LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tak kelimesini içeren 105 kelime bulundu...

akıbetü'l-müttakin / âkıbetü'l-müttakîn

  • Takva sahiplerinin sonu.

ala kadri't-taka / alâ kadri't-tâka

  • Takatin yettiği kadar, güç yettiği kadar.

arakçin / arakçîn / عرقچين

  • Takke kavuk altı takkesi. (Arapça - Farsça)

azimet / azîmet

  • Takvâ ile günahlardan şiddetle kaçınma.

bimecal / bîmecâl / بى مجال

  • Takatsiz, dermansız. (Farsça - Arapça)

bittakdir

  • Takdir ederek.
  • Takdirle.

bölük

  • Takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur meydana getiren askerî birlik.

daire-i takva / daire-i takvâ

  • Takvâ dairesi; Allah'tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyma dünyası.

derecat-ı takdir / derecât-ı takdir

  • Takdir, övgü dereceleri.

ehl-i takib

  • Takip edenler, peşinden gidenler.

ehl-i takva / ehl-i takvâ

  • Takvâ sahipleri; Allah'tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyan kimseler.

esas-ı takva / esas-ı takvâ

  • Takvânın esası, temeli.

filo

  • Takım, grup.

hakikat-i meslek

  • Takip edilen bir yöntemin gerçek yönü.

hariz / harîz

  • Tâkatsiz kimse, güçsüz ve kuvvetsiz insan.

havsala-suz

  • Takati kaldıran, tahammülü mahveden. (Farsça)

hayran

  • Takdirkârlığından dolayı şaşa kalmış. Çok takdir etmiş. Çok beğenmiş.

hiss-i taklidi / hiss-i taklidî

  • Taklit hissi, duygusu.

hülasa-i mezhep / hülâsa-i mezhep

  • Takip edilen metodun özeti.

ırk-ı taklit

  • Taklit damarı; taklitçilik.

kabil-i taklit

  • Taklidi mümkün.

kaddese

  • Takdis etti, takdis eder, takdis etsin, mutlu olsun (gibi mânada en mübarek bir şeyin kudsiliğini, kusur ve noksanlıktan uzaklığını, müberra olduğunu bildirir fiil.)

kalanis / kalânis

  • Takkeler, külâhlar.

kalanisi / kalânisî

  • Takkeci.

kalensüve

  • Takke ve her çeşit başlık.

kallas

  • Takke dikici, takke diken.

kelimat-ı takdiriyye

  • Takdir edici sözler.

lam-ut-takviye / lâm-ut-takviye

  • Takviye lam'ı. Bu harf Arabçada ve yerine ve mânâsına da kullanılır.

libas-ı takva

  • Takva elbisesi. Sâlih ameller.

mahlas / مخلص

  • Takma ad. (Arapça)

makdurat / makdûrat

  • Takdir edilenler, kudret eserleri.

makule

  • Takım, çeşit. Kategori.

malayutak

  • Tâkat getirilmez, güç yetmez, dayanılmaz.

mazhar-ı takdir

  • Takdire lâyık olan.

mecal / mecâl

  • Tâkat.

muakkib / معقب

  • Takip eden, izleyen. (Arapça)

muakkibin / muakkibîn

  • Tâkipçiler, arkasından koşanlar, ardından gelenler.

muhakat / muhâkât

  • Taklit etme.

mukaddir

  • Takdir eden. Bütün mahlukatın ve her şeyin esaslarını tanzim ve takdir edip sıralayan. Allah (C.C.). Bir şeyin kıymetini biçen, takdir eden. Beğenen.

mukaddirane / mukaddirâne

  • Takdir edercesine, kıymetini bilircesine, kıymetine göre sıralarcasına. Mukaddire yakışır hâlde. (Farsça)

mukallid / مقلد

  • Taklitçi, taklid eden, başkasına özenerek onun gibi olmaya çalışan.
  • Taklitçi.
  • Taklitçi. (Arapça)

mukallit

  • Taklitçi.

mukarrib

  • Takrib eden. Yaklaştıran.

mukassatan

  • Taksitli olarak, taksitle.

mukavvi / mukavvî

  • Takviye eden. Kuvvetlendiren. Kuvvet veren. Takviye eden ilâç.

münavele

  • Takdim, bir şeyi el ile öne uzatmak. Sunmak, arzetmek.

müstavsıla

  • Takma saç kullanan kadın.

müstear

  • Takma ad, iğreti olarak duruş.
  • Takma.

müteakib / müteâkib

  • Takip eden, izleyen.

mütehazzib

  • Takım takım, küme küme toplanan.

müttaki / müttakî

  • Takva ehli, Allah'tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyan.

mütteki / müttekî

  • Takvâ sâhibi. Allahü teâlâdan korkup, haramlardan, dinde yasak edilen şeylerden sakınan.

müvezza'

  • Taksim olunmuş, paylaşılmış.

naki / nâki

  • Takva sahibi, günahtan arınmış.

nam-ı müstear

  • Takma isim.

nazar-ı takdir ve hürmet

  • Takdir ve hürmet bakışı.

perendebaz / perendebâz

  • Takla atan kimse. Cambaz. (Farsça)

ruzname / rûznâme / رُوزْنَامَه

  • Takvîm, gündem.

sa'niye

  • Takkenin tepesi.

