LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Teh kelimesini içeren 42 kelime bulundu...

ahtar / ahtâr / اخطار

  • Tehlikeler. (Arapça)

alarm

  • Tehlike anında herkesi haberdar etmek için verilen işaret. (Fransızca)

badire / bâdire / بادره

  • Tehlikeli olay, felaket. (Arapça)

bens

  • Tehir etmek, geciktirmek.

bilatehlike / bilâtehlike / بلاتهلكه

  • Tehlikesizce. (Arapça)

bürsute

  • Tehlikeli yer.

dacnan

  • Tehame vilâyetinde bir dağ.

ecel-i kaza / ecel-i kazâ

  • Tehlikeye uğramak suretiyle gelen ecel.

garer

  • Tehlike, zarar. Sonu belli olmayan şüphe ihtimâli olan satış.

girdap

  • Tehlikeli yer veya durum.

hatar / خطر / خَطَرْ

  • Tehlike, uçurum.
  • Tehlike. Uçurum, Emniyetsizlik. Korku.
  • Tehlike.
  • Tehlike. (Arapça)
  • Tehlike.

hatarat / hatarât / خطرات

  • Tehlikeler. Akla gelen fikirler.
  • Tehlikeler. (Arapça)

hatargah / hatargâh

  • Tehlikeli yer, tehlikeli saha, tehlike yeri. (Farsça)

hatarlı

  • Tehlikeli.

hatarnak / hatarnâk / خطرناک

  • Tehlikeli. (Arapça - Farsça)

hatarsız

  • Tehlikesiz.

ifrit

  • Tehlikeli cin.

ihtimal-i tehlike

  • Tehlike ihtimali.

irat

  • Tehlikeye, vartaya düşürmek.

külae

  • Tehir etmek, sonraya bırakmak.

mahuf

  • Tehlikeli, korkulan.

matirat / matîrat

  • Tehlikeli yerler.

mehalik / mehâlik / مهالك

  • Tehlikeler, tehlikeli işler, helâk eden işler.
  • Tehlikeler.
  • Tehlikeli yerler. (Arapça)

mehleke / مهلكه

  • Tehlikeli yer.
  • Tehlikeli yer. (Arapça)

mühellil

  • Tehlil eden. "Lâ İlâhe İllâllah"ı devamlı tekrar eden.

müheyyic

  • Tehyic eden. Heyecan veren.

mütehevviren

  • Tehevvür ve öfke ile.

nesi'

  • Tehir etmek, ertelemek, geciktirmek.

pür-hatarkar / pür-hatarkâr

  • Tehlikelerle dolu, çok tehlikeli.

şiddet-i tehdit

  • Tehdidin şiddeti.

tahannüs

  • Tehir etmek, sonraya bırakmak.

taun / tâun

  • Tehlikeli ve bulaşıcı veba hastalığı.

tehdid-amiz / tehdid-âmiz

  • Tehditle karışık, tehdit eder surette. (Farsça)

tehdidane / tehdidâne

  • Tehdit ederek.
  • Tehdit ederek.

tehdidat / tehdidât

  • Tehditler.

tehdidkar / tehdidkâr

  • Tehdit edici.

tehdidkarane / tehdidkârâne / tehdîdkârâne / تهدیدكارانه

  • Tehdid edenlere yakışır şekilde. Tehdid edercesine. (Farsça)
  • Tehdit ederek. (Arapça - Farsça)

tehditkar / tehditkâr

  • Tehdit edici.

tehditkarane / tehditkârâne

  • Tehdit ederek.
  • Tehdit edercesine.

tevrit

  • Tehlikeye düşürme, vartaya düşürme.

varta / وَرْطَه

  • Tehlikeli durum, içinden çıkılması zor olan şey, bataklık.
  • Tehlike.

varta-i hayret

  • Tehlikeli, hayret uçurumu.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın