LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tertip ifadesini içeren 64 kelime bulundu...

ba-saman

  • Varlıklı, zengin. (Farsça)
  • Düzenli, tertipli, düzgün. (Farsça)

bari'

  • Bir kalıptan döker gibi, düzgün, tertipli ve güzel yaratan. Aza ve cihâzatları birbirine mütenasip ve kâinattaki umumî nizama ve gayelere uygun ve münasebettar olarak halkeden Cenâb-ı Hak (C.C.)

belagat-ı nazm / belâgat-ı nazm

  • Nazmın belâgati; tertip ve dizilişteki kusursuzluk.

belagat-i nazm / belâgat-i nazm

  • Nazmın belâgati; tertip ve dizilişteki kusursuzluk.

cezalet-i nizam / cezâlet-i nizam

  • Tertip ve düzenin güçlülüğü, uygunluğu.

cihat-ı nazmiye / cihât-ı nazmiye

  • Tertip ve diziliş yönleri.

cihet-i intizam

  • Tertip ve düzen yönü.

cihet-i nazım ve intizam

  • Tertip ve düzen şekli.

cihet-i nazm

  • Tertip ve diziliş yönü, alâkası, irtibatı.

deva-saz

  • Çâre bulan, ilâç tertip eden. (Farsça)

ebced

  • Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelime. Bu tertip İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimelerin sırası ve harflerin rakam değerleri şu suretle gösterilmektedir (Ebced), (Hevvez), (Hutti), (Kelemen),

ehl-i salib / ehl-i salîb

  • Haç sâhipleri. Târihte papalığın teşvikiyle müslümanlara karşı birleşerek seferler tertipleyen, milyonlarca insanın canına kıyan, devletlerin yıkılmasına sebeb olan hıristiyan milletler topluluğu, haçlılar, hıristiyanlar.

evcümend

  • Top, küme, yığın, toplanma. (Farsça)
  • Toplu, idareli, evini muntazam tutan. Hanesini iyi ve tertipli bir hâlde bulunduran. (Farsça)

gönder

  • Tar: Seferde ordunun ve ileri gelen vezir ve diğer devlet ricalinin atlarına bakmak ve sair zamanlarda ise has ahır ve çayır hizmetlerinde kullanılmak üzere gayr-ı müslimlerden ve hasseten Bulgarlardan tertip edilmiş bir sınıf olan voynukların her mıntıkada iki, üçü ve dördü hakkında kullanı

hilal

  • Sâfi ve halis.
  • Sıdk ile dostluk etmek.
  • Ara. Aralık.
  • Zaman ve vakit.
  • İki şey arasına sokulmuş olan.
  • Buluttan yağmurun çıktığı yer.
  • Gr: Bir kelimenin aslını ve ondan türeyenleri gösteren tertip.
  • Kulak ve diş karıştırmak gibi şeylerde kull

hüsn-ü intizam

  • Tertip ve düzenin güzelliği.

i'caz-ı nazmi / i'câz-ı nazmî

  • Tertip ve dizilişteki mu'cizelik.

intizam-ı ekmel

  • Çok mükemmel düzen, tertip.

intizam-ı maddi / intizam-ı maddî

  • Maddî düzenlilik ve tertip.

intizamlı

  • Düzenli, tertipli.

intizamperver / انتظام پرور

  • İntizamı çok seven, herşeyi tertipli ve düzenli yapan.
  • Düzeni seven, düzenli, tertipli. (Arapça - Farsça)

ıttırad

  • Tertip ve düzen içinde olma.

kemal-i nizam ve intizam / kemâl-i nizam ve intizam

  • Mükemmel bir düzen ve tertip.

kombinezon

  • Tertip, düzenleme.

manzum / manzûm / مَنْظُومْ

  • Tertip, ölçü ve kafiye ile yazılmış yazı.

mecmua

  • Toplanıp biriktirilmiş, tertip ve tanzim edilmiş şeylerin hepsi.
  • Seçilmiş yazılardan meydana getirilen kitap. Risâle.
  • Kolleksiyon.

mükayede / mükâyede

  • (Keyd. den) Hile tertip etme, tuzak yapma.

munassab

  • (Nasb. dan) Birbirinin üzerine tertiplenmiş olan.

müretteb / مرتب

  • Düzenlenmiş, tertip edilmiş. (Arapça)
  • Dizilmiş. (Arapça)

mürettib

  • Herşeyi tertip ve düzene sokan Allah.

musannif

  • Kitap tertip eden; sınıflandıran, yazar.

mütenasika

  • Bir düzen içinde, tertipli; birbirine uygun, insicamlı.

nakş-ı nazmi-i i'cazi / nakş-ı nazmî-i i'câzî

  • Bir mu'cize olan tertip ve dizilişindeki örgü.

nazım / نَظِمْ

  • Diziliş, tertip ve vezin.
  • Tertip, ölçülü ve kafiyeli söz.

nazm / نظم

  • Diziliş, tertip ve vezin.
  • Dizme. (Arapça)
  • Düzenleme, tertip etme. (Arapça)
  • Vezinli ve kafiyeli söz söyleme. (Arapça)

nazm ve rapt

  • Dizme, tertip etme ve bağlama.

