LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Titreme ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

alz

  • (Çoğulu: Alzât) Sabırsızlık.
  • Hastaya ârız olan titremek.
  • Hafiflik.
  • Acele

arra'

  • Sıtma tutmak, titremek.

arv

  • Sıtma ve diğer ateşli hastalıklarda gelen ilk titreme.
  • İş için birinin yanına varma.
  • Yemişsiz bir çeşit ağaç.

atr

  • Depretmek.
  • Titremek.

da's

  • Titremek.
  • Zayıf olmak, zayıflamak.

efkel

  • (Çoğulu: Efâkil) Titremek.

esis

  • Titremek.
  • Küp veya desti saksısı ki, içinde reyhan ekerler.

hafc

  • Titremek.
  • Ayağını eğri basan.

halecan / halecân / خَلَجَانْ

  • Titreme. Kalb çarpıntısı. Heyecan.
  • Titreme, çarpıntı.
  • Titreme, heyecan.

helecan

  • Titreme, heyecan, kalp çarpıntısı.

hezheze

  • Cisimlerin, hava yahut başka bir şey dokunmasiyle titremesi.

ihtizaz / ihtizâz / اهتزاز / اِهْتِزَازْ

  • Hafif titremek. Deprenmek.
  • Şevk ile meyil ve hareket. Harekete geçme.
  • Sallanma, sıçrayıp oynama.
  • Titreme, hoşlanma.
  • Titreme, titreyiş. (Arapça)
  • Titreme.

ihtizaza gelmek

  • Titremek, harekete geçmek.

ihtizazat / ihtizazât

  • Titremeler, hoşlanmalar.

ihtizazi / ihtizazî

  • İhtizaza ait. Titremekle alâkalı.

irtiad

  • (Ra'd ve Ri'd. den) Iztırablı ve sıkıntılı olmak.
  • Deprenme. Titreme.

irtiaş / irtiâş / ارتعاش

  • Ra'şeye tutulma, titreme, sarsılma.
  • Titreme. (Arapça)

irziz

  • Dik ses.
  • Titreme.
  • Dolu tânesi.

ıspazmoz

  • Sinirlerde beliren gerginlik ve titreme.

kafkafe

  • Titremek, titretmek.

kaş'arire

  • Ürpermek, titremek.

kesis

  • Titremek. Deprenmek.
  • Eğrilik.

kıllet

  • Titremeğe benzer bir hâlet ki hiddet vaktinde ârız olur.
  • Azlık. Nâdirlik. Kıtlık.

kuşa'rire

  • Titreme.
  • Tavuk derisi gibi ürperip kabarmış deri.

lerze

  • Titreme.
  • Titreme, titreyiş. Sallantı. (Farsça)
  • Titreme, titreyiş.

lerzebahş

  • Titreme veren, titreten. (Farsça)

lerzenak / lerzenâk

  • Titrek, titreyici. Titremeğe tutulmuş. (Farsça)

lerzeresan

  • Titreme veren, titreten. (Farsça)

lerziş / لرزش

  • Titreme, titreyiş. (Farsça)
  • Titreme. (Farsça)

me'd

  • Yumuşak taze ot.
  • Titremek.
  • Sallanmak.

mütehezzizane / mütehezzizâne

  • Titreyerek, titremek suretiyle. (Farsça)

ra'şan

  • Titreme, titreyiş.

ra'şe / رعشه

  • Titreme. (Arapça)
  • Ra'şe vermek: Titretmek. (Arapça)

ra'şe-i dest

  • El titremesi.

ra'şet

  • Titreme, titreyiş.
  • Korkmak, havf ve dehşete giriftar olmak.

raşe / râşe

  • Titreme.

raşet / râşet

  • Titreme, ürperme.

recrece

  • Sarsılma, titreme, sallanma.

rem

  • Titreme. (Farsça)
  • Ürkme. (Farsça)
  • Sürü. (Farsça)

rı'de

  • Titremek, hareket etmek.

şefşef

  • Yaramaz huylu.
  • Titremek.

takafkuf

  • Titremek.

tehezzüz

  • Hafif titreme, deprenme, ihtizâz.

tehziz

  • (Çoğulu: Tehzizât) Hafif titreme, hareket ettirme. Deprendirme.

temermür

  • Titremek.

ter'is

  • Titremek.

tera'ud

  • (Ra'd. dan) Titreme.

terefrüf

  • Titremek.
  • şefkat göstermek.

teşennüc

  • (Şenc. den) (Çoğulu: Teşennücât) Buruşuk olma, buruşma.
  • Adalelerin gerilip büzülmesi, kasılması.
  • Korkmak.
  • Titremek.

zebzebe

  • Muallâkta kalma.
  • Mütereddit.
  • Titreme.
  • Asılı bir şeyi havada oynatmak.

zefzefe

  • Titreme, sarsılma.

zehv

  • Bâtıl.
  • Yalan.
  • Fahirlenmek, gururlanmak, tekebbürlenmek.
  • Güzel manzara.
  • Taze ot.
  • Otun çiçeği.
  • Titremek.
  • Yürümek.
  • Yel esmek.
  • Alacalanmış hurma koruğu.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın