LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tevhid ifadesini içeren 63 kelime bulundu...

ahd

  • Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Peymân.
  • Asır. Devir. Tevhid. Mukavele.
  • Vasiyet.

akide-i tevhid

  • Tevhid inancı; herşeyin bir olan Allah'a ait olduğuna inanma.

aksam-ı tevhid / aksâm-ı tevhid

  • Tevhidin kısımları.

ala-yı illiyyin-i tevhid / âlâ-yı illiyyîn-i tevhid

  • Tevhid mertebelerinin en yükseği; her şeyi bir olan Allah'a verme derecelerinin en yükseği, en zirvesi.

avam

  • Halktan ilmi irfanı kıt olan kimse. Okuyup yazması az olan. Fakirler sınıfından.
  • Tas : Hakikata tam erememiş, tevhidin derin hakikatlarından haberi olmayan.
  • Halkın ekseriyeti.

ayat-ı tevhid / âyât-ı tevhid

  • Tevhid delilleri; herşeyin bir olan Allah'a ait olduğunu bildiren deliller.

bahr-i tevhid

  • Tevhid denizi.

berahin-i tevhid / berâhin-i tevhid

  • Tevhid delilleri.

birleme

  • (Bak: Tevhid)

burhan-ı tevhid

  • Tevhidin sarsılmaz delili; herşeyin bir olan Allah'a ait olduğunu gösteren güçlü ve sarsılmaz delil.

burhanü't-temanü / burhanü't-temânü

  • Kâinatta iki ilâh kabul edildiği takdirde, bunların birbirlerine engel olacakları ve dolayısıyla düzenin bozulacağından hareketle tevhide dair elde edilen delil.

cevher-i tevhid

  • Tevhidin cevheri.

cilve-i tevhid

  • Tevhid cilvesi, görüntüsü.

cümle-i tevhidiye

  • Tevhid cümlesi; her şeyin bir olan Allah'a ait olduğunu bildiren cümle.

cümle-i tevhidiye-i kudsiye

  • Mukaddes ve mübarek olan tevhid cümlesi.

ehl-i şuhud

  • Kâinatta tevhid delillerini aynen seyreden, İlâhi ve gizli sırlarını Hakkın izni ile gören şuhud ehli. Veli. (Farsça)
  • Görecek derecede kat'i kanaat sâhibi olan enbiyâ ve evliyalar. (Farsça)

enva-ı tevhid / envâ-ı tevhid

  • Tevhid çeşitleri.

ezan-ı muhammedi / ezân-ı muhammedî

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) tebliğ ettiği dinin ezanı; tevhidi ilân etmek amacıyla yüksek sesle yapılan kutsal davet.

ezan-ı muhammedi (a.s.m.) / ezan-ı muhammedî (a.s.m.)

  • Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği dinin ezanı; tevhidi ilân etmek amacıyla yüksek sesle yapılan kutsal davet.

hakikat-i tevhidiye

  • Tevhid gerçeği.

halid bin sinan

  • Benî Abes kabilesinin Bin-Bagis'ten ehl-i tevhid bir zat olup; Hz. Peygamber Efendimiz, bu zat hakkında: "O bir nebi idi, fakat onun kavmi onu zâyi etti" buyurmuşlardır. Kendisi Peygamberimizin zamanına yetişememiştir.

halka-i tevhid

  • Tevhid halkası, Allah'ın bir olarak bilinip, ilân edildiği tevhid halkası.

hatm-i tehlil / hatm-i tehlîl

  • Yetmiş bin adet kelime-i tevhîd yâni "Lâ ilâhe illallah" okumak. Kelime-i tevhîde, kelime-i tayyibe de denir.

hazine-i tevhid

  • Tevhid hazinesi.

ihlas suresi / ihlâs sûresi

  • Kur'an-ı Kerim'de şirkin ve küfrün envâını reddedip, tevhidi ilân eden 112. Sure. Bu sureye: Esas, Tevhid, Tefrid, Tecrid, Necat, Velâyet, Marifet, Samed, Muavvize, Mazhar, Berâe, Nur, İman suresi de denilmektedir. Maâni, Müzekkire gibi isimleri de vardır.
  • Kur'ân-ı kerîmin yüz on ikinci sûresi. Tevhîd, Tefrîd, Tecrîd, Necâd, Vilâyet ve Mârifet sûresi de denilmiştir.

ilhad / ilhâd

  • Dinsizlik, inanç bozukluğu.
  • Allah inancından ayrılış, tevhid inancından ayrılma.

ilm-i tevhid

  • Allah'ın varlığı ve birliğini isbat ve izah etme ilmi.
  • Akaide müteallik hadis-i şeriflere ehl-i hadis ıstılahında İlm-i Tevhid tabir edilir.

kelime-i ihlas / kelime-i ihlâs

  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü Kelime-i tevhîd de denir.

kelime-i tayyibe

  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü. Kelime-i tevhîd de denir.

kelime-i tevhid / kelime-i tevhîd

  • Tevhid-i İlahîyi ifade eden "Lâilahe illallah Muhammedür Resulullah" cümle-i kudsiyesidir.
  • "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah" sözü. Mânâsı şöyledir: Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. Muhammed aleyhisselâm O'nun resûlüdür, peygamberidir. Kelime-i tevhîde; Kelime-i ihlâs, Kelime-i takvâ, Kelime-i tayyibe, Da'vet-ül-hak, Urvet-ül-vüs kâ, Kelime-i semeret-ül-Cennet de denir.

