LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Suk kelimesini içeren 48 kelime bulundu...

bi-sükun / bî-sükûn

  • Sükûn bulmaz, durmaz, hareketli. (Farsça)

eşşükrü lillahi teala / eşşükrü lillâhi teâlâ

  • Şükür, teşekkür ve minnet yalnızca yüce olan Allah'a aittir.

eşşükrülillah

  • Şükür Allahadır.

hamd / حمد

  • Şükür. (Arapça)

hamd ü sena / hamd ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamd ve medh ü sena / hamd ve medh ü senâ

  • Şükretme ve övme.

hamd ve sena / hamd ve senâ

  • Şükretme ve övme.

hamd-ü sena / hamd-ü senâ

  • Şükür ve övgü.

hamd-ü şükr ü sena / hamd-ü şükr ü senâ

  • Şükür, hamd ve senâ.

hedne

  • Sükun, sessizlik, durgunluk.

ıhrinmas

  • Sükut etmek, susmak.

ıtrak

  • Sükût etmek, susmak. Gözünü yere dikip bakıp durmak.

ittifak-ı sükut / ittifak-ı sükût

  • Sükût ederek fikir birliğinde bulunma.

kainat-ı sakit / kâinat-ı sâkit

  • Sükut eden, susan kâinat.

kezum

  • Sükut etmek. Susmak.

kuvvet

  • Sükunette bulunan cisimleri harekete, hareket ettikleri sükunete getirmeğe muktedir olan sebeb. (Kuvvet, te'sir ettiği cisimlerin hâricindedir.)

mebde-i sukut

  • Sukutun başlangıcı. Düşüşün mebdei.

medar-ı hamd / medâr-ı hamd / مَدَارِ حَمْدْ

  • Şükür sebebi.
  • Şükre sebeb.

medar-ı hamd ve şükür / medâr-ı hamd ve şükür

  • Şükür ve hamd kaynağı, sebebi.

medar-ı şükran / medâr-ı şükran / medâr-ı şükrân / مَدَارِ شُكْرَانْ

  • Şükür vesilesi, sebebi.
  • Şükre sebeb.

medar-ı şükür / medâr-ı şükür / مَدَارِ شُكُرْ

  • Şükür vesilesi.
  • Şükre sebeb.

medyun-u secde-i şükran

  • Şükür secdesi yapmaya borçlu.

mehamid

  • Şükür ve hamdler. Medihler. Sebeb-i şükür ve hamd olan hasletler.

meşkur / meşkûr

  • Şükre lâyık olan. Teşekküre ve kendine şükredilmeğe lâyık olan. Kendine şükür arzolunan. Az şükredene çok ihsan eden.
  • Şükre lâyık olan.

minnetdar

  • Şükran duyan, iyilik karşısında kendini borçlu hisseden.

minnettarlık

  • Şükran duygusu.

mucib-i şükran / mûcib-i şükran

  • Şükür gerektiren.

müfettiş-i şakir / müfettiş-i şâkir

  • Şükreden denetleyici.

müteşekkir / متشكر / مُتَشَكِّرْ

  • Şükreden, teşekkür eden.
  • Şükreden.
  • Şükreden, iyiliğe karşı nazikâne davranan.
  • Şükran borçlu. (Arapça)
  • Şükreden.

müteşekkirane / müteşekkirâne

  • Şükrederek, şükür etmek suretiyle. (Farsça)
  • Şükrederek, teşekkür edercesine.

nast

  • Sükut. Konuşurken dinlemek için susmak.

şakir / şâkir / شاكر / شَاكِرْ

  • Şükreden.
  • Şükreden.
  • Şükr eden. (Arapça)
  • Şükreden.

şakirane / şakirâne / şâkirâne

  • Şükrederek. şükretmek suretiyle. (Farsça)
  • Şükredene yakışır şekilde, şükrederek.
  • Şükreden gibi.

secde-i şükran

  • Şükür secdesi. Şükretmek maksadıyla yapılan secde.

sekine / sekîne

  • Sükun ve imtinan, temkin. Kalp rahatlığı, kalp huzuru veren bir duanın adı.

sekinet

  • Sükun ve imtinan. Temkin. Nefisteki telaşın kesilmesi ile hasıl olan kalp huzuru ve sükuneti.

sipas / sipâs / سپاس

  • Şükretme, dua etme. (Farsça)
  • Şükür. (Farsça)

sipasgüzar / sipasgüzâr / سپای گزار

  • Şükreden. (Farsça)

şükr / شكر

  • Şükür, nimete karşı memnuniyetini gösterme.
  • Şükür, teşekkür. (Arapça)

şükran / şükrân

  • Şükür hissi.

şükraniyet

  • Şükranlık.

şükür

  • Şükr, nimete karşı memnunluk göstermek.

tahdis / tahdîs

  • Şükürle söyleme.

tahdis-i nimet / tahdîs-i nimet

  • Şükür maksadıyla Cenab-ı Hakkın verdiği nimetleri anlatma, sevincini ve şükrünü bildirme.

tahdisinimet / tahdîsinîmet

  • Şükür için kendine verilen nimeti söyleme.

teşekkür

  • Şükretme.

vazife-i meşkure-i maneviye / vazife-i meşkûre-i mâneviye

  • Şükür ve övgüye lâyık mânevî görev.

vazife-i şükraniye / vazife-i şükrâniye

  • Şükür görevi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın