LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tes kelimesini içeren 131 kelime bulundu...

arz-ı şükran

  • Teşekkür etme.

der-tesbih

  • Tesbihde, duâda, zikirde.

derece-i tesir

  • Tesir seviyesi.

dest-i teşvik

  • Teşvik eli.

deste-dad-ı teslim

  • Teslim elini veren, itaat eden, uyan. (Farsça)

destedad-ı teslim / destedâd-ı teslim

  • Teslim olma, boyun eğme.

destere / دستره

  • Testere, bıçkı. (Farsça)

desti / destî / دستى

  • Testi. (Farsça)
  • Testi.
  • Testi. (Farsça)

edat-ı teşbih

  • Teşbih, benzetme edatı.

envar-ı imaniye ve tesbihiye / envâr-ı imaniye ve tesbihiye

  • Tesbihat ve imandan kaynaklanan nurlar.

erre / اره

  • Testere. (Farsça)

ezkaza / ezkazâ / ازقضا

  • Tesadüfen. (Farsça - Arapça)

gamm-güsar / gamm-güsâr

  • Teselli veren, gam ve kederi defeden dert ortağı. Arkadaş. (Farsça)
  • Teselli veren, hüzün ve kederi defeden. (Farsça)

hamd

  • Teşekkür ve övgülerini sunma.

hiss-i şükran

  • Teşekkür etme hissi.

hiss-i şükran ve memnuniyet

  • Teşekkür etme ve memnuniyet hissi, duygusu.

icra-yı tesir / icrâ-yı tesir

  • Tesir meydana getirme, tesir etme.

ifa-yı şükran / ifâ-yı şükran

  • Teşekkür görevini yerine getirme, teşekkür etme.

iksir / iksîr / اِكْس۪يرْ

  • Tesirli ilaç.
  • Tesîrli ilaç.

isa'

  • Teselli verip sabra irşad etmek.

isla'

  • Teselli verme, avutma.

istiare-i temsiliyye / istiâre-i temsiliyye

  • Teşbihin esas unsurlarından biri ile yapılan benzetme.

ittifaken / ittifâken / اتفاقا

  • Tesadüfen, rastgele. (Arapça)

ittifaki / ittifâkî / اتفاقى

  • Tesadüfî. (Arapça)

ittifakiyyat

  • Tesadüfle olan şeyler.

kabul-u teslim

  • Teslimiyet ile kabul etmek.

kabul-ü teslimi / kabûl-ü teslîmî / قَبُولُ تَسْلِيمْ

  • Teslimiyetten gelen kabûl.

kabz

  • Teslim alma.
  • Teslim almak.

kamçı-yı teşvik

  • Teşvik kamçısı, unsuru.

kanfese

  • Tesbih böceği.

kasd

  • Teşebbüs, niyet; bilerek, isteyerek, kalbe gelen bir fikri, düşünceyi yapmak için karar verme.

kazara / kazârâ / قضارا

  • Tesadüfen. (Arapça - Farsça)

kuze / kûze / كوزه

  • Testi. (Farsça)

makam-ı nüfuz

  • Tesir, etki makamı.

maruz kalma

  • Tesirinde kalma.

me'sur

  • Tesirli.

medar-ı ibret ve hayret ve şükran

  • Teşekkür, hayret ve ibret sebebi.

medar-ı teselli / medâr-ı tesellî / medâr-ı teselli / مَدَارِ تَسَلّ۪ي

  • Teselli kaynağı, teselli noktası.
  • Teselliye sebeb.

medyun-u şükran / medyûn-u şükran / medyûn-u şükrân / مَدْيُونُ شُكْرَانْ

  • Teşekkür borçlu.
  • Teşekkür borçlu.
  • Teşekkür borçlu olma.

mehd-i teşekkül

  • Teşekkül beşiği, oluşum yeri, yatağı.

meşher

  • Teşhir yeri. Gösterme yeri. Sergi.

mişar

  • Testere.

mişvare

  • Testi, çömlek.

müesser

  • Tesir edilmiş, kendisine bir şey tesir etmiş olan.

müesses

  • Tesis olunmuş, temeli atılmış, bina edilmiş.

müessir / مؤثر / مُؤَثِّرْ

  • Tesirli, etkili.
  • Tesirli, etkili.
  • Tesirli.
  • Tesir eden, yapan.
  • Tesirli.

müessiriyet

  • Tesirlilik, bizzat fiil ve eseri yapan olma.
  • Tesirlilik, etkinlik.

müessis / مُؤَسِّسْ

  • Tesis edici, kurucu.
  • Tesis eden, kuran.

müsadif

  • Tesadüf eden, rastlayan.

müsahhir

  • Teshir eden, zapteden. İstediği gibi hareket ettiren ve kullanan.

müsebbih / مُسَبِّحْ

  • Tesbih eden; Allah'ı, yüce şanına lâyık ifadelerle anan.
  • Tesbih eden, Allahı anan.
  • Tesbih eden.

müsebbihan

  • Tesbih edenler. Bütün noksan sıfatlardan, her çeşit kusurdan Cenab-ı Hakkın uzak, temiz ve pâk olduğunu ikrar edenler, söyleyenler. (Farsça)

müsebbihane / müsebbihâne

  • Tesbih ederek, Allahı anarcasına.
  • Tesbih ederek. Sübhânallah diyerek. (Farsça)
  • Tesbih ederek.

müsebbit

  • Tesbit eden, sabit kılan, devamlı kılan.
  • Tesbit eden.

müseccel / مسجل

  • Tescilli. (Arapça)

müsehhil

  • Teshil eden, kolaylaştıran.

müsekkin

  • Teskin eden, sükun veren. Elem ve ağrıyı izâle eden.
  • Teskin edici, sakinleştirici.

müşerri'

  • Teşri' eden. Şeriatın kurucusu. Şeriat kanununu meydana getiren.

müşevvik / مُشَوِّقْ

  • Teşvik edici.
  • Teşvik eden, isteklendiren.
  • Teşvik eden.

müşevvikane / müşevvikâne

  • Teşvik eder bir şekilde.
  • Teşvik edercesine, isteklendirircesine.

müsi / müsî

  • Teselli veren.

müsri'

  • Tesr'i eden. Sür'at ve hız veren, acele ettiren, çabuk gider olan.

mutamene

  • Teskin etmek, sâkinleştirmek.

mütesadif

  • Tesadüf eden, rastgelen. Karşılaşan.

müteşebbis

  • Teşebbüs eden. Bir işe girişen.
  • Teşebbüs eden, işe girişen.

mütesekkin

  • Teskin edici, yatıştırıcı. Yatışan, teskin olan, sükunet bulan.

müteselli / mütesellî / متسلى / مُتَسَلّ۪ي

  • Teselli bulmuş olan, teselli bulan.
  • Teselli bulan.
  • Tesellî bulan.
  • Teselli bulan, avunan. (Arapça)
  • Müteselli olmak: Teselli bulmak, avunmak. (Arapça)
  • Teselli bulan.

müteselli olmak

  • Teselli bulmak.

müvafat

  • Teslim etmek.

nümune-i teşvik

  • Teşvik nümunesi, örneği.

nur-u teselli / nur-u tesellî

  • Teselli nuru.

ref-i tesettür

  • Tesettürün kaldırılması.

şayan-ı şükran / şâyân-ı şükran / şâyân-ı şükrân / شَايَانِ شُكْرَانْ

  • Teşekküre değer, lâyık.
  • Teşekküre layık.

sebeb-i teşvik

  • Teşvik eden sebep.

sebeb-i teşvik ve kanaat

  • Teşvik etme ve inandırma sebebi.

sebu / sebû / سبو

  • Testi. (Farsça)
  • Testi. (Farsça)

sübbuh

  • Tesbih edilen (Allah. C.C.)

sübhakeş

  • Tesbih çeken. (Farsça)

şükr

  • Teşekkür, övgü.

şükran / şükrân / شكران

  • Teşekkür borcu, iyiliğin bilinmesi. (Arapça)

şükrane / şükrâne / شكرانه

  • Teşekkür borcu olarak, teşekkür alameti. (Arapça - Farsça)

şükrgüzar / شكرگزار

  • Teşekkür eden. (Arapça - Farsça)

şükür / شكر

  • Teşekkür, iyilik bilme. (Arapça)

tabiat-ı müessire

  • Tesir sahibi, yaratıcı tabiat.

taht-ı tesir

  • Tesir altında.

tarz-ı tesbihat

  • Tesbihat şekli, Allah'ı anma usulü.

taziyane-i teşvik / tâziyâne-i teşvik

  • Teşvik kamçısı.

te'siye

  • Teselli verme, avutma.

tergibat

  • Teşvikler, istek uyandırıcı ifadeler.

tesadüfat

  • Tesadüfler, rastlantılar.

tesadüfen

  • Tesadüf olarak, rastgele.

tesadüfi / tesadüfî

  • Tesadüfle ilgili, rast gele.

teşahhusat

  • Teşahhuslar.

tesbih / tesbîh / تسبيح

  • Tespih. (Arapça)

tesbihat / tesbihât

  • Tesbihler, namazdan sonra okunanlar.

tesbihhan / tesbihhân

  • Tesbih eden, tesbih okuyan. (Farsça)
  • Tesbih eden; Allah'ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına layık ifadelerle anan.
  • Tesbih eden.

tesbihi / tesbihî

  • Tesbihle ilgili.

tesbihkarane / tesbihkârâne

  • Tesbih ederek.
  • Tesbih edercesine.

teşçi etme / teşçî etme

  • Teşvik etme, cesaretlendirme.

teşebbüskarane / teşebbüskârâne

  • Teşebbüs ederek.

teşekkürat / teşekkürât / تشكرات

  • Teşekkürler.
  • Teşekkürler.
  • Teşekkürler. (Arapça)

teşekkürname / teşekkürnâme

  • Teşekkür yazısı.
  • Teşekkür yazısı.

teselli-amiz / teselli-âmiz

  • Teselli verici, avutucu, avundurucu.

tesellibahş

  • Teselli bahşeden.

tesellidar / tesellidâr

  • Teselli edici.
  • Teselli veren.

tesellidarane / tesellidarâne / tesellidârâne

  • Teselli ederek.
  • Teselli edercesine.

tesellikar / tesellikâr / tesellîkâr

  • Tesellici.
  • Tesellî verici.

tesellikarane / tesellikârâne

  • Teselli ederek.
  • Teselli olurcasına.

teselliyatdarane / teselliyâtdârâne

  • Teselli edercesine.

teselliyetkar / teselliyetkâr

  • Tesellî verici.

teselliyettarane / teselliyettârâne

  • Teselli vererek.

tesellüm / تسلم

  • Teslim alma. (Arapça)
  • Tesellüm etmek: Teslim almak. (Arapça)

teshirat / teshîrât

  • Teshirler.

tesirat / tesirât

  • Tesirler.

têsirat / têsirât

  • Tesirler, etkiler.

teşkilat / teşkilât

  • Teşkiller, örgüt.

teslim-kerde

  • Teslim edilmiş olan. (Farsça)

teslimat

  • Teslimler, vermeler.

teslimiyet

  • Teslim olma.

teslimkarane / teslimkârâne

  • Teslim olarak.
  • Teslim olmuş şekilde.

teşvikat / teşvîkât / تشویقات

  • Teşvikler.
  • Teşvikler. (Arapça)

teşvikkarane / teşvikkârâne

  • Teşvik ederek.

tevessü-ü tesir

  • Tesir sahasının genişlemesi.

tezkin

  • Teşbih etmek, benzetmek.

tiryak

  • Tesirli ilaç, panzehir.

vasıta-i teşvik

  • Teşvik etme vasıtası.

vazife-i teşekküriye

  • Teşekkür vazifesi, şükür görevi.

vesile-i şükran

  • Teşekkür aracı.

vesile-i teşvik

  • Teşvik vesilesi, motive etme vasıtası.

zemzeme-i hamd ve şükran

  • Teşekkür ve övgü nağmesi.

zemzeme-i şükran

  • Teşekkür ifade eden nağmeler.