kevser

  • Kıyamete kadar gelecek Âl, Ashâb, Etbâ' ve onların iyilikleri, hayırları.
  • Bereket.
  • Kesretten mübâlağa. Çokluğun gayesine varan şey. Gayet çok şey.
  • Pek çok hayır. Hikmet, ilim. Kur'an, İslâm, tevhid. İlm-i Ledün. Ma'rifetullah.
  • Cennet ırmaklarının kaynakları.

la ilahe illallah zikri / lâ ilâhe illâllah zikri

  • "Allah'tan başka ilâh yoktur" mânâsına gelen kelime-i tevhidin sürekli olarak tekrarlanması.

mahz-ı tevhid

  • Tevhidin tâ kendisi.

makam-ı azam-ı tevhid / makam-ı âzam-ı tevhid

  • Tevhidin en büyük seviyesi.

makam-ı nur-u tevhid / makam-ı nur-u tevhîd

  • Her şeyin bir olan Allah'a ait olduğunu gösteren tevhid nurunun aydınlattığı yüksek manevî makam.

makam-ı tevhid

  • Tevhid makamı, kalben Allah'ın birliğinin hissedildiği hal.

makasıd-ı erbaa

  • Dört maksat ve gaye; tevhid, nübüvvet, haşir ve adalet olmak üzere Kur'ân'ın gözettiği dört temel maksat.

meratib-i tevhid / merâtib-i tevhid

  • Tevhid mertebeleri, dereceleri.

mertebe-i uzma-yı tevhid / mertebe-i uzmâ-yı tevhid

  • Tevhid hakikatlerine ulaşmada varılacak olan en büyük mertebe.

mertebe-i vücub ve vücud ve tevhid / mertebe-i vücûb ve vücûd ve tevhid

  • Vücûb, vücut ve tevhid mertebeleri.

mesele-i tevhid

  • Tevhid meselesi, birleme konusu.

meslek-i tevhid

  • Tevhid yolu.

millet-i ibrahim

  • İbrahim milleti, tevhid inancını benimseyenler.

millet-i ibrahimiye

  • İbrahim milleti, tevhid inancını benimseyenler.

muvahhid

  • Allah'ın birliğine inanan. Tevhid eden.
  • Birleştirici olan.

muvahhidin / muvahhidîn

  • Cenâb-ı Hakkın birliğine inananlar; tevhid ehli.

rah-ı tevhid / râh-ı tevhid

  • Tevhid yolu.

remli / remlî

  • (Şihâbüddin Remlî) (Mi: 1371-1440) Filistin'in Reml kasabasında doğmuş, Şeyhülislâm'dır. Mecmuat-ul Ahzab'da namı Kutb-ül Ârifîn diye geçer. Kimya-yı Saadet namında salâvatları ile meşhurdur. Fıkh ve tevhide, tasavvufa dair manzumeleri vardır. " İmam-ı Remlî" diye anılır.

resail-i tevhid / resâil-i tevhid

  • Tevhid bahsini anlatan risaleler.

rüşd

  • Hak, doğru yol. Allahü teâlânın birliği (tevhid) inancı.
  • Aklın kuvvetli ve tamam olması. Malını dînin ve aklın beğendiği yere sarf etmek, boş yere harcamamak, telef etmemek.

sahil-i vahdet ve tevhid

  • Vahdet ve tevhid sahili; insanların mânevî kurtuluşuna ve ebedî saadet sahiline ulaştıran tevhid ve vahdet inancı.

tabaka-i tevhid

  • Tevhid derecesi.

tehlil

  • İslâmiyetin tevhid akidesini hülâsa eden, ancak bir İlâh bulunduğunu, Onun da ancak ve ancak Allah (C.C.) olduğunu ifade eden "Lâilâhe illâllâh" sözünü tekrar etmek.

telfik-i mezahib

  • Dinî bir mes'elede, hak mezheblerin aynı o mes'ele hakkındaki zıd görüşleri cem'etmekle bir mezheb yapmak. Bu zıd görüşlerle amel etmeyi caiz görür. Fukaha ise bu tarzı caiz görmemişlerdir.Tevhid-i mezahib ise: Hak mezheblerin mes'eleleri arasında, tercih yoluyla bazı mes'elelerini alıp bir mezheb y

tevhid / tevhîd / توحيد

  • Birleştirme. (Arapça)
  • Tevhîd edilmek: Birleştirilmek. (Arapça)
  • Tevhîd etmek: Birleştirmek. (Arapça)

tevhid-i cami / tevhid-i câmi

  • Çok kapsamlı ve herşeyi içine alan tevhid anlayışı.

tevhid-i mahz

  • Saf tevhid inancı; herşeyin bir olan Allah'a ait olduğuna, hiçbir şirke girmeden tam mânâsıyla inanma.

tevhid-i muazzam

  • Büyük tevhid; birleme, herşeyin bir olan Allah'a ait olduğunu bilme ve inanma.

tevhid-i zevki / tevhid-i zevkî

  • Zevken tadılan tevhid, birleme.

tevhiden

  • Birleştirerek, tevhid olarak.

tevhidi / tevhidî

  • Tevhidle ilgili.

tevhit

  • Bk. tevhîd

uhud-u tevhid

  • Tevhidin Uhud Dağı; sağlam ve sarsılmaz tevhid inancı için bir benzetme olarak kullanılmış.