feramuş / ferâmûş / فراموش

  • Unutma, hatırdan çıkarma. (Farsça)
  • Unutma. (Farsça)
  • Ferâmuş etmek: Unutmak. (Farsça)

habis

  • Un helvası.

hakim-i namdar / hâkim-i namdar

  • Ün sahibi meşhur padişah, hâkim.

haririye

  • Un ve süt ile yapılan bulamaç.

hatife / hatîfe

  • Unu süt ile yoğurup pişirerek yapılan yemek.

ifha'

  • Unutmak.

ifsah

  • Unutmak. Akıldan çıkarmak. İhmal etmek.

insa / insâ

  • Unutma.

iştihar

  • Ünlenme.

karlayl

  • Ünlü bir tarihçi.

kuşe-i nisyan / kûşe-i nisyan

  • Unutma köşesi, nisyan köşesi.
  • Unutma köşesi, unutulan yer.

lebid / lebîd

  • Ünlü bir şair.

menkabe / منقبه

  • Ünlü kişilerin yaşamlarına ilişkin ve çoğu gerçekle bağdaşmaz öyküler. (Arapça)

mensiyet

  • Unutulma, hatırdan çıkma.

meşahir / meşâhîr / مشاهير

  • Ünlüler. (Arapça)

meşhur / meşhûr / مشهور

  • Ünlü.
  • Ünlü, tanınmış, bilinen. (Arapça)

muanven

  • Ünvanlı, namlı.

münasat

  • Unutma, nisyan.

müslim

  • Ünlü hadîs kitaplarından biri, bu kitabı yazan âlimin namı.

müste'nis

  • Ünsiyet peyda etmiş olan, alışık. Alışılmak istenen.

müştehir / مشتهر

  • Ünlü.
  • Ünlü. (Arapça)

müvanese

  • Üns tutmak, dostluk kurmak.

nam kazanma

  • Ün kazanma, ünlenme.

namaver / nâmâver / نام آور

  • Ünlü, sanlı. (Farsça)

namberdar / nâmberdar / نامبردار

  • Ünlü, sanlı. (Farsça)

namdar / nâmdar / نامدار / nâmdâr / نَامْدَارْ

  • Ünlü, şöhretli, meşhur. (Farsça)
  • Ünlü, şöhretli, meşhur.
  • Ünlü, namlı. (Farsça)
  • Ünlü.

nami / nâmî / نامى

  • Ünlü, namlı. (Farsça)

namver / nâmver / نامور

  • Ünlü. (Farsça)

nasi

  • Unutan, nisyan eden.

nefite

  • Unu suya koyup kaynatıp koyulaşıncaya kadar karıştırmak.

nisyan / nisyân / نسيان / نِسْيَانْ

  • Unutmak, hatırdan çıkarmak.
  • Unutkanlık.
  • Unutma.
  • Unutma, unutuş.
  • Unutma.
  • Unutma.

peygule-i nisyan

  • Unutulma köşesi.

rektör

  • Üniversitenin başkanı. (Fransızca)

şair-i meşhur

  • Ünlü şair.

sebaimeşhure / sebaimeşhûre

  • Ünlü yediler.

şehir / şehîr / شهير

  • Ünlü, tanınmış.
  • Ünlü, meşhur. (Arapça)

şöhre / شهره

  • Ünlü, şöhretli, meşhur.
  • Ünlü. (Arapça)

şöhret / شهرت

  • Ün, tanınırlık.
  • Ün, şan.
  • Ün. (Arapça)

şöhretgir / şöhretgîr

  • Ün salma.

şöhretşiar / şöhretşiâr / شهرت شعار

  • Ünlü. (Arapça)

tenasi / tenâsi

  • Unutmuş görünmek. Unutmak. Kendini unutmuş gibi göstermek.
  • Unutmaya çalışma.
  • Unutma.

tensiye

  • Unutturma.

tezekkür

  • Unuttuktan sonra birşeyi tekrar hatırlama.

tıhn

  • Un.

unsuri / unsurî

  • Unsurla ilgili.

unsuriyet / unsûriyet

  • Unsurluk, ırkçılık.

zebanzed / zebânzed / زبانزد

  • Ünlü, dillerde dolaşan. (Farsça)

zekir

  • Unutmayan. Hâfızası kuvvetli.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın