LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Teklik ifadesini içeren 32 kelime bulundu...

aft

  • Pelteklikten sözü zorlukla söylemek. Kekemelik.

alelinfirad

  • Teklikle, bir olarak.

çarşaf

  • Yatağın üstüne serilen veya yorgana kaplanan bez örtü.
  • Kadınların kullandığı baştan örtülen, pelerinli eteklikli sokak elbisesi. Kadınların örtünmesi farzdır. Bu maksatla çarşaf ucuz, pratik, hafif olması ve zengin fakir herkesin kolayca sağlıyabilmesi bakımından yaygın olarak kulanı

cinayet ve ictinadan himayet etmek

  • Kesilme ve mevyelerin toplanma teklikesine karşı korumak.

dameni / damenî

  • Eteklik. (Farsça)
  • Kadın başörtüsü. (Farsça)

diyanat / diyânât

  • Allahü teâlâ ile kul arasında olan işler, ibâdetler. Teklik şekli, diyânettir.

ebrar / ebrâr

  • İyi kimseler. Îmânlarında sâdık (doğru), Allahü teâlânın yasak kıldığı şeylerden sakınıp, emirlerine uyan, bozuk inanışlardan, kötü ahlâktan ve çirkin işlerden uzak duranlar. Teklik şekli berr'dir.

ehadiyyet / احديت

  • Teklik.

ferdaniyet / ferdâniyet

  • Yalnızlık, teklik. Ferdlik. Yektâlık.
  • Teklik, birlik, benzersizlik.
  • Birlik ve teklik.

ferdiyet

  • Birlik, teklik, eşsiz ve benzersiz oluş.
  • Teklik, birlik.

gutme

  • Pelteklik, kekemelik.

infirad

  • Teklik, benzersizlik.

ıtlak / ıtlâk

  • Kayıtsız, sınırsız, mutlak olma; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.

ıtlakat / ıtlâkât

  • Mutlak bırakmalar; işaret ettiği fertlerden teklik, çokluk gibi belli bir mânâ ile kayıtlamama, serbest bırakma.

lahlahaniye

  • Pelteklik, kekemelik.

lefef

  • Pelteklik, kekemelik.
  • Yorgunluk.
  • Besililik, semizlik.

lüknet

  • Pelteklik, dil tutukluğu, kekeleme.

lüknunet

  • Kekeleme, pelteklik, dildeki tutukluk.

lükunet

  • Dildeki tutukluk, pelteklik, kekeleme.

mutlak

  • Kayıtsız, sınırsız; teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylere bakılmaksızın kullanıldığı mânâya delâlet eden lâfız; kitap kelimesi gibi.
  • Kayıtsız, şartsız. Teklik, çokluk veya herhangi bir vasıf ile kayıtlı olmayan, delâlet ettiği (gösterdiği) fertlerden (şeylerden) her hangi birini ifâde eden lafız (söz).

mutlak kemal / mutlak kemâl

  • Genel mânâda kemâl, olgunluk; yani kemâl kelimesinin teklik, çokluk veya nitelik gibi şeylerine bakmaksızın konulduğu genel mânâsına, "mutlak kemâl" denir.

rütte

  • Pelteklik, kekemelik.

sıyga

  • Gr. kip fiillerde belirli bir zamanla konuşanın, dinleyenin ve konuşulanın teklik veya çokluk olarak belirtilmiş biçimi.

tamtame

  • Pelteklik, kekemelik, tutukluk.

tevahhud

  • Teklik, birlik.

tımtım

  • Kalın etli, cüsseli adam.
  • Dilinde pelteklik olan, kekeme.

ukde

  • Düğüm, bağ.
  • Karışık ve müşkil iş. Zorluk, zor iş. Vâlilik ve halifelik için akdolunan biat.
  • Ağaçlık yer.
  • Pelteklik, kekemelik.
  • Arzu edip de ulaşamadığından dolayı içe dert olan şey.

vahdet / وحدت

  • Birlik. Yalnızlık. Teklik. (Kesretin zıddıdır.)
  • Edb: İfade esnasında mevzuun haricine çıkılmaması, maksad ne ise yalnız ondan bahsedilmesi, sözün dallandırılıp budaklandırılmaması.
  • Tas: Allah'a yakınlık. Gönlünü, kalbini tamamen Allah ile meşgul etme hali.
  • Birlik, teklik.
  • Teklik. (Arapça)
  • Birlik, beraberlik. (Arapça)

vahdet-i kudret

  • Güç ve iktidardaki teklik.

vahidiyet / vâhidiyet

  • Birlik, teklik.

yegane-gi / yegâne-gî

  • Teklik, yegâne ve tek oluş. (Farsça)

yeganegi / yegânegî / یگانگى

  • Birlik, teklik. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın