LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Umu kelimesini içeren 97 kelime bulundu...

abd-i külli / abd-i küllî / عَبْدِ كُلِّي

  • Umum kâinatın ibadetlerini temsil eden kul.

adab-ı umumiye / âdâb-ı umumiye

  • Umumi ahlâk kaideleri.

ahkam-ı umumiyye / ahkâm-ı umûmiyye

  • Umûmî hükümler.

ale-l-ıtlak

  • Umumiyetle. Mutlaka. Bir suretle kayıtlı olmayarak. Mingayri tahsis.

amm / âmm

  • Umumi, genel.
  • Umumî, genel.

amme / âmme / عَامَّه

  • Umum.

ammeten

  • Umumi olarak, herkese ait olarak, genel tarzda.

anasır-ı külliye / anâsır-ı külliye / عَنَاصِرِ كُلِّيَه

  • Umûmi unsurlar.

belva-yı am / belvâ-yı âm

  • Umûmî sıkıntı, meşakkat, kaçınılması mümkün olmayan zorluk.

burhan-ı külli / burhân-ı küllî / بُرْهَانِ كُلِّي

  • Umûmî delil.

cefla

  • Umumi ziyafet.

cinayet-i amme / cinayet-i âmme

  • Umuma karşı işlenen cinayet.

düstur / دستور

  • Umumi kaide.

efkar-ı amme / efkâr-ı âmme / اَفْكَارِ عَامَّه

  • Umuma âit fikirler.

efkarıamme / efkârıâmme

  • Umumun fikirleri, halkın düşünceleri.

erzak-ı umumiye

  • Umumî, herkese ait erzaklar, rızıklar.

fazilet-i külliye / فَضِيلَتِ كُلِّيَه

  • Umumi olan değer ve üstünlük.

fevaid-i me'mule / fevâid-i me'mule

  • Umulan faydalar.

fevkalme'mul

  • Umulmadık bir şekilde, beklenenin üstünde.

fevkalmemul

  • Umulanın, beklenilenin üstünde.

fevkalmêmul

  • Umulanın üstünde.

feyz-i amm / feyz-i âmm

  • Umumî, genel bolluk.

gafilane / gafilâne

  • Umursamazca, duyarsızcasına.

gaflet

  • Umursamazlık; âhirete, Allah'ın emir ve yasaklarına duyarsız kalma hali.

gafletkarane / gafletkârâne

  • Umursamazca, duyarsızcasına.

gayr-ı me'mul

  • Umulmadık. Beklenmedik. Birdenbire.

hacet-i amme / hâcet-i âmme / حَاجَتِ عَامَّه

  • Umûmî ihtiyaç.

hakikat-i amme / hakikat-i âmme

  • Umûmi, her yerde geçerli olan gerçek.

hakimiyet-i amme / hâkimiyet-i âmme / حَاكِمِيَتِ عَامَّه

  • Umumî hükümrânlık.

halas-ı umumi / halâs-ı umumi

  • Umumî, genel kurtuluş.

hayat-ı umumiye

  • Umuma ait, genel hayat.

hey'at / hey'ât / هَيْئَاتْ

  • Umûmî görünüş.

hey'et-i umumiye

  • Umumi hey'et. Bir şeyin teferruatları nazara alınmadan olan umumi durumu.

hidemat-ı amme / hidemat-ı âmme

  • Umuma ait vazifeler. Kamu görevleri. Millete fayda veren hizmetler.

hilaf-ı me'mul / hilâf-ı me'mûl / خِلَافِ مَأْمُولْ

  • Umulanın aksine.

hilaf-ı memul / hilâf-ı memûl

  • Umulanın tersine, beklenin aksine.

hiss-i umumi / hiss-i umumî

  • Umumî his, genel ortak duygu.

hiss-i umumiye / hiss-i umumîye

  • Umumun hisleri, genelin duyguları.

hitab-ı am / hitab-ı âm

  • Umuma hitap, bir topluluğa söyleme.

hitab-ı umumi

  • Umumi konuşma, seslenme.

hukuk-u medeni / hukuk-u medenî

  • Umumi mânada: Temel hak ve hürriyetler ve medeni haklar. Avrupaî mânada ise: Lâik hukuk sistemi, medeni hukuk.

ilan-ı tekvini / ilân-ı tekvinî

  • Umumi âfetler ve gök taşları düşmesi gibi Cenab-ı Hakk'ın tekvinî âyetleri ve ibretli hâdiseleri ile hakaik ve hikmet-i İlâhiyesini ilân edip bildirmesi.

ittihad-ı umumi / ittihad-ı umumî

  • Umumi ittihad. Bütün insanların birleşmesi.

kıyamet-i kübra-yı umumiye / kıyamet-i kübrâ-yı umumiye

  • Umumî olan büyük kıyamet.

kıyamet-i umumiye / قِيامَتِ عُمُومِيَه

  • Umumi kıyamet.

külli / küllî / كلي / كُلّ۪ي

  • Umumî.
  • Umûmî.

külliyat-ı umur / külliyât-ı umûr / كُلِّياَتِ اُمُورْ

  • Umûmî işler.

külliyet / كُلِّيَتْ

  • Umûmilik.

kütübhane-i umumiye

  • Umumi kütübhâne.

kuva-yı umumiye / kuvâ-yı umumiye

  • Umumi kuvvetler.

masarif-i umumiye

  • Umumi masraflar.

me'mul / me'mûl

  • Umulan, ümit edilen.
  • Umulan. Ümid edilen. Beklenilen.
  • Umulan, ümit edilen.

me'yus / me'yûs / مأیوس

  • Umutsuz. (Arapça)
  • Me'yûs etmek: Umutsuz bırakmak. (Arapça)
  • Me'yûs olmak: Umudunu yitirmek. (Arapça)

memul

  • Umulan, beklenilen.

mêmul / mêmûl

  • Umulan.

memul / memûl / مأمول

  • Umulan, beklenilen. (Arapça)

menafi-i umumiye

  • Umumi menfaatler, umumi faydalar.

merga merg / mergâ merg

  • Umumi vebâ hastalığı. (Farsça)

meyus / مأیوس

  • Umutsuz, üzgün. (Arapça)

mufarakat-ı umumiye

  • Umumî ayrılıklar, genel göç.

muhtemel

  • Umulur, olabilir, olası.

mürteca / mürtecâ

  • Umulan.

müsalemet-i umumiye

  • Umumî barış ortamı; herkesi içine alan barış ve huzur.

musibet-i amme / musibet-i âmme / musîbet-i âmme / مُصِيبَتِ عَامَّه / مُص۪يبَتِ عاَمَّه

  • Umuma ve cemiyetin ekseriyetine gelen belâ.
  • Umuma gelen musîbet.
  • Umuma gelen musibet.

muvazene-i amme / muvazene-i âmme

  • Umumi, genel denge.

na-me'mul

  • Umulmadık, beklenmedik anda. (Farsça)

name'mul / nâme'mûl / نامأمول

  • Umulmayan, beklenmedik. (Farsça - Arapça)

nazar-ı amme / nazar-ı âmme

  • Umumun bakışı, genel bakış.

nazar-ı umumi / nazar-ı umûmî / نَظَرِ عُمُوم۪ي

  • Umumun bakışı.

nefret-i amme / nefret-i âmme / نَفْرَتِ عَامَّه

  • Umumun, genelin nefreti.
  • Umûmî nefret.

nevmid / nevmîd / نوميد

  • Umutsuz. (Farsça)
  • Nevmîd etmek: Umutsuzluğa düşürmek. (Farsça)
  • Nevmîd olmak: Umutsuzluğa kapılmak. (Farsça)

nükte-i umumiye

  • Umuma ait, herkesle ilgili ince ve derin bir nokta, mânâ.

rağbet-i amme / رَغْبَتِ عَامَّه

  • Umûmun beğenmesi ve kabullenmesi.

rağbet-i umumiye

  • Umum tarafından rağbet edilip beğenilme. Herkes tarafından istenme.

re'y-i am / re'y-i âm

  • Umumun re'yi, ekseriyetin fikri. Umumun görüşü.

realizm

  • Umumi fikirleri birer hakikat sayan felsefi görüş. Hadiseleri olduğu gibi anlatma ve gösterme gayesi güden san'at çığırı, fikri.

selamet-i amme / selâmet-i âmme

  • Umumî esenlik, güven.

seyr-i umumi / seyr-i umumî

  • Umumi, geniş bir seyahat.

şükr-ü külli / şükr-ü küllî / شُكْرُ كُلِّي

  • Umumî ve kapsamlı bir şükür.
  • Umumi nimetler için yapılan şükür.
  • Umumi, büyük şükür.
  • Umumi, büyük şükür.

ta'mim / ta'mîm / تَعْم۪يمْ

  • Umumileştirme. Herkese bildirme.
  • Umumileştirme, herkese bildirme, genelge.
  • Umumileştirme.

taammüm / تَعَمُّمْ

  • Umumileşme, genelleşme.
  • Umûmîleşme.

tamim / tâmîm

  • Umumileştirme, genelleme; bir hükmü aynı cinsin bütün fertlerine verme.

tarih-i umumi / tarih-i umumî

  • Umumî tarih.

tearüf-ü amme / tearüf-ü âmme

  • Umumun anlayacağı tarz, umumun bilgi ve idrak seviyesi.

tecelli-i amme / tecellî-i âmme

  • Umumî tecellî; Cenâb-ı Hakkın bütün mahlukatı kuşatan isimlerine ait büyük tecelliler, yansımalar.

teveccüh-ü amme / teveccüh-ü âmme / تَوَجُّهِ عَامَّه

  • Umumun (kabûlle) yönelmesi.

teveccüh-ü umumi / teveccüh-ü umumî

  • Umumun alâkası, teveccühü.

ümid

  • Umut.
  • Umut, ümit.

umum

  • Umumi olmak. Hep, bütün, cümle, herkes.

umumi / umumî

  • Umumî, herkese ait, herkesle ilgili, genel.

umumiyet

  • Umumilik, genellik.

umumiyetle

  • Umumi olarak. Genel olarak.

umumü'l-belva / umûmü'l-belvâ

  • Umuma yayılmış, genelleşmiş belâ; kaçınılması mümkün olmayan umumî problem.

vaiz-i umumi / vâiz-i umumî

  • Umumî, genel vaiz.

yais / yâis / یائس

  • Umutsuz. (Arapça)

ye's / یأس

  • Umutsuzluk. (Arapça)

zarar-ı amm / zarar-ı âmm

  • Umumla ilgili zarar.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR