LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Sevmek ifadesini içeren 27 kelime bulundu...

asabiyyeten

  • Asabi olarak. Sâde kendi milliyetini, soyunu sevmekle.

aşk-ı hakiki / aşk-ı hakikî

  • Hakiki aşk. Allah için sevmek. Allah sevgisi.

el-hubbu fi'llah

  • Allah için sevmek; sevgi Allah içindir.

el-hubbu fillah / el-hûbbu fillah

  • Allah için sevmek.

elhubbu-lillah

  • Allah için sevmek. Muhabbet, dostluk, sevgi sırf Allah içindir. Hoş geçim, insanlara olan muhabbet Cenab-ı Hakk'ın rızası içindir.

fena fillah / fenâ fillah

  • Kalbin yalnız Allahü teâlâyı sevmesi, O'nun beğendiği şeylerde fâni olmak yâni O'nun sevdiklerini sevmek O'nun sevdiklerini kendi için sevgili bilmek.

hibab

  • Dostluk, sevmek.
  • (Tekili: Habb) Tohumlar, taneler.
  • Haplar.

hoşlanmak

  • Hoşuna gitmek, sevmek.

hubb-ı fillah ve buğd-ı fillah / hubb-ı fillâh ve buğd-ı fillâh

  • Allahü teâlâ için sevmek ve Allahü teâlâ için düşmanlık etmek.

hubb-u ehl-i beyt

  • Ehl-i Beyt'e olan sevgi ve bağlılık. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) neslinden gelenleri, onun izinden gidenleri ve onun yolunda sâdık olup sebat edenleri sevmek. (Farsça)

hubb-u fillah / hubb-u fillâh

  • Allah için sevmek.

hubb-u hayat

  • Hayatı, yaşamayı sevmek.

insaniyetperverlik

  • İnsanlığı sevmek.

mahabbet / محبت

  • Sevgi. (Arapça)
  • Mahabbet eylemek: Sevmek. (Arapça)

meveddet

  • Dostluk. Sevgi. Muhabbet. Muhabbet etmek. Sevmek.

muhibbiyet

  • Son derece sevmek.

perestiş

  • Pek çok sevmek. Bendelik etmek. İbâdet etmek. (Farsça)
  • Aşırı derece sevmek, ibadet etmek.

revafıd / revâfıd

  • Râfizîler. Hazret-i Ali'yi sevmekte taşkınlık ederek diğer Eshâb-ı kirâmı (Peygamber efendimizin arkadaşlarını) kötüleyenler. Doğru yoldan sapanlar.

ri'mam

  • Sevmek.

şefakat

  • Şefkat, acıyarak şefkatle sevmek. Karşılık istemeden merhamet edip acımak, sevmek.

şefkat

  • Başkasının kederiyle alâkalanmak, acıyarak sevmek. Yardıma, sevgiye muhtaç olanlara karşılıksız olarak merhamet ve sevgiyle yardıma koşmak. Karşılıksız, sâfi, ivazsız sevgi beslemek.

seyr-i fillah

  • Allahü teâlânın isimlerinde ve sıfatlarında ilerleme. Allahü teâlânın beğendiği ve râzı olduğu şeylerde fânî olma (yâni O'nun sevdiklerini sevmek ve O'nun sevdikleri kendine sevgili olmak).

ta'ziz

  • Bir adamı aziz kılmak. Hürmet ve muhabbetle sevmek.

tealluk

  • Muhabbet etmek, sevmek.
  • Alâkalı olmak.

tevadd

  • Muhabbet etmek, sevmek.

vemk

  • Muhabbet etmek, sevmek.

vidad

  • Dostluk. Sevmek. Muhabbet.
  • Dost ve muhib.
  • Her şeye muhabbeti olan.