nazm-ı celil-i sübhani / nazm-ı celil-i sübhanî

  • Her türlü kusur ve eksiklikten münezzeh olan Cenâb-ı Hakk'ın yüce âyetlerindeki tertip ve diziliş.

nazm-ı ecmel

  • En güzel tertip, düzen.

nazm-ı kelam / nazm-ı kelâm

  • Söz ve ifadenin tertip ve dizilişi.

nazm-ı lafz / nazm-ı lâfz

  • Lâfızdaki ahenkli diziliş, tertip ve düzen.

nazm-ı maani / nazm-ı maânî

  • Mânâdaki ahenkli diziliş, tertip ve düzen.

nezzam

  • Nizâm veren, düzenleyen, tertipleyen.

nizami / nizamî

  • Düzenli, tertipli, usulüne uygun.
  • Kanun ve nizama ait, onunla alâkalı.

rabıta

  • Rabteden, bağlayan, bitiştiren.
  • Münasebet, alâka, bağlılık, yakınlık. İki şeyi birbirine bağlayan tertip.
  • Nefsini dünyadan men edip âhirete, Allah'a (C.C.) bağlanmak.
  • Tertip, sıra, düzen, usûl.
  • İki şeyi birbirine bağlayan nesne.
  • İlgi, münasebet, bağlılık, mensupluk.
  • Düzen, tertip.

saman / sâmân

  • Servet. Zenginlik. (Farsça)
  • Rahmet. (Farsça)
  • Dinçlik. (Farsça)
  • Düzen, tertip. (Farsça)
  • Bir kimsenin varı-yoğu, serveti. (Farsça)

saz

  • Kamış. (Farsça)
  • Bir çalgı âleti. (Farsça)
  • Takım, silâh, edevat. (Farsça)
  • Ustalık. (Farsça)
  • At takımı. (Farsça)
  • Düzen, tertip, sıra. (Farsça)
  • Öğrenme. (Farsça)
  • Kuvvet, kudret. (Farsça)
  • Menfaat. (Farsça)
  • Benzer, misil, eş. (Farsça)
  • Hile. (Farsça)

selaset-i nazm / selâset-i nazm

  • Kur'ân'ın âyet ve cümlelerinin tertip ve düzenindeki açıklık, ahenk, akıcılık.

semerat-ı manzume ve mevzune

  • Tertipli, düzenli, ölçülü ve san'atlı meyveler.

serdetmek

  • Tertipli ve güzel bir şekilde konuşmak.

suret-i tertib

  • Tertip, diziliş şekli, biçimi.

takvim-i arabi / takvim-i arabî

  • Hicretten 17 sene sonra görülen lüzum üzerine Hazret-i Ömer (R.A.) tarafından Kamer senesi esas ve hicret tarihi başlangıç sayılmak suretiyle tertiplenen takvim.

tanzim / tanzîm / تنظيم

  • Düzenleme, tertipleme. (Arapça)
  • Tanzim edilmek: Düzenlenmek, tertip edilmek. (Arapça)
  • Tanzim etmek: Düzenlemek, tertip etmek. (Arapça)

tanzim-i gaybi / tanzim-i gaybî

  • Gaybî, bilinmeyen âlemden yapılan tertip ve düzenleme.

tarih

  • Hâdiseye vakit tayin etmek.
  • Vak'anın vukuuna tayin olunan vakit. Zaman tesbiti.
  • Geçen hâdiseleri kaydetmekten hâsıl olan ilim.
  • Vak'anın vukuuna vakit tayin eden söz ve makam.
  • Memlekette vâki olan hâdiseleri zamana nazaran tertip ve sırasıyla zikir ve beyan ede

tedvin

  • Bir araya toplayarak tertipleme.
  • Edb: Aynı mevzuya ait bahisleri, çalışmaları bir araya getirip kitap hâline getirme.

tensik / tensîk / تنسيق

  • Düzenleme, tertip etme. (Arapça)

tertib-i cali / tertib-i câli

  • Yapay tertip, düzen.

tertib-i maani / tertib-i maâni

  • Mânâların tertip, diziliş ve düzeni.

teşkilat / teşkilât

  • Tertipli ve düzenli çalışan birlik.

usul

  • (Tekili: Asıl) Ana, baba. Cedler.
  • İstinadgâh.
  • Râcih delil, kaide. Asıllar, kökler, temeller. Bir ilmin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi lâzım gelen esaslar. Bir hedefe ulaşmak için tutulan düzenli yol.
  • Tarz, metod, tertip.
  • Bir ilmin veya tekniğin asıl konusundan önce öğrenilmesi gereken başlangıç bilgileri, başlangıç, tertip, düzen metod.

vech-i intizam

  • Tertip, düzen, diziliş yönü.

veçh-i nazım

  • Vezin, tertip yönü.

veçh-i nazm

  • Tertip, diziliş yönü.

veçh-i nazmı

  • Tertip ve diziliş yönü.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR