LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Uf kelimesini içeren 41 kelime bulundu...

afak / âfâk / آفاق / اٰفَاقْ

  • Ufuklar; dış dünya, gözle görülen âlemler.
  • Ufuklar, taraflar, yönler.
  • Ufuklar. (Arapça)
  • Ufuklar.

afakgir

  • Ufukları tutmuş, âleme yayılmış, şâyi, çok meşhur.

ararot

  • Ufak çocuklara yedirilen besleyici bir cins nişasta ki, Amerika'da hasıl olan bir kökten çıkarılır.

ber-bend

  • Ufak çocuğu annesinin sırtına bağlamağa yarıyan göğüs kuşağı. (Farsça)

bügase

  • Ufak kuş.

daire-i afak / daire-i âfâk

  • Ufuklar dairesi. Çok geniş ve büyük dâire, kâinat.

daire-i ufuk

  • Ufuk dairesi.

dehan-ı teng / dehân-ı teng

  • Ufak ağız. Dar ağız.

dekk

  • Ufalanma, parça parça olma.
  • Ufalanma.

ekess

  • Ufak dişli, küt dişli.

hebbur

  • Ufak inci.

hedbe

  • Ufak tesbih böceği.

herna'

  • Ufak bit.

hers

  • Ufak kurt.

huraşe

  • Ufak parça, küçük şey.

hurdefuruş

  • Ufak tefek şeyler satan kimse. (Farsça)

insan-ı hakir / insan-ı hakîr

  • Ufak tefek olan insan.

irfitat

  • Ufak ufak yapma, ufalama.

kasma

  • Ufak boynuzlu dişi koyun.

kenar-ı asman / kenar-ı âsmân

  • Ufuk.

kıtkıt

  • Ufak taneli yağmur.

leb-i hadra

  • Ufuk.

meftut

  • Ufalanmış, parça parça edilmiş, parçalanmış.

mi'za

  • Ufak taşlı sert yapılı sağlam yer.

münafese

  • Üfürüşmek.

neffas / neffâs

  • Üfleyen.

nefh

  • Üfleme, verme.
  • Üfleme.

nefha / نفحه

  • Üfleme, üfürme. İsrâfil aleyhisselâmın, kıyâmetin kopup insanların öleceği ve tekrar diriltilecekleri zaman, nasıl olduğu bizce bilinmeyen sûra üflemesi.
  • Üfürme. (Arapça)

nefs

  • Üfürmek, üflemek.

ney

  • Üflemeli bir çalgı.

parçe

  • Ufak şey, küçük nesne, parça. (Farsça)

tahat

  • Ufak etmek. Ufalamak.

tahsib

  • Ufak taşları mescide veya başka yere döşemek.

tandır

  • Ufak fırın, ekmek pişirilen yer.

teftis

  • Ufak ufak parçalama.

tışe

  • Ufak çocuk.

ufk

  • Ufuk.

ufki / ufkî

  • Ufka ait, yatay.

ufuk / افق

  • Ufuk. (Arapça)

vehtıyy

  • Ufak üzüm.

zevrakçe

  • Ufak kayık. Ufak sandal. (Farsça)