şaibe-i taklit

  • Taklit kusuru.

şayan-ı takdir / şâyân-ı takdir

  • Takdire, övgüye lâyık.

şayan-ı takdir ve hayret / şâyân-ı takdir ve hayret

  • Takdir ve hayret etmeye değer.

şayan-ı takdir ve tebrik / şâyân-ı takdir ve tebrik

  • Takdire ve tebrike değer.

serzeniş

  • Takaza, tekdir. Başa kakma, çıkışma, azarlama. (Farsça)

şevk-i taklid

  • Taklit etme şevki, isteği.

şevk-i taklit

  • Taklit arzusu.

ta'kib / ta'kîb / تعقيب

  • Takip, ardına düşme. (Arapça)

ta'kiben / ta'kîben / تعقيبا

  • Takip ederek, takip suretiyle.
  • Takip ederek, ardına düşerek. (Arapça)

tahminen

  • Takriben, aşağı yukarı.

takallüd

  • Takınma; kılıç (gibi keskin olan delil silahını) kuşanma.

takatfersa / tâkatfersâ / طاقت فرسا

  • Takat tüketici, dayanılmaz. (Arapça - Farsça)

takatgüdaz / tâkatgüdaz

  • Tâkati kaldıran, gücü kuvveti eriten, mahveden. (Farsça)

takatşiken / tâkatşiken

  • Tâkati tüketen. (Farsça)

takavim / takâvim / تقاویم

  • Takvimler. (Arapça)

takdimat / takdimât

  • Takdim edilenler. Büyüklere verilen şeyler.

takdimen

  • Takdim ederek, öne geçirerek.

takdirat / takdirât

  • Takdirler, övgüler.
  • Takdirler.

takdire şayan / takdire şâyan

  • Takdire lâyık.

takdiren / takdîren / تقدیرا

  • Takdir ederek. (Arapça)

takdirkar / takdirkâr

  • Takdir eden, beğeniyi ifade eden.
  • Takdir eden.

takdirkarane / takdirkârâne

  • Takdir edercesine.
  • Takdir edercesine.

takdisat / takdisât

  • Takdisler.

takdiskar / takdiskâr

  • Takdisci.
  • Takdis eden, mukaddes ve kusurlardan uzak olduğunu ifade eden.

takibat / tâkibât

  • Takipler, izlemeler.

takiben / تعقيبا

  • Takip ederek.
  • Takip ederek, izleyerek. (Arapça)

takıyye / tâkıyye / طاقيه

  • Takke.
  • Takke. (Arapça)

takıyye-duz / tâkıyye-duz

  • Takkeci, takke diken. (Farsça)

takliden

  • Taklit ederek.
  • Taklid ederek, benzeterek.
  • Taklit ederek.

taklidgah / taklidgâh

  • Taklid yeri. (Farsça)

taklidi / taklidî

  • Taklide dayalı.

taklidiyet

  • Taklitçilik.

taklidkarane / taklidkârane

  • Taklit ederek.

taklitgah / taklitgâh

  • Taklit yeri.

taklitkarane / taklitkârâne

  • Taklit ederek.

taksimat / taksimât

  • Taksimler. Bölmeler. Cüz cüz ayırmalar.

takva ehli / takvâ ehli

  • Takvâ sâhibi. Allahü teâlâdan korkarak haramlardan sakınanlar.

takvadarane / takvâdârâne

  • Takvaya düşkün kimse olarak.

tavk

  • Takat, güç.

tekavim / tekâvîm / تقاویم

  • Takvimler.
  • Takvimler. (Arapça)

temehhül

  • Takdim etmek. Hayırda takaddüm etmek. İşinde acele etmemek. Teenni.

tuka

  • Takva. Allah'tan korkmak. Havfullah.

turbuş

  • Takke, külah. Başa giyilen örtü. Fes.

velvele-i takdir ve istihsan

  • Takdirleri ve güzellikleri pek çok dille bir arada haykıran sesler.

vera'

  • Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.

zahid / zâhid

  • Takvâ sahibi olan; nefsî isteklerden uzak kalan.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın