LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te TEL kelimesini içeren 39 kelime bulundu...

belinograf

  • Telefon hatlarıyla fotoğraf, şekil ve yazıyı uzak mesafeye nakleden cihaz. (Fransızca)

bobin

  • Tel veya iplik sarılmaya mahsus silindir şeklinde makara. (Fransızca)

daa

  • Telef etmek, ziyan etmek.

dağdağa / دغدغه

  • Telaş, gürültü patırtı. (Arapça)

dellak / dellâk / دلاک

  • Tellak. (Arapça)

eser-i telkin

  • Telkinlerin ortaya çıkardığı sonuç.

evtar

  • Teller.

gümşüde

  • Telef olmuş, zâyi olmuş, kaybolmuş. (Farsça)

hayti / haytî

  • Tel şeklinde olan.

ilkaat / ilkaât

  • Telkinler, söz göndermeler.

ipnotizma

  • Telkinle uyutma.

itlaf / itlâf / اِتْلَافْ

  • Telef etmek, ziyan etmek.
  • Telef etme.

itlaf etmek / itlâf etmek

  • Telef etmek, öldürmek.

kablo

  • Telgraf, telefon hatlarında veya elektrik akımı iletmede kullanılan izole edilmiş tellerin bütünü. (Fransızca)

lahin

  • Telâffuz esnasında hususan Kur'ân okurken yanlışlık yapan.

mafat / mâfât

  • Telef olan, yiten.

manyetizma

  • Telkin ve hipnoz yolu ile birini tesir altına alma.

memdudi / memdudî

  • Tel çeken.

mubemu

  • Tel tel, kıl kıl. Birer birer. İnceden inceye, çok dikkatle. (Farsça)

mucib-i telaş / mucib-i telâş

  • Telâşı gerektiren.

müellefat / مؤلفات

  • Telif edilmiş yapıtlar. (Arapça)

muhabere memuru

  • Telgrafçı.

mülakane

  • Telkin etmek.

müleffık

  • Telfik yapan. Belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, dört mezhebin hükümlerinden kolayına geleni yapıp karıştıran.

mülekkın

  • Telkin eden. Bilgi vermeğe çalışan.

mütelafi

  • Telafi eden. Kaybettiği bir şeye mukabil başka bir şey kazanan.

mütelakki

  • Telakki ve kabul eden, ...nazarıyla bakan.

mütelaşi / mütelâşî

  • Telaş eden. Izdırab ile karışık acele eden. Telaşlı.
  • Telaşlı.

rişte

  • Tel, iplik, hayt. (Farsça)

tar tar

  • Tel tel. İplik iplik.

telaşe / telâşe

  • Telaş, endişe, kaygı.

telbisat / telbisât

  • Telbisler. Hileler, oyunlar.

têlifat / têlifât

  • Telifler.

telkif

  • Telkin etmek.

telkinat / telkinât

  • Telkinler.

telkini / telkînî / تلقينى

  • Telkine dayalı. (Arapça)

telmihan / telmîhan

  • Telmih sûretiyle, imalı olarak.

telmihen

  • Telmihle.
  • Telmih yoluyla, imâlı olarak.
  • Telmih suretiyle. Telmih için. İmâlı olarak.

telvihat / telvihât

  • Telvihler. Kinaye halindeki işaretler.
  • Telvihler, kinayeli söyleyişler.