LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tasvir ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

bahariyye

  • Edb: Birini övmek için yazılan ve bahar tasviriyle başlayan kaside.
  • Tar : Yeniçeri ağasından itibaren padişah tarafından Yeniçeri kâtibiyle ocak ağalarına verilen baharlık.

hammamiyye

  • Edb: Divan Edebiyatında giriş kısmı hamam eğlencesi tasvirine tahsis olunan kaside.

hilye

  • Güzel sıfatlar, Peygamberimizi tasvir eden yazılar.

ıh

  • Deveyi çökertmek için kullanılır sestir.
  • Yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermeği tasvir eder.

istiare-i temsiliye

  • Temsilî istiare; istiarenin, teşbih unsurlarından "benzetilen" ögesi ile yapılan, benzeyenin teferruatlı olarak tasvir edildiği istiare çeşididir. Temsilî istiarede anlatılan kavram bütün manzumeye veya yazıya işlenmiştir.

kuvve-i mütehayyile

  • Hissolunan şeyin gıyabında resim ve tasvir kuvveti. Hayâl kuvveti.

levaih-i kur'aniye / levâih-i kur'âniye

  • Kur'ân'ın gerçekleri gösteren mânâları ve tasvirleri.

mağlata-i vehmiye / mağlâta-i vehmiye

  • Vehmin yanlışı doğru göstermesi, olmayan bir şeyi varmış gibi tasvir etmesi.

münşi

  • (Neş'et. den) İnşâ eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan.
  • Edb: Maksadı kâğıt üzerinde tasvir ve tesvid eden. İyi nesir yazı yazan, kâtib.

musavver / مصور

  • Zihnen düşünülen. Tasavvur olunan. Tasvirli.
  • Tasvir olunmuş, görünür hâle gelmiş.
  • Resimli. (Arapça)
  • Tasvir edilmiş. (Arapça)

musavvir

  • Tasvir eden. Şekil ve suret çizen. Her şeye güzel şekil ve suretler veren Allah (C.C.)

musavvire

  • Tasvir edilmiş. Suretlenmiş. Şekli çizilmiş.
  • Kuvve-i hayâliye.

mutasavver

  • Tasavvur edilmiş. İlerde yapılması düşünülmüş.
  • Tasvir edilen. Hatırdan geçen.
  • Kabil, akıl kabul eder, akıl alır.

nigariş / nigâriş

  • Resim yapma. Tasvir yapma. (Farsça)

şedd

  • Sıkı bağlama, sıkı bağlanma, sıkma.
  • Tasvir.

senn

  • Zırh çıkarmak.
  • Halinden döndürmek.
  • Koymak.
  • Keskinleştirmek.
  • Tasvir etmek.
  • Dökmek.

sıfat-ı fiiliye / sıfât-ı fiiliye

  • Cenab-ı Hakk'a (C.C.) mahsus fiilî sıfatlar. (İhyâ, icad, in'âm, tasvir, tezyin, terzik... gibi)

sur-name

  • (Suriye) Edb: Düğün, ziyafet, şenlik gibi halleri tasvir için yazılan yazılar. (Farsça)

suret / sûret

  • (Çoğulu: Sur - Suver) Biçim, görünüş.
  • Kılık. Tarz.
  • Yol. Gidiş. Hal.
  • Tasvir. Dıştan görünen şekil.
  • Çare.
  • Tasvir, resim.
  • Kopya, nüsha.
  • Dıştan görünen şekil, dış görünüş.

suretbend

  • Tasvir yapan. Resimci. (Farsça)

tasavir

  • (Tekili: Tasvir) Tasvirler, resimler.

tasvir-i bimisali / tasvir-i bîmisali

  • Eşsiz, emsalsiz tasvir, anlatım.

tasvir-i hakikat

  • Hakikatın tasviri, gerçeğin resmedilmesi.

tasvir-i müddea / tasvir-i müddeâ

  • İddia edilen şeyin delilsiz tasviri, san'atlı bir biçimde anlatımı.

tasvirat / tasvirât

  • (Tekili: Tasvir) Tasvirler.
  • Tasvirler, anlatımlar.
  • Tasvirler.

tasviri / tasvirî

  • Tasvire dair, tasvirle ilgili.

tasvirkar / tasvirkâr / تصویركار

  • Tasvir edici, tasvir eden. (Arapça - Farsça)

tavsif-i bi'l-fezail / tavsif-i bi'l-fezâil

  • Faziletlerini, iyiliklerini tasvir ederek anlatma.

temasil

  • Timsaller. Suretler. Resimler. Putlar. Semboller. Tasvirler.

terceman

  • (Tercüman) Terceme eden. Bir dilden başka bir dile çeviren.
  • Birisinin veya bir şeyin maksadını anlatmaya, bir şeyi tasvir ve ifadeye vasıta olan.

tesavir / tesâvir / tesâvîr / تصاویر

  • (Tekili: Tasvir) Tasvirler.
  • Tasvirler.
  • Tasvirler, resimler. Heykeller.
  • Resimler, tasvirler. (Arapça)

tesavir-i mütedahile / tesâvir-i mütedahile

  • İç içe geçmiş tasvirler, resimler.

timsal

  • Resim, suret, sembol, nümune. Tasvir. Bir şeyi başka bir şeye benzetmek. Heykel.

vahy-i zımni / vahy-i zımnî

  • Mücmel ve hulâsası vahye ve ilhama istinad eden; tasvirât ve tafsilatı Resul-ü Ekrem'e (A.S.M.) âit olan vahiydir.