LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Tab kelimesini içeren 119 kelime bulundu...

anasır-ı tabayi / anâsır-ı tabâyi

  • Tabiattaki unsurlar; dağ, taş, deniz vs. gibi.

asar-ı matbua / âsâr-ı matbua

  • Tabedilmiş basılmış olan eserler.

aşk-ı tabiat

  • Tabiat aşkı.

bittab / bittâb

  • Tabiatıyla.

bittabi / bittabî

  • Tabiî ki, elbette.
  • Tabiatıyle.

bizişk

  • Tabib, hekim, doktor. (Farsça)

cinaze / cinâze / جنازه

  • Tabut. İçine cenaze konulan sandık.
  • Tabut. (Arapça)

dibagat

  • Tabaklama. Deriyi kullanılır ve temiz hale koyma işi.

dirak

  • Tâbi olmaklık, itaat etmeklik.

esbab-ı basita-i camide-i tabiiye / esbab-ı basîta-i câmide-i tabiiye

  • Tabiata ait câmit, basit sebepler.

esbab-ı tabii / esbab-ı tabiî

  • Tabiî, doğal sebepler.

esbab-ı tabiiye / esbab-ı tabîiye / esbâb-ı tabîiye / اَسْبَابِ طَب۪يعِيَه

  • Tabiattaki sebepler.
  • Tabiattaki sebebler.

etba / etbâ / اتباع

  • Tabi olanlar, uyanlar.
  • Tâbî olanlar, bağlılar.
  • Tabi olanlar.

etba'

  • Tâbi olanlar, bağlı olanlar, emri altında bulunanlar.

etıbba / etıbbâ

  • Tabipler, doktorlar.
  • Tabipler, doktorlar.

etibba / etibbâ

  • Tabibler, tıb ilmini bilenler, doktorlar.
  • Tabibler, doktorlar.

felsefe-i tabiiye / felsefe-i tabîiye / فَلْسَفَۀِ طَب۪يعِيَه

  • Tabiatı yaratıcı zanneden felsefe.

fenn-i hikmet-ül eşya

  • Tabiat bilgisi. Eşyadaki intizam, mükemmellik ve insanlara olan faydaları ve onlardan faydalanmak hakkında bilgi veren ilim kolu.

fenn-i tıb

  • Tabiblik, doktorluk. Maddi hastalıklara ilâç ve şifa bulmağa çalışan ilim.

fevka't-tabia

  • Tabiatüstü.

fikr-i tabiat

  • Tabiat fikri.

fünun-ı tabiiyye / fünûn-ı tabiiyye

  • Tabiat ilminin çeşitleri.

fünun-u tabiiye

  • Tabiatın dış görünüşüyle ilgilenen ilim dalları.

gön

  • Tabaklanmış deri, her çeşit meşin, sahtiyan vesaire.

haşibe

  • Tabiat, mizaç, huy.

haslet / خصلت

  • Tabiat, huy, yaratılış.
  • Tabiat, yaratılıştan gelen huy. (Arapça)

hekim

  • Tabib, doktor.

hikmet-i tabiiye

  • Tabiatı konu alan fen ilmi.

huşunet-i tab'

  • Tabiat ve huy kabalığı.

ibtitar

  • Tâbi olma, uyma, ittiba etme.

ıktıda

  • Tâbi olma. Uyma.

iktida / iktidâ

  • Tâbi olmak, uymak. Taklid etmek.

ilm-i mevalid

  • Tabiat, eşya ilmi. Hayvanat, nebatât ve maddelerine ait ilim.

istitba'

  • Tâbi olmayı istemek. Peşinden sürüklemek.

itba / itbâ / اتباع

  • Tabi kılma. (Arapça)

ittiba / ittibâ / اتباع

  • Tâbi olma, uyma, ardısıra gitme.
  • Tabi olma, uyma.
  • Tâbi olma, bağlanma, uyma.
  • Tabi olma, uyma.
  • Tâbi olma.

ittiba eden / ittibâ eden

  • Tabi olan, uyan.

ittiba etme / ittibâ etme

  • Tâbi olma, bağlanma.

ittiba etmek / ittibâ etmek

  • Tabi olmak, uymak.

ittiba eyleme / ittibâ eyleme

  • Tâbi olma, bağlanma.

ittiba'

  • Tabi' olma. Arkasından gitme. İtaat etme. Tebaiyyet ve imtisal etme.

ittibaan

  • Tabi olarak, uyarak, yolundan giderek.

ittibaen / ittibâen

  • Tâbi olarak, ittiba ederek, uyarak.
  • Tabi olarak, uyarak.

kāide / قَاعِدَه

  • Taban.

kaide-i tabiiye / kaide-i tabiîye

  • Tabiî kural, prensip.

kanun

  • Tabiat olaylarının bağlı olduğu değişmez kaide.

kanun-u tabii / kanun-u tabiî

  • Tabiat kanunu.

kanun-u tabiiye

  • Tabiî kanun; kâinatta ve sosyal hayatta doğal olarak yürürlükte olan kanun.

kesret-i etba'

  • Tâbi olanların çokluğu. Tarafdarların kesretli oluşu.

kiyan

  • Tabiat.

komprime

  • Tablet; bir konuyla ilgili olarak kalıplaşmış bilgi.

küs'

  • Tâbi olmak, ittiba etmek, uymak.

levha

  • Tablo.

maba'd e't-tabiiye / mâba'd e't-tabiiye

  • Tabiat ötesi, metafizik.

matba'

  • Tab olunmuş, yapılmış.

matbu / matbû

  • Tâbedilmiş, basılmış.

matbu'

  • Tab' olunmuş. basılmış, kitap veya gazete haline gelmiş. Basılıp matbaadan çıkmış olan.

matbuat

  • Tab' edilmiş neşriyat. Basılmış şeyler. (Kitap ve gazeteler gibi)

me'mum

  • Tâbi olan, uyan.

mecra-yı tabii / mecrâ-yı tabiî

  • Tabii yol, doğal akım kanalı.

medhun

  • Tabaklanmış deri. (Farsça)

meniş

  • Tabiat, huy, mizac. (Farsça)

metbu / metbû

  • Tabi olunan, uyulan.

metbu' / metbû' / مَتْبُوعْ

  • Tâbi' olunan.

miktebe

  • Tabak üstüne örttükleri nesne.

müdebbag

  • Tabaklanmış, dibâgat olunmuş.

muktedi / muktedî

  • Tâbi olan, uyan. İmama uyan.

mürsel hadis

  • Tabiînin, sahabeyi atlayarak rivayet ettiği hadis, yani sahabeden değil tabiînden gelen hadis.

mustaf

  • Tabur veya saf hâlinde dizilmiş.

mutabaat / mutâbaat

  • Tabi olma, uyma.

mütabaat / mütâbaat

  • Tâbi olmak, uymak.

mütabaat etmek / mütâbaat etmek

  • Tâbi olmak.

mütabe'at / mütâbe'at

  • Tâbi olmak, uymak.

mütabi'

  • Tâbi olan, uyan.

müttebi

  • Tabi olan, uyan.

nakba

  • Tabanı aşınmış deve.

naş / nâş

  • Tabuttaki ölü.

nümüvv-ü tabii / nümüvv-ü tabiî

  • Tabiî ve normal bir süreçte meydana gelen gelişme.

perde-i cumud-u tabiat / perde-i cumûd-u tabiat

  • Tabiatın donuk ve cansız perdesi.
  • Tabiatın donuk, cansız perdesi.

revolver

  • Tabanca, küçük silah.

rovelver

  • Tabanca.

semere-i ittiba / semere-i ittibâ

  • Tâbi olmanın meyvesi.

serdi-i tabiat / serdî-i tabiat

  • Tabiat ve huy sertliği.

sihr

  • Tabiat kuvvetleri, fizik, kimyâ ve biyoloji kânunları dışında gizli sebebler kullanarak, garip şeyleri yapmayı sağlayan iş, büyü.

tabak / طبق

  • Tabak. (Arapça)

tabakat / tabakât

  • Tabakalar. Katlar. Gruplar. Dereceler.
  • Tabakalar, dereceler.
  • Tabakalar.

tabayi

  • Tabiatlar, temel özellikler.

tabayi' / tabâyi' / طبایع

  • Tabiatler, huylar. (Arapça)

tabi' / tâbi' / طَابِعْ

  • Tab' eden, basan.

tabiat tağutları / tabiat tâğutları

  • Tabiat putları; insanları Allah'a karşı isyana sevk eden tabiattaki her şey.

tabiat tağutu / tabiat tâğutu

  • Tabiat putu.

tabiatı taklid

  • Tabiatta cari olan kanunları kelâmda da kendine göre tatbik etme.

tabiatperest / طَبِيعَتْپَرَسْتْ

  • Tabiata tapan.
  • Tabiatı yaratıcı zanneden kimse.
  • Tabiatı yaratıcı zanneden.

tabii / tabiî

  • Tabiat icabı olan. Tabiatla alâkalı. Normal. Kendiliğinden.
  • Tabiatla ilgili, kendiliğinden.

tabii felsefe / tabiî felsefe

  • Tabiatçı, materyalist felsefe; herşeyin tabiatın tesiriyle olduğunu savunan felsefî görüş.

tabiiyun

  • Tabiatı yaratıcı olarak kabul edenler, materyalistler.

tabiiyunluk

  • Tabiatçılık, her şeyin tabiatın tesiriyle var olduğunu iddia etme.

tabiiyyet

  • Tabi'lik. Tâbi olma. Bir kimseye mensub bulunma. Bir devletin teb'asından olma.

tabiiyyun / tabiiyyûn

  • Tabiatçılar. Naturalistler. "Her şeyi tabiat yapıyor" diyen, maddeye dalmış, Allah'tan (C.C.) mânen uzaklaşmış kişiler.
  • Tabiatçılar, herşeyi tabiatın yaptığını, yarattığını idda edenler.
  • Tabiatçılar, herşeyin tabiatın tesiriyle olduğunu savunanlar.

tabiiyyunluk

  • Tabiatçılık, materyalistlik.

tabirat / tâbirat / tâbirât

  • Tabirler, ifadeler.
  • Tabirler.

tabur-misal

  • Tabur gibi.

taburmisal / taburmisâl

  • Tabur gibi.
  • Tabur gibi.

tabut / tâbut / تابوت

  • Tabut. (Arapça)

tabutiyet / tâbutiyet

  • Tabut olma özelliği.
  • Tabut gibi olma hâli.

tarih-i tabii / tarih-i tabiî

  • Tabii bir tarih; yaratılış, oluş tarihi.

tarik-ı tabii / tarik-ı tabiî

  • Tabiî yol ve yöntem.

teba'

  • Tabi olma. Uyma.

tebaa

  • Tâbi olanlar. Birisinin veya bir devletin emri altında olanlar.

tebaiyet

  • Tabi olma, uyma.

tebaiyyeten

  • Tâbi olarak. Uyarak.

tebayi

  • Tabiatlar, mizaçlar, huy ve karakterler.

tebe

  • Tabi olanlar, uyanlar.

tebe-i tabiin / tebe-i tabiîn / tebe-i tâbiîn

  • Tabiînden olan birisinden (yâni ikinci derecede olarak) hadis nakletmiş olan. Veya Tabiîn olanlardan ders almış, onlara uymuş müslümanlar.
  • Tabiinleri görmüş veya onlardan ders almış Müslümanlar.

tebean

  • Tâbi olarak. Uyarak.
  • Tabi olarak, uyarak, bağlı olarak.

tebeiyet / تَبَعِيَتْ

  • Tâbi' olma.

tevabi / tevâbi

  • Tabi olanlar, bağlı olanlar, uyanlar.

tilv

  • Tâbi.

ulum-u tabiiye / ulûm-u tabiiye

  • Tabiî bilimler, fen ilimleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın