LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sur kelimesini içeren 197 kelime bulundu...

adevan / adevân

  • Sür'atle koşmak.

aks-i misal / aks-i misâl / عَكْسِ مِثَالْ

  • Sûretin yansıması.

alam-ı ebediye / âlâm-ı ebediye

  • Sürekli acılar, sonsuza kadar sürecek elemler.

aleddevam / على الدوام

  • Sürekli. (Arapça)

alelistimrar / alelistimrâr / على الاستمرار

  • Sürekli, aralıksız. (Arapça)

alem-i bakiye / âlem-i bâkiye

  • Sürekli ve kalıcı dünya.

alem-i suver / âlem-i suver

  • Sûretler âlemi, görüntüler dünyası.

amin-i daimi / âmin-i daimî

  • Sürekli tekrarlanan "Allahım kabul eyle!" duası.

ateş-hiram / ateş-hirâm

  • Süratle yürüyen, hızlı yürüyen. (Farsça)

bahira / bahîra

  • Süryâni rahiblerindendir. Zamanın ilim ve fenlerine vâkıf ve bilhassa hey'et ve nücumda ihtisas sahibiydi. Bu sebepten rahiblerin câhilleri kendisinden hoşlanmazlardı. Hazret-i İsâ'nın ulûhiyetini ve Hz. Meryem'in ümmullah olduğunu inkâr ve ilân ettiğinden, bulunduğu manastırın reisi tarafından kovu

baire

  • Sürülmemiş, ekilmemiş, sert toprak.

baki / bâkî

  • Sürekli, kalıcı.

baki kalma / bâki kalma

  • Sürekli var olma.

basit kesir

  • Sûreti (payı), mahrecinden (paydasından) küçük kesir. 2/5 gibi.

bayir

  • Sürülmemiş, açılmamış, sert, ham toprak.

berdec

  • Sürmek. (Farisîden muarrebtir).

berdevam / berdevâm / بردوام

  • Sürekli, devam eden. (Farsça - Arapça)

berdiyy

  • Suriye'de bulunan iki nehrin, bir köyün ve Hicaz'da da bir dağın adı.

çabük-hıraman / çabük-hırâmân

  • Sür'atli yürüyen. Çabuk yürüyen. (Farsça)

cemal-i sermedi / cemâl-i sermedî

  • Sürekli devam eden güzellik.

cevval / cevvâl

  • Sürekli hareket hâlinde olan.

cilve-i hayat-ı sermedi / cilve-i hayat-ı sermedî

  • Sürekli ve sonsuz olan bir hayatın görüntüsü, aksi.

daim / دائم / dâim

  • Sürekli.
  • Sürekli, devamlı. (Arapça)

daimane / dâimâne

  • Sürekli olarak.

daime

  • Sürekli; fertlerde her zaman gerçekleşiyor olma.

daimi / dâimî / دائمى

  • Sürekli, devamlı. (Arapça)

daimi huzur / dâimî huzur

  • Sürekli olarak Allah'ın huzurunda bulunduğunun bilincinde olma.

demuk

  • Sür'atli, seri, hızlı.

devam

  • Sürüp gitme.

ehl-i zikir ve münacat / ehl-i zikir ve münâcât

  • Sürekli olarak Allah'ı zikredip ananlar ve Allah'a yalvarıp zikredenler.

ekhal / ekhâl / اكحال

  • Sürmeler. (Arapça)

evail-i sure / evâil-i sûre

  • Sûre başları.

faaliyet-i daime

  • Sürekli faaliyet, iş.

feletat / feletât

  • Sürçmeler, falsolar.

feşak

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

feth-i suver / فَتْحِ صُوَرْ

  • Suretlerin meydana çıkışı. Her mahlûkun Allah'ın ilim, irade ve kudretiyle en münasib şekilde suretlerinin açılışı.
  • Sûretleri açma.

gele / گله

  • Sürü. (Farsça)

habi

  • Sürünüp emekleyen ufak çocuk.

hadv

  • Sürmek.

halet / hâlet

  • Suret. Hâl. Keyfiyet.

hallakıyet-i daime / hallâkıyet-i daime

  • Sürekli yaratıcılık.

harekat-ı muttaride / harekât-ı muttaride

  • Sürekli ve düzenli hareketler.

hareket-i muttaride

  • Sürekli ve düzenli hareket.

hars

  • Sürme, koruma, ekme, kazanma.

hayat-ı daime

  • Sürekli hayat.

hayy-ı baki / hayy-ı bâkî

  • Sürekli var olan ve sonsuz hayat sahibi olan Allah.

hazam

  • Sür'atle yürümek, hızla yürümek.

hazuf

  • Sür'atle yürüdüğünden ayağı altından taşlar atılan eşek.

hebz

  • Sür'at yapmak, hız yapmak.

hefif / hefîf

  • Sür'atli seyir.

hemazi / hemazî

  • Sür'at, hız.

henf

  • Sür'at yapmak, hız yapmak.

hetlan

  • Sürekli yağan hafif yağmur.

hezazik / hezazîk

  • Süratle kat'etmek, çok çabuk kesmek.

hezreme

  • Sür'atle okumak. Sür'atli kelâm.

hizze

  • Sürur, sevinç, neşe, neşat.

hurufumukattaa / hurûfumukattaa

  • Sûre başlarındaki şifreli harfler.

husas

  • Sür'atle gitmek, seğirtmek, koşmak.

hütul

  • Sürekli yağmur yağma.

hütun

  • Sürekli yağmur yağma.

huzur-u daimi / huzur-u dâimî

  • Sürekli olarak Allah'ın huzurunda bulunduğunun bilinci içinde olma.

i'tibar-ı suret

  • Surete itibar etme, görünüşe değer verme.

ibka / ibkâ

  • Sürekli ve kalıcı hale getirme.
  • Sürekli kılma, bakileştirme.

ibkà etmek

  • Sürekli ve kalıcı hâle getirmek.

ıhtitaf

  • Sür'atle ahzetmek, çok hızlı almak.

iktihal / iktihâl / اكتحال

  • Sürme çekme. (Arapça)

ila ahir-i sure / ilâ âhir-i sûre

  • Sûrenin sonuna kadar.

imtiras

  • Sürtünme, kaşınma.

intizam-ı muttarid

  • Sürekli düzenlilik.

ishal / ishâl / اسهال

  • Sürgün, cırcır olma. (Arapça)

israfil / isrâfil

  • Sur borusunu üflemekle görevli büyük bir melek.

istimrar / istimrâr / استمرار / اِسْتِمْرَارْ

  • Süreklilik. (Arapça)
  • Sürekli olma.

istitrabi / istitrabî

  • Sürur ve sevinmeyi istemeğe dâir.

itare-i name

  • Sür'atle ve hevesli bir şekilde mektub yollama.

kelime-i zikriye

  • Sürekli anılan ve tekrar edilen cümle.

kemal-i sermedi / kemâl-i sermedî

  • Sürekli devam eden mükemmellik.

kesad / kesâd / كساد

  • Sürümsüz, kesat. (Arapça)

keşan keşan

  • Sürükleye sürükleye, zorla çekerek götürerek. (Farsça)

kesid

  • Sürümsüz, geçmez, aranmaz. Bayağı, aşağı.

kızaf

  • Sür'atle gitmek, hızla gitmek.

kubus

  • Sür'atle yürüdüğünden yere tırnağının ucundan başka yeri değmeyen at.

kühl

  • Sürme. Göz için sürme boyası.

kuhli / kuhlî

  • Sürme gibi siyah olan.

kümaşe

  • Sürat, hız.

lağz / لغز

  • Sürçme. (Arapça)

lağziş / لغزش

  • Sürçme, kayma. (Farsça)

levvame / levvâme

  • Sürekli kendini kötüleyen nefis.

lüuka

  • Sür'at, hız.

mahall-i suver

  • Sûret ve fotoğrafların çekilip depolandığı yer.

mahbub-u layezali / mahbub-u lâyezâlî

  • Sürekli var olan, asla yok olmayan, sonsuz sevgili, Allah.

mahlukat-ı seyyare / mahlûkat-ı seyyâre

  • Sürekli hareket eden varlıklar.

makh

  • Sür'at, hız.

malide

  • Sürülmüş, sürmüş. (Farsça)

maliş

  • Sürme, sürüştürme. (Farsça)

meclis-i şura / meclis-i şûrâ

  • Şûrâ meclisi, danışma meclisi.

mecmu-u sure / mecmu-u sûre

  • Sûrenin tamamı.

mehl / مهل

  • Süre tanıma. (Arapça)

mekhul / mekhûl / مكحول

  • Sürmeli. (Arapça)

memhure

  • Sürülüp nadas olmuş yer.

memsuh

  • Suratı, daha çirkin şekle sokulmuş. Biçimsiz ve çirkin surete girmiş olan.

menfa / menfâ / منفى / مَنْفَا

  • Sürgün yeri.
  • Sürgün yeri.
  • Sürgün. (Arapça)
  • Sürgün yeri.

menfalık / menfâlık

  • Sürgün hayatı. (Arapça - Türkçe)

menfi / menfî / مَنْف۪ي

  • Sürgün edilen.

menfiyyen

  • Sürgün olarak.

merta

  • Sür'atle yelmek. Seğirtmek.

mesarr

  • Sürurlu, sevinçli.

mevkute

  • Süreli yayın.

mezak

  • Sür'atli yürüyen deve.

mirah

  • Sürur, neşat, sevinç.

misal / misâl / مِثَالْ

  • Suretten ibaret (âlem).

misali / misâlî / مِثَال۪ي

  • Sûretten ibaret.

mizad

  • Sürur, sevinç, neşe.

müctelib

  • Sürüp götüren.

müddet / مدت

  • Süre.
  • Süre, zaman.
  • Süre. (Arapça)

müddet zarfında

  • Süre içinde.

müdrenfık

  • Sür'atle yürüyen kişi, hızlı giden kimse.

muhadere

  • Sür'at etmek.

muhalled

  • Sürekli.
  • Sürekli.

mukattaa

  • Sûre başlarında bulunan şifreli harf.

mukattaat

  • Sûrelerinin başlarında bulunan şifreli harfler.

müncer

  • Sürüklenen, sonuçlanan.

müsaraaten

  • Sür'atli ve acele olarak.

müsarre

  • Sürurlaşmak, sevindirmek.

musavvir / مُصَوِّرْ

  • Sûret veren, biçimlendiren, Allah.
  • Sûret veren.

musavvire

  • Sûretlenen, biçimlenen.

müstemirren

  • Sürekli, devamlı olarak.

mutasavvire

  • Sûretlendiren.

mütemadi / متمادی / mütemâdî / مُتَمَاد۪ي

  • Sürekli. (Arapça)
  • Sürekli olan.

mütemadiyen / mütemâdiyen / متمادیا / مُتَمَادِيًا

  • Sürekli olarak.
  • Sürekli olarak. (Arapça)
  • Sürekli olarak.

mütevaliyen / متواليا

  • Sürekli olarak. (Arapça)

mütezellik

  • Sürçen, kayan.

muttasıl / متصل

  • Sürekli, durmadan. (Arapça)

na-paydar

  • Süreksiz, geçici. Sebatsız, kararsız, durmaz. (Farsça)

nakur

  • Sur gibi ağızla üflenerek çalınan boruya denir. Nakr; vurmak ve didiklemek mânalarına geldiği gibi, boru çalmak mânasına da gelir. Çünkü boru çalındığı zaman, içinden hava tazyiki ile didiklenmiş olacağı gibi, dışından da o ses, çarptığı kulakları didikleyeceği cihetle boruya "minkar" mânasıyla alâk

necaşe

  • Süratle yürümek, hızlı yürümek.

nefh-i sur / nefh-i sûr / نَفْخِ صُورْ

  • Sûra üfleme.

nefh-i sūr / نَفْخِ صُورْ

  • Sura üfleme.

nefiy / نَفِيْ

  • Sürgün.

nefy

  • Sürgün. (Arapça)

nefyedilen

  • Sürülen, sürgün edilen.

nefyolma

  • Sürgün edilme.

nu'm

  • Sürur, neşe, sevinç, neşat.

raic / râic

  • Sürümlü, revaçta olan.

rehvece

  • Sür'atle gitmek.

revac

  • Sürüm, geçerlik, itibarda olma, herkesçe aranılma.
  • Sürüm. Kıymet, değer, geçerlik, makbuliyet.

revacdar / revacdâr

  • Sürümlü ve revâcda olan mal. (Farsça)

ruh-u cevvale / ruh-u cevvâle

  • Sürekli hareket halinde olan ve çok hızlı hareket eden ruh.

sadaka-i cariye / sadaka-i câriye

  • Sürekli hayra sebep olan ve sevabı öldükten sonra da yazılmaya devam eden sadaka.

sahtru

  • Suratı asık, dargın, kırgın. (Farsça)

saika

  • Sürükleyen, sevkeden, götüren hal, sebep.

sari

  • Süren, sürücü. (Farsça)

sebeb-i tehcir

  • Sürgün sebebi, uzaklaştırma sebebi.

şekavet-i daime

  • Sürekli bedbahtlık, hiç bitmeyen sıkıntı.

şerbet / شربت

  • Şurup. (Arapça)

sereyan-ı seria / sereyan-ı serîa

  • Sür'atle yayılan, çabuk neşrolan.
  • Süratle yayılma.

sermed

  • Süreklilik, devamlılık.
  • Sürekli, ebedî ve ezelî, Allah.

sermedi ferman / sermedî ferman

  • Sürekli, dâimi buyruk.

sermediyet

  • Süreklilik, devamlılık.

sevla'

  • Sürüye uymayıp otlakta dönüp duran hasta veya delirmiş koyun. (Müz: Esvel)

seyr-i seri / seyr-i serî

  • Sür'atli seyahat, hareket.

şule-i cevvale

  • Sürekli hareket ederek etrafına ışık saçan parıltı.

sünbe

  • Suret.

sür'aten

  • Sür'atle, hemen, derhal, çabuk.

surahi / surahî / صراحى

  • Sürahi. (Arapça)

sureten / sûreten

  • Suret itibariyle, suret olarak, görünüşte. Sanki.
  • Sûretçe, biçimce, görünüşte.

suretger

  • Suret yapan, resim çizen, ressam. (Farsça)

suretperest / sûretperest

  • Sûrete pek düşkün olan.

suretperestlik

  • Surete tapmak, görünüşe çok değer vermek, fotoğrafa tapmak.

suri / surî / sûrî

  • Surete ait, görünüşe ait ve müteallik. Hakiki, ciddi ve samimi olmayan. Zâhirî.
  • Surete ait, görünüşe ait. gerçek dışı, ciddi ve samimi olmayan.
  • Sûrete ait, görünüşte.

sürmedan / سرمه دان

  • Sürmelik. (Türkçe - Farsça)

şurub / şurûb / شروب

  • Şurup. (Arapça)

suver

  • Suretler.
  • Sûreler, sûretler.

tahvid

  • Sür'atle gitmek, hızla gitmek.

tamam-ı suret

  • Suretin, fotoğrafın tamamı.

tasvir / tasvîr / تَصْو۪يرْ

  • Sûret verme.

teas

  • Sürçüp yüzü üstüne düşmek.

tecelli-i timsal

  • Suretlerin tecellisi.

tedai-yi efkar / tedâî-yi efkâr

  • Sürekli olarak bir fikrin başka fikirleri çağrıştırması.

tedellük

  • Sürtme. Oğma.

tedlik

  • Sürme.

temadi / temâdi

  • Sürüp gitme.

terakkiyat-ı daimi / terakkiyât-ı daimî

  • Sürekli, yükseliş, ilerleme.

tevaggul / توغل

  • Sürekli uğraşı. (Arapça)

tevhid-i sermedi / tevhid-i sermedî

  • Sürekli var olan yaratıcının birliği.

tezemmün

  • Sür'atle gitmek.

timsal-i sūret / timsâl-i sūret / تِمْثَالِ صُورَتْ

  • Suretin örneği.

türşru / türşrû / ترش رو

  • Suratı sirke satan, ekşi suratlı. (Farsça)

ubudiyet-i mütemadiye

  • Sürekli olan kulluk.

ükule

  • Sürüden ayırıp beslenilen koyun.

vezveze

  • Sür'atle sıçramak.

vird-i şerif

  • Sürekli okunarak tekrar edilen duâ ve zikirler.

vird-i zeban / vird-i zebân

  • Sürekli tekrarlanan zikir.

vücud-u baki / vücud-u bâki

  • Sürekli vücud.

ze'v

  • Sürmek ve sulamak.

zelk

  • Sürçme, kayma.

zell / زل

  • Sürçme, kayma. (Arapça)

zelle

  • Sürçme, yanılma.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın