LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Surur ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

anak

  • En zarif, en yakışıklı, en güzel.
  • Çok ferah, çok sürurlu.

ayheka

  • Neşat, sevinç, neşe, sürur.
  • Bir kuş adı.

bersak

  • Sevinmek, sürur ve ferah.

bıtna

  • Malın, paranın ve servetin ziyadeliğinden doğan sürur, sevinç.
  • Mide dolgunluğu.

dem'

  • Göz yaşı. Sürurdan veya keder sebebiyle ağlama neticesi gelen göz yaşı.

ehbar

  • (Tekili: Habr) Âlimler. Yahudi âlimleri.
  • Sürurlu anlar.

enak

  • Ferahlı, sürurlu, neş'eli, sevinçli.

enuşa

  • Mecusi mezhebi. (Farsça)
  • Sevinç, sürur, neş'e. (Farsça)
  • Adalet, âdillik, doğruluk, hakdan ayrılmamaklık. (Farsça)

eren

  • Sevinmek, sürur.

ferhat

  • Rahatlık. Sevinç. Meserret. Sürur.

feşak

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

feth

  • Açma, başlama.
  • Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret.
  • Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak. Bu iki suretle olur. Biri, basâr ile idrâk olunur. Gam ve kederi gidermek gibi. İkinci de: İki nevi olup birincisi; dünya işlerinde olur. Sürur vermekle g

habr

  • (Çoğulu: Ehbâr) Alim ve sâlih kimse. Bilgili. Ehl-i ilim.
  • Ferahlık.
  • Nimet, vüs'at.
  • Refah, sürur.
  • Tıb: Dişlerin beyazına ârız olan sarılık.

hazz

  • Sevinç duyma. Hoşlanma. Zevklenme. Saadet. Tali'. Nasib. Nimet ve süruru mucib şey.

hebs

  • Şâdlık, sürür, neşe, neşat.
  • Döşemek.

hibab

  • Neşat, sevinç, sürur.

hibr

  • (Çoğulu: Ahbâr - Hubur) Yahudi âlimi.
  • Salih âlim.
  • Sürur.
  • Ni'met.
  • Mürekkeb.
  • Eser, nişâne.

hizze

  • Sürur, sevinç, neşe, neşat.

hubur

  • Sevinç, sürur, gönül ferahlığı. Şadüman olmak.
  • Âlimler.

hurremi / hurremî

  • Mesruriyet, sevinç, sürurlu ve sevinçli olma. (Farsça)

ibhac

  • Sevindirme, sürur ve sevinç verme.

igtibat

  • Refahlı, sürurlu ve zengin olmayı temenni etmek.

inşat

  • Ferahlandırma. Neş'elendirme. Sürurlandırma.

istitrab

  • Sevinmeyi, süruru istemek.

istitrabi / istitrabî

  • Sürur ve sevinmeyi istemeğe dâir.

kabz u bast

  • Ruhen sıkıntı. Daralma ve genişleme. Sıkıntı ve ferahlık.
  • Birini diğeri üzerine tercih etme.
  • Münkabız bir adama ferahlık ve sürurluluk vermek, sevindirmek.
  • Beyan ve ifâde etmek.
  • Uzun uzun ve etraflıca anlatmak.

katv

  • Sürur ve neşeyle ağır ağır yürümek.
  • Adımını biribirine yakın atmak.

keyf

  • Afiyet, sağlık, sıhhat.
  • Memnunluk, hoşlanma.
  • Neş'e, sevinç, sürur.
  • Mizaç, tabiat.
  • İstek, taleb, arzu, heves.
  • Gönül açıklığı.

menşat

  • (Çoğulu: Menâşıt) Neşat, sürur, neşe.

merehan

  • Sevinç, ferah, sürur.
  • Zayıf olma.
  • Fâsid olmak.
  • Kurumak.

mesarr

  • (Tekili: Meserret) Sevinçler, meserretler. Sürurlar. Zevkler.
  • Sürurlu, sevinçli.

meserrat

  • (Tekili: Meserret) Meserretler, sevinçler, sürurlar.

meserret

  • Sevinç. şenlik. Sürur.

meserretaver / meserretâver

  • Sevinç ve meserret getiren. Sürurlandıran. Sevindiren. Sevindirici. (Farsça)

meserretefza / meserretefzâ

  • Meserret. Sevinç ve süruru arttıran. (Farsça)

mesrur / mesrûr

  • Sevinçli. Sürurlu. Meserretli. Merâmına ermiş.
  • Sevinçli, sürurlu.

mesruriyet

  • Sevinçlik. Sürur içinde oluş. Dileğine ermiş olanın hâli.

mez'uk

  • Mesrur, neşeli, sürurlu.
  • Tuzlu.

mirah

  • Sürur, neşat, sevinç.

mizad

  • Sürur, sevinç, neşe.

mübhic

  • Ferah ve sürur veren. Sevindiren.

münacat

  • Allah'a yalvarmak. Duâ. Allah'tan necat için dua.
  • Yalvarmak için yazılan duâ veya manzume.
  • Sürurlaşmak, neşelenmek.

müsarre

  • Sürurlaşmak, sevindirmek.

neşat

  • Sevin. Şen şâd ve hoşdil olmak. Sürur, keyf.
  • Bir iş işlemek. Çalışmak.

neşat-aver / neşat-âver

  • Sevinç ve sürur getiren. (Farsça)

nu'm

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

revah

  • Öğleden akşama kadar olan vakit.
  • Bir şeyin tahsilinden dolayı gelen sürur ve şâdlık, neş'e.

sarr

  • Sevindiren, sürura sebeb olan.

şehr-i ayin / şehr-i âyin

  • (Şehrâyin) Şenlik. Büyük hâkimiyet ve kuvvete ait sürur, sevinç, donanma. (İslâmda ilk şehr-i âyin Hz. Peygamber Efendimiz hicret sureti ile Medine'ye vâsıl olunca yapıldı.) (Farsça)

sirar

  • (Çoğulu: Esirre) Sürur, sevinç.
  • Sırayla konuşmak.
  • Ay sonu.

sürur-u ruh

  • Ruhun süruru, sevinci.

tahkirane

  • Küçük düşürürek, alçaltarak.

tes'id

  • Tebrik etme, saadetlendirme.
  • Sevinç ve sürur ile bayram yapma.

tesakutan / tesâkutan

  • Her biri diğerinin hükmünü düşürür, birbirini yok eder olarak.

tesrir

  • (Çoğulu: Tesrirât) (Sürur. dan) Sevindirme.

tezyifkarane / tezyifkârâne

  • Küçük düşürürcesine.

velime

  • Sevinç ve sürur günleri verilen ziyafet. Düğün ziyafeti.
  • Düğün, evlenme.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR