LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tenbe ifadesini içeren 40 kelime bulundu...

agyed

  • Uykucu, tenbel.
  • Esmer vücutlu.
  • Nazik derili.

ame

  • Tereddüt.
  • Tenbellik.

atıl / âtıl

  • (Âtıla) İşlemez. Boş. Tenbel.
  • Bozulmuş.

balin-perest

  • Hizmetçi, hâdim, hademe.
  • Tenbel, uykucu.

bataet

  • Tenbellik, yavaşlık. Ağırlık.

beht

  • Yalan söylemek.
  • Ansızın bir şeyi almak.
  • Tenbellik galebe etmek.
  • Şaşkınlık. Hayranlık.

benş

  • Tenbellik. İhmâl.

cay-mend

  • Yerinden kalkmayan, üşenen, tenbel. Rahatını bozmayan. (Farsça)

dehş

  • Tenbel olmak.

ejgan

  • (Ejgehân) : Tenbel, miskin, iş yapmaktan hoşlanmayan. (Farsça)

ejhan

  • Tenbel. (Farsça)

enbeste-dem

  • Miskin, uyuşuk kişi. Tenbel, gayretsiz kimse. (Farsça)

gerdun-sirişt

  • Mağrur, gururlu, kibirli kimse. (Farsça)
  • Zâlim, gaddar, kan dökücü. (Farsça)
  • Tenbel, uyuşuk. (Farsça)

hamiyyet

  • Dîni, milleti himâye etmekte, korumakta, şerefini savunmakta tenbellik etmeyip, bütün kuvveti ile gayret etmektir.

irtat

  • Tenbellik etme. Yerinden kımıldamama.

katuf

  • Tenbel.
  • Yavaş yürüyüşlü davar, yavaş olan hayvan.

kesil

  • (Çoğulu: Küsâlâ) Tenbel kimse.

ledis / ledîs

  • Tenbel kimse.

melem

  • Yaramaz tenbel kimse.

melis / melîs

  • Şişman ve tenbel olan kişi.

mirsal

  • (Çoğulu: Merâsil) Tenbel yürüyüşlü davar.
  • Küçük ok.

miskal

  • Devamlı tenbel olmak.

miskin

  • Uyuşuk, tenbel, hareketsiz. Zavallı.
  • Cüzzam hastası.
  • Fık: Kendi kendini idâre edemiyen, iktisabtan âciz, mal ve mülkü hiç olmayan kimse.

miskinane / miskinâne

  • Tenbelcesine, miskincesine. (Farsça)

muattal

  • Tatil edilmiş. Kullanılmaz olmuş. Battal edilmiş. Terkedilmiş.
  • İşsiz. Tenbel.

müseyyeb

  • (Seyb. den) Tenbel, uyuşuk, üşengeç.

mutazaccı'

  • Üşengeç, tenbel.

sedare

  • Sıcaklığın fazlalığından dolayı tenbelleşmek.

sedr

  • Tenbel olmak.
  • İrsal, gönderme.
  • Gözü hareket ettirmek.

sidr

  • Tenbel kimse.
  • Bir deniz adı.
  • (Tekili: Sidre) Arabistan kirazları.

tahaci'

  • Eğlenmek.
  • Tenbellik etmek.

tasavvuf

  • Ahlâk ve kalb ilmi. Kalbi kötü huylardan temizleyip, iyi huylarla doldurmak. Kalbde îmânın vicdânileşmesi, yâni Ehl-i sünnet îtikâdının kalbde sağlamlaşması ve şüphe getirici te'sirlerle sarsılmaması, nefs-i emmâreden doğan tenbelliklerin ve sıkıntıl arın giderilip, ibâdetlerde kolaylık ve lezzet hâ

tavsib

  • Tenbellik ve süstlük.

tavsim

  • Azalardan bir uzva zahmet vermek.
  • Kırmak.
  • Tenbellik.

tehevvük

  • Tenbel olmak.

tenbel-hane / tenbel-hâne

  • Memurları iş görmez olan dâire; fertleri tenbel olan ev. Tenbeller yuvası. (Farsça)

tenperverlik

  • Devamlı kendi canını ve rahatını düşünme, tenbellikten hoşlanma.

zaif

  • (Za'f. dan) Güçsüz, iktidarsız, kuvveti az, kuvvetsiz, tâkatsız. Kansız. Gevşek, tenbel.

zema'

  • Tenbel olmak.
  • Dehşetli olmak.
  • Acele etmek.
  • Yırtmak.
  • Alçak insan, kötü insan.

zeme

  • (Çoğulu: Zemmâm) Suyu az olan kuyu.
  • Tenbellik